,

İzzet Emmi ve şürekâsını keşfedeli uzun zaman olmadı. You Tube mecrasında ilk videolar önüme düştüğü birkaç gün içinde, parodilerinin tiryakisi olup her gün seyreder oldum.

Meğerse bu arkadaşlar on senedir Tik Tok vs sosyal medya ortamında izlenir, alkışlanırmış. Hatta İzzet Emmim çoktan binlerce kişinin izleyip takdir ettiği bir fenomen haline gelmiş de haberimiz yokmuş.

Emmi’nin ilk videolarını seyrettiğimde fizyonomisi, hal ve hareketleri, aksanı, diksiyonu ile kesin bizim oraların adamıdır deyip, tanıdığım birçok kişiye benzetmiştim. Nitekim bir söyleşisinde Niğdeli olduğunu, dokuz yaşında köyden çıkıp Mersin’e geldiğini, aşçı yamağı olarak çalışmaya başladığını, emekli olmasına rağmen o gün bugün çalıştığını söyledi. Hakkındaki araştırmamı biraz derinleştirince, Emmi’nin Kitreli köyünden olduğunu öğrendim.

Elli senedir Mersin’de yaşıyor olmasına rağmen, köyünden hiç çıkmamış gibi doğal şivesi ve kullandığı özgün kelimeler onu farklı kılmaktaydı. Kızdığı adama en fazla Kozalak veya Kösnük diyor, arada da Dinazor Yumurtası, Alizona Kertenkelesi gibi patenti kendine ait kelimelerle karşılık veriyordu.

İzzet Emmi, kalendermeşrep kişiliğiyle gönüllerde taht kurarken bizlere arif olmanın ne olduğunu hatırlatıyor. Emmi ilkokulu zor bitirmiş veya bitirmeden ayrılmış olsa da erken yaşta hayat mücadelesine başlamış, çekirdekten yetişme aşçı olmuş, yemeklerle birlikte o da pişmiş, üzerine bilgelik çökmüş.

İzzet Emmi’nin sosyal medyada bu derece tanınıp sevilmesinin asıl mimarının ise oğlu Özcan Başoğul olduğu aşikârdır. Bu yeni moda teknolojik işler, gençlerin ilgi alanı olup sonradan analarını babalarını atalarını, projelerine dahil ettiler. Bir oturuşta yüz tane hamburger yiyen dev halterci Tuna Tavus, nasıl ki babası Serdar abiyi sanal alemin içine çekip ünlü olmasını sağladıysa, Özcan kardeşimiz de Emmi’yi ve annesi Zahide ablayı skeçlerinde oynatarak aile boyu fenomen olma kervanına katıldılar.

İzzet Emmi ve ekibinin adları Türkiye çapında duyulunca Mersin’de, benzer içerikler çekmekte olan Kevrek kardeşler ile güç birliği yapıp ortak işlere imza atmaya başladılar. Senaryoları Rıdvan Kevrek yazıyor; kardeşi Murat ve Kuzeni Harun ile çok başarılı skeçlere imza atıyorlardı. Gün geçtikçe kadroları büyüdü; üstün oyunculuk performansıyla herkesin sevgisini kazanan Arif abi, “ Baba Hayran” tiplemesiyle gönüllerde taht kuran Danyal Dayı, Kayınço Murat, her kılığa giren Cüneyt ve daha nice sahici tipleme, yıllardır yüzü gülmeyen halkımızı güldürmeyi başardı. Daha doğru bir anlatımla; “Ağlanacak Halimize Güldük

Ekibin, her biri Kamu Spotu işlevi görmesi gereken skeçlerini tek kelimeyle anlatmamız gerekirse; “Samimiyet” diyebiliriz.

Ülkemiz gerçeklerini, trajikomik olayları, sahneledikleri karakterle, ara sıra metnin dışına çıkıp doğaçlama oynamaları, sahici olmaları onları benzersiz kılıyor.

İzahı Olmayanın Mizahı Olur

Ülkemizde gündem çok hızlı değişip, akla ziyan durumlar ortaya çıktığından, hicvedecek, dalga geçecek konu sıkıntısı çekilmez. Halkımız artık, tepkisiz ve başa gelen çekilir kıvamında olduğundan pek çok şeye gülüp geçmektedir. Kendi mikro dünyaları dışındaki meseleleri dert etmiyor, geçim dertleri kendilerine yetiyor. “Beterin Beteri Vardır” deyip sabrediyorlar.

Kimileri bu skeçleri Levent Kırca’nın ; Olacak O Kadar parodilerine benzetse de bu arkadaşlar çekimlere başladıklarında arkalarında ne bir yapımcı ne bir sponsor desteği vardı.

İmkânsızlıklar içinde, cep telefonlarıyla çektikleri videoları yükleyip beğenimize sundular.

Günlük hayatta karşılaştığımız dumur olaylar, toplumun alt katmanındakilerin çektiği çileler,

Kapitalizmin dayattığı unsurlar, modernizmin travmaları, sosyal çürüme, toplumsal ayrışma, trafik terörü, kültür ithali, işçi-işveren ilişkileri, mafyatik ortam, aşırı hayvan severler, hayat pahalılığı, kiracı ev sahibi tiplemeleri, dilimize giren yabancı sözcükler, sahtekâr ve kalpazanlıklar ve buna benzer yüzlerce konuya ayna tutup büyük bir ustalıkla hicvettiler.

Siyasete kat’iyyen girmediler. Sadece meclis lokantasındaki fiyatları ve kamudaki aşırı istihdamı konu edip halkımıza; içinde bel altı unsurların olmadığı, küfür içermeyen komedi yapılabildiğini gösterdiler. Hatta Niğde’de filmi izleyen çocuklar, küfür olmamasını yadırgamışlar. Sırf bu yüzden takdiri hakkediyorlar

İzzet Emmi- Kevrek ekibinin bir özelliği de toplumun tüm katmanlarına hitap edebilmeleri…

Bu yönleriyle, zengini-fakiri bir araya getiren Köfteci Yusuf’a benziyorlar. Herkes aynı ortamda aynı eti-ekmeği yiyip aynı parayı ödüyor. Fiyatlar, piyasaya göre uygun. İzzet Emmi’yi de toplumun her kesimi seyrediyor, seyrederken hem gülüyor, hem düşünüyor, hem de ders çıkartıyor.

Ekibin ilk uzun metrajlı filmi olan Kozalak Devri’nin vizyona girmesiyle çıkması bir oldu. Zira, herkesin tatilde olduğu bir dönemde gösterildi ve yüksek bilet fiyatları yüzünden pek kimse gidemedi. Günümüzde sinema kültürü çok zayıfladı. İzleyenlerce beğenilen film, Dijital Yayın Platformlarında yayınlanabilirse kitlelere ulaşacaktır.

Neşesini kaybeden toplumu yeniden neşelendiren bu güzel insanları içtenlikle tebrik ediyor, çıktıları yolda, aynı çizgide amatör ruhlarını muhafaza ederek çok daha güzel işler yapacaklarına inanıyorum.