,
Niğde Valiliği, Niğde Belediyesi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ve Niğde Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenecek Niğde 6. Gastronomi Festivali, 2 Ekim’de kapılarını açacak.
Şimdi buradan başlayalım.
Niğde’de bir festival, bir etkinlik, ekonomik veya sosyal bir çalışma yapılacaksa, bütün bunların baş girişimcisi ve çoğu zaman finansörü Niğde Belediyesi oluyor. Ardından Niğde Valiliği ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi geliyor.
Bu üç resmi kurumun dışında, özellikle sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün katkısı ise çoğu zaman sınırlı kalıyor.
Özür…
STK’larımız ve özel sektör temsilcilerimiz elbette geliyor.
Kurdele kesiminde…
Stand ziyaretlerinde…
Fotoğraf karelerinde…
Sosyal medya paylaşımlarında…
Katılımımız çoğu zaman bundan ibaret.
Nihayet önümüzdeki ekim ayında yapılacak 6. Gastronomi Festivali’nin bir bileşeni de NİTSO oldu.
Güzel gelişme.
Hatta geç bile kalınmış bir gelişme.
Çünkü Gastronomi Festivali gerçekten amacına ulaşan, Niğde’nin mutfak kültürünü görünür hale getiren bir organizasyona dönüştü.
Yemeklerimizin, gıdalarımızın, yöresel ürünlerimizin ve geleneksel mutfak kültürümüzün farkına vardık.
Daha da önemlisi;
Yöresel ürünler üreten kadın kooperatifleri ve işletmeler hayli çoğaldı.
O annelerin, ablaların önemli bir bölümüyle konuştum.
Son derece memnunlar.
Çünkü yaptıkları işin yalnızca ev ekonomisine değil, Niğde’nin tanıtımına da katkı sağladığını görüyorlar.
Geçen yıl düzenlenen 5. Gastronomi Festivali’nde görev alan ünlü şeflerle de konuşmuştum.
Kendilerinden Niğde Gastronomi Festivali’ni başka illerdeki festivallerle karşılaştırmalarını istemiştim.
Genel değerlendirmeleri olumluydu.
Niğde’nin bu konuda epey güzel yol aldığını söylediler.
Tek olumsuz değerlendirmeleri, festivaldeki yürüyüş kortejinin disiplin eksikliğiydi.
O dönem şehir merkezindeki yollar da Tek Yön Projesi nedeniyle inşaat halindeydi.
Yani festivalin eksikleri elbette var.
Her organizasyonun olduğu gibi…
Ama bugün geldiğimiz noktada ortada küçümsenmeyecek bir başarı da var.
Peki diğer odalar, STK’lar nerede, özel sektör nerede?
Gastronomi Festivali’nde üç resmi kurumun yanında bir sivil yapı olarak NİTSO var.
Peki diğer meslek odaları nerede?
Esnaf kuruluşları neden daha görünür değil?
Madem Ahilik Haftası’nı kutluyoruz, Ahilik kültürünü anlatıyoruz;
Ahilik Haftası provasını biraz da burada yapın.
Birlikte üretmek, birlikte paylaşmak, şehrin ortak değerlerine sahip çıkmak da bir Ahilik kültürü değil mi?
Asıl mesele: Niğde’nin özel sektörü!
Gastronomi Festivali başta olmak üzere, Niğde’nin bu tür organizasyonlarında eksikliği en fazla hissedilen bir kesim daha var.
Niğde’nin özel sektörü.
Evet, çok net. Niğde’de özel sektör bu işin yeterince içinde değil.
Oysa gıda sektöründe marka olmuş veya olmaya aday çok sayıda işletmemiz var.
Calmio, Bakkalbaşıoğlu, Niğde Gazozu, Çakmaklar, Tarihi Niğdelioğulları, Can Gıda, Arden Makarna, Derya, Prenses, Çerezcim Kuruyemiş, Frito, Fross…
Yufkacıdan et ve tavuk ürünlerine, makarnadan kuruyemişe kadar onlarca üreticimiz var.
Sadece OSB’de değil.
Şehir merkezinde de çok sayıda işletmemiz var.
Beykoz, Sofra, Amber, Mehlika, Begümce, bilmem şu cafe, bu kahve, Gültekin Usta, Kadir Usta, Azmi Usta, …Usta… …Usta…
Gelin.
Ustalığınızı gösterin.
Ürününüzü tanıtın.
İnsanlara tattırın.
Şehrin mutfağını siz anlatın.
Bir günlüğüne farklı bir gösteri yapın.
Bir ürününüzün nasıl yapıldığını gösterin.
Gelin şov yapın.
Kimse bir şey demez.
Tam tersine, Niğde kazanır.
“Festivalde işimiz düşüyor” diyenlere…
Gastronomi Festivali sırasında diğer bu tür etkinliklerde ve sonrasında, işlerinin azaldığını, kazanç kaybı yaşadıklarını söyleyen esnaflar olduğunu duyuyoruz
Buyurun, katılın.
Festivalin içinde olun.
Üstelik yerli katılımcılara yönelik kolaylıklar da var.
Sadece kenarda durup eleştirmek yerine, organizasyonun bir parçası olun.
Festival sizin de festivaliniz olsun.
Niğde’nin ilçeleri de bu sofrada olmalı
Gümüşler’in alabalığı harikaydı.
Çamardı’nın tatlısı ona keza.
Bor’un neden bir ürünü yok?
Ulukışla’nın?
Çiftlik’in?
Altunhisar’ın?
Her ilçenin, her beldenin, her köyün bu sofraya koyabileceği bir değeri yok mu?
Elbette var.
Mesele onu ortaya çıkarmak.
Bir ilçenin yöresel yemeği, bir beldenin ürünü, bir köyün geleneksel tarifi… Mesela, yaşlı bir köylü teyzeyi çıkarın o şivesi ile eskiden Bor’da köfterler nasıl yapılır, nasıl komşularla paylaşılırdı anlatsın… Öğrenciler mizansen yapsın vb.
Bunların her biri Niğde’nin marka değeridir. Sadece yemek değil, bir yeme, yemek davranışı bile ulusala taşınabilir.
Mesele sadece ticaret değil
Konu, şehrin duygusuna ortak olmak.
Şehirle bütünleşmek.
Birlikte olmak.
Beraber üretmek.
Beraber tanıtmak.
Beraber kazanmak.
Bir şehir olabilmek.
Niğde Belediyesi, Valilik ve Üniversite her etkinliğin yükünü tek başına taşıyamaz.
Taşımamalı da.
Çünkü şehir sadece belediyeden, valilikten, üniversiteden ibaret değil.
Şehir; esnafıyla, sanayicisiyle, tüccarıyla, odalarıyla, STK’larıyla, kadın kooperatifleriyle, üreticisiyle, ustasıyla, sanatçısıyla, çiftçisiyle bir bütündür.
Çünkü şehir olmak, şehirden olmak güzel bir duygudur.
Yaşayın.