Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Şeyhömerli Köyü sınırları içerisinde yer alan ve yapımı 1669 yılında tamamlanan tarihi Şeyh Ömer Aduli Türbesi’nde incelemelerde bulundu.
Ziyaret kapsamında türbeyi gezen Kaymakam Gökçe, yapının mevcut durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı. Türbenin tarihi dokusu, fiziki durumu ve korunmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alındı.
Kaymakam Gökçe, incelemeler sırasında tarihi ve kültürel mirasın korunmasının önemine dikkat çekerek, bu tür yapıların gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Tarihi eserlerin korunması ve tanıtımına yönelik yürütülen çalışmaların titizlikle sürdürüleceği belirtildi.
Şeyh Ömer Aduli Kimdir.
Mustafa Eryaman araştırmış, yazmış.
Arkeolog, Niğde Müzesi Müdürlüğü

Günümüzde Şeyh Ömerli Köyü Muhtarlığı’nın mülkiyetinde olan ve hâlihazırda köy mezarlığı hüviyetindeki eski mezarlığın köye bakan girişinin hemen sağında bulunan türbenin kitabesine göre, Şeyh Rüstem’in isteği üzerine Şeyh Yakup tarafından 1080H/1669M. yılında yaptırılmıştır. Türbenin, Şeyh Ömer adına onun müritlerince inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Asıl adı Şeyh Ömer Adulî olan Şeyh Ömer; Niğde’de yetişen ulema ve meşayihtendir. Bursalı Mehmet Tahir, Niğdeli Kuddusi Ahmed Efendi Hazretleri’nden (ö.1848) bahsederken, Şeyh Ömer Efendi’den de bahsetmiş, 1044 (1635) yılında Hüseyin Vaiz’in Mevâhib-i Ledünniye adındaki meşhur tefsirini tercüme ettiğini ve bu tercümenin bir nüshasının Üsküdar’daki Selimiye Kütüphanesi’nde bulunduğunu ifade etmiştir.
Şeyh Ömer, bulunduğu köye de ismini vermiş olup, dönemin saygın din âlimlerinden birisidir. Osmanlı Padişahı IV.
Murat (1623-1640) Bağdat Seferi’ne giderken, Şeyh Ömer Köyü yakınlarında( muhtemelen köylülerce “Eski Köy”
denilen mevkiidir. Eski Köy alanı hafif meyilli bir vadi önünde olup konaklama için ideal bir konumdadır. Savunmaya
yönelik bir topografyanın gözlemlendiği alanda su kaynakları yanında yüksek alanlarda ağaç çeşitliliği de
görülmektedir.) konakladığı sırada padişah ve askerlere gereken her türlü yardımlarda bulunan ve Bağdat’ta cereyan
edecek olaylardan aynen bahseden Şeyh Ömer’in sözlerinin olduğu gibi gerçekleşmesi üzerine, IV. Murat dönüşünde bir
mükâfat olarak Şeyh Ömer Köyü’nden Aşer(Öşür) vergisinin alınmayacağına dair ferman vermiş ve bu fermanın
geçerliliği Cumhuriyet Dönemi’ne kadar devam etmiştir.
MİMARİSİ: Türbe; tek katlı ve kare planlıdır. Türbe dıştan 4.75x4.75 m. ölçülerindedir. İnşasında sarımtırak ince yonu
taş malzeme kullanılmış ve cephe duvarları taş kornişle sonuçlandırılmıştır. Türbe içerisindeki sandukalar Şeyh Ömer ve
Şeyh Rüstem’e aittir.
İNŞA KİTABESİ:
İnşa kitabesi doğu ön cephe üzerindedir. Kitabede;
Bena hezihi’t-türbeti’ş-şerifeti Şeyh Yakub
Ala meraddi Şeyh Rüstem Rahimehullah tabe serahu
Mü’minal billahi ve recaen li-himmeti’l-evliya tarihu
Min hicreti Resulullahi Sallallahu Aleyhi Vesellem Sene semanine ve elf.
MANASI:
(Bu mübarek türbeyi, saygın kişi Şeyh Yakub, Şeyh Rüstem’in isteği üzerine- Allah ona met eyleyerek toprağını pak
etsin. Allah’a inanır ve Evliyanın himHABERICERIKi umarız- Resulullah’ın (S.A.V.) hicretinin 1088. Yılında yaptırıldı.)
SANDUKA BAŞ ŞAHİDE KİTABESİ:
“Sahibü’l Hayrat, Safiye binti, El Hac Muhammed 1272. ( Miladi 1856 yılında vefat eden Hacı Muhammed’in kızı Safiye
Hatun’un mezarı olduğu anlaşılmaktadır.





