Hayatın her tarafında birliğin ve dirliğin getirileri o kadar çoktur ki buna rağmen ayrı kalmanın ve de ihtilafın bu getiriler karşısında hala revaçta olmasına şaşmamak elde değildir.
İnsan bir topluma doğar ve sosyal bir organizasyonun içinde kendini bulur. Birlikte hareket etmek aslında insanın fıtratında olan bir unsurdur. Meseleyi manevi cepheden temaşa edersek; Yüce yaratıcı ibadetlerde cemaatle kılınan namazlara daha çok sevap vermekte ve dinimizde birlik her daim teşvik edilmektedir. Bu noktada çalışmakta bir ibadet olduğuna göre ortak teşebbüs ve kollektif hareket etme şuuru ve niyeti de çalışma ibadetinin manevi derecesini artıracaktır. Bir kişinin hayatı boyunca elde edeceği başarıyı birkaç kişi uygun bir işbölümü ve ortak hareket ederek çok kısa zamanda elde edebilir. Netice itibariyle ortak bir şuur ve ortak hareket etme duygusu kişiler için hayati derecede önemlidir. Bu bilincin oluşmaması ve yokluğu toplumsal ahengi bozmakta, maddi ve manevi sıkıntılara yol açmaktadır. Memleketimizin içinde bulunduğu işsizlik ve sıkıntıların ana kaynağı da bu şuurun eksikliğidir.
Niğde Orta Anadolu’da kapalı bir havza görüntüsü veren kendi kalıplarını kırarak bir türlü karşısına çıkan zorluk dağlarını aşamayan bir şehir olarak temaşa edilmektedir. Denize kavuşmak isteyen fakat önüne çıkan engelleri aşıp bir türlü emeline nail olamayan bu kent hak ettiği yerin çok gerisindedir. Akmayan suların kokması gibi bir atalet yâda durgun su sendorumu diye isimlendireceğimiz bir durum şehrimizin kaderini belirlemekte ve harekete geçmesi için bir türlü gerekli olan ivmeyi sağlamasına izin vermemektedir.
Bir noktada hastalıkla yaşamak yani var olan durumu kanıksayıp mevcut duruma razı olmak ve de bir çıkış noktası aramamak da Niğde için öğrenilmiş bir çaresizlik modeli olarak görülebilir. Kendi gücünün farkına varmayan kendini olduğundan daha küçük gören bir bakış açısı da şehrin gelişmesini engellemektedir.
Niğde’nin tarihsel süreç içerisinde daima küçüldüğünü bir sabun gibi eridiğini temaşa ediyoruz, çok kısa bir zaman öncesine kadar bölgenin idari anlamda önemli bir mekanizması olan şehrimiz ne yazık ki evlatları gurbete giden bir anne baba gibi suskun ve çaresiz bir durumdadır. Bunda değişen ticaret yollarının ve sapa kalmışlığın etkisi de büyük oranda hissedilmiştir. Kayseri ve Konya'nın gelişmesini sağlayan kollektif bilinç ne yazık ki şehrimizde yokluğu en fazla hissedilen aranan fakat bulunamayan bir değer olarak adından söz ettirmektedir.
Etrafında ki illerin büyük olması ve bu illerin ana sanayi kollarında Niğde’yi bir pazar olarak görmeleri Niğde’yi hazır olana talip olan üretme ihtiyacı duymayan bir il durumuna düşürmektedir. Niğde’yi cazibe merkezi haline getirecek projelerin olmaması var olan sermayenin de dışarı kaçmasına yol açmaktadır.
Küçük olsun benim olsun mantığı Niğde’nin ilerlemesini engelleyen en önemli toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yurdumuzda genel itibariyle küçük şehir eşrafının sosyo ekonomik statülerini korumak için kendilerine ticarette ve sanatta rakip olacak unsurları yıllar yılı engellemeleri şehirlerin kalkınmasını engelleyen bir unsur olarak görülebilir. Niğde de bu anlayıştan dolayı zarar etmiş şehirlerden birisidir denilebilir.
Geçmişte yaşanan olumsuz ortaklık örneklerinin hastalıklı bir gen gibi nesillerden nesillere taşınması da Niğde açısından gelişmeyi ve ilerlemeyi dinamitleyen bir unsurdur. Psikolojik olarak güvensizliği telkin eden algıların toplumsal psikolojiyi kontrol etmesi de verimli beraberliklerin yolunu tıkamıştır ve halada tıkamaktadır.
Akrabalar arasındaki küçük menfaat çatışmalarının ve küçük problemlerin hemen büyütülmesi ve kalıcı bir kine büründürülmesi memleketimizin içinden çıkılmaz bir problemi olarak çözüm beklemektedir. Aileleri bir arada tutan bağların kıskançlık ve haset yüzünden gevşemesi memleketimiz insanı için çok büyük kayıplara yol açmaktadır.
Birlikte hareket etmenin birlik olmanın muhteşem ahengini kavrayacak külli bir kavrayış ufkuna erişilmemiş olması da Niğde için bir sorun olarak ele alınabilir. Niğde bu noktada kökü uzun yıllara dayanan bir yalnızlığın bir tek başınalığın ceremesini çekmeye kendi kendini mahkûm etmiş gibidir.
Sanayileşme noktasında istenen hedefi tutturamamış açılan fabrikaların çoğu uzun soluklu olamamış ve de teknolojinin imkânlarından yeterince faydalanamamıştır. Niğde varlıkta yokluğu, çoklukta azlığı yaşamanın çilesine bürünmüş bir derviş gibi bozkırın ortasında yalnızlığı kendine azık etmiştir.
Niğdeliler eğer objektif bir gözle bakılırsa Türkiye'nin en çalışkan en girişken insanlarıdır. Sırf ortak hareket etme şuuru gelişmediği için yapılan çalışmalar beklenen meyveleri vermemektedir. Niğdeliler çok çalışmaktalar Fakat birlik ve beraberliğin getirdiği rahmetten bir türlü yararlanamamaktadırlar.
Sermayenin üretime dönüşmesini engelleyen görünmez bir duvar bir paradan para kazanma algısı tüm küçük şehirlerin ruhunu kirletmektedir. Bu noktada Niğde de bu kirli furyadan nasibini almaktadır.
Memleketimizde kırsal kesimlerden kalkarak yılın belli zamanlarında mevsimlik olarak dışarı gidip büyük şehirlerde kimsenin yapmak istemediği çoğu kişinin hor gözle baktığı hurdacılık tatlıcılık zerzevatçılık gibi seyyar işleri yapıp ailesin geçindiren ve gayr-ı meşru alana sapmadan alnının teriyle geçimini temin eden bir büyük kitle vardır. Bu gurbet şehrimizin türkülerine bile sinmiştir. Meşhur türküde ki 'bize mesken oldu gurbet elleri' ifadesi bu garipliğin bir yansımasıdır.
Niğde dinamik iş gücünün aynı zamanda sermayenin ve kaynakların bir arada bulunduğu bir şehirdir. Burada en önemli sorun organizasyon sorunu olarak göze çarpmaktadır. Un şeker ve yağı bir araya getirip helva yapmak gerekmektedir.
Memleketimizin nemelazımcılık ve bananecilik gibi lüksmü lüks bir hastalığı vardır. Kendi kendini zehirlemenin kendi ayaklarına çelme takmanın mantığını bulabilmek mümkün değildir.
Şehrimizde dışarıdan sermaye gelmesini beklemek yerine var olan değerlere sahip çıkarak, gelişmeyi ve ilerlemeyi şiar edinerek bir atılım gerçekleştirilebilir. Bu noktada kültürel sermayenin artırılması kaliteli işgücünün üretilmesi modern tarım metotlarının kullanılması ayrıca belirlenecek bir alanda dünya çapında uzmanlaşmanın olması şehri farklı konumlara getirebilir. Tüm bunların altın anahtarı kolektif şuura erişmek ve ortaklarına ihanet etmeden dürüst bir şekilde çalışmaktır. Niğde bunu başaracak güce ve birikime sahiptir.