,
Demokratik bir toplum olduğumuzu iddia ediyorsak;
Halkı bilgilendirmek,
Gerek siyasi gerekse de kamu ve özelde meydana gelen olay, durum ve yanlışları kamuoyunun nazarına sunmak,
Basının asli görevleri olarak vücut bulur.
Zaten bu yönüyle de basın bir nevi, ‘demokrasilerin bekçisi’ olarak da tanımlanır.
Tabii ki basın iyi niyetli davranmak, etik kurallara uymak, akabinde güvenilir ve doğru haber verme zorunluluğunu da göz ardı edemez. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin basın özgürlüğünü de içeren 10 maddesi basının görev ve sorumluluklarını kapsar.
Gerçek dışı haber verilmemesi,
Kişisel veya bir zümrenin yararına dönük iftira niteliğinde haber yapılmaması,
Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması,
Mağdur hakları ve masumiyet karinesi noktasında ciddi bir hassasiyet gösterilmesi dahil,
Basın daha birçok konuda, kendi özdenetimini sağlayıcı ve kanunlar kapsamında sorumluluk yüklenici vasfıyla, ince ve hassas bir çizgide varlığını sürdürür.
Yani anlayacağımız;
Hem vatandaşın haber alma özgürlüğü,
Hem kamu yararını gözetme zorlukları,
Hem de bu geçiş ve hassasiyetler arasında,
Basın bir şekilde, devletin asli bir kolu olma özelliğiyle de ön plana çıkmaktadır.
Fakat son zamanlarda kentimizde olağan ve sıradanmış gibi, sahada görevini yapmaya çalışan muhabir ve gazeteci arkadaşlara karşı yapılan müdahaleler, pek de öyle içe sindirilecek gibi değil.
Kamuya açık alanda kavga oluyor, kavgaya karışanlar bir yandan da basına saldırıyor.
Trafik kazası oluyor, kazaya karışanlar bir yandan da basına saldırıyor.
Asayiş olayının takibi esnasında, vur abalıya basına saldırılıyor.
İnşaatlarda bir kaza oluyor, basına çullanılıyor,
Yangın oluyor, orada görevini yapmakta olan basın mensuplarına saldırılıyor,
Yani anlayacağımız tehdidin bini bir para,
Sözlü tepkinin bini bir para,
Fiziksel müdahale agresifliğinin, bini bir para.
Üstüne üstlük; haber alma özgürlüğünün hukuki çerçeve içerisinde yayımlanmış olan haberlerin yayından kaldırılması isteklerinin, bini bir para.
Bir doktor ne kadar üzerine düşeni yapmaya çalışıyorsa,
Bir polis ne kadar üzerine düşeni yapmaya çalışıyorsa,
Bir öğretmen ne kadar üzerine düşeni yapmaya çalışıyorsa,
Bir mühendis ne kadar üzerine düşeni yapmaya çalışıyorsa
Bir basın mensubu da üzerine düşeni, yani görevini yapmaya çalışıyor.
Haber değeri olan ve içinde kamu yararı olan olayların hukuki şartlarda gözetilerek yayınlanması, basının görevini yaptığı manasına geliyor.
Niğde basınının bu konudaki hassasiyetini de tartışmak istemem,
Çünkü kentimizdeki basın mensubu arkadaşlarımın, yıllardır bu konudaki hassasiyetlerini yakından gözlemiş biri olarak,
Basın-Toplum işbirliği noktasında,
Niğde ili içeriğinde saygıyı hak ettiklerine inanıyorum.
Elbette kamu yararı ve kişisel hakları,
Göz ardı etmedikleri müddetçe.