İslam Mimarisinde Üç Simge, “Minare, Mihrap, Minber”

İslam Mimarisinde Üç Simge, “Minare, Mihrap, Minber” Erhan EROĞLU araştırdı ve yazdı…

ARAŞTIRMA 28.05.2015, 18:32 28.05.2015, 18:34
8025
İslam Mimarisinde Üç Simge, “Minare, Mihrap, Minber”
banner830

 Erhan EROĞLU araştırdı ve yazdı…

  

İslam dünyası kendi iç dinamikleri yanı sıra fethetmiş olduğu topraklarda bulunan zengin kültürel mirası da devralarak, bunu kendi ihtiyaç ve anlayışına göre en uygun şekilde biçimlendirip anlamlandırmış ve bugünkü muhteşem mimari eserlerini ortaya koymuştur. Bu mimari eserler içerisinde şüphesiz en önemlileri mescitlerdir.

            Mescit, kelime anlamı itibariyle Arapçada secde kökünden gelen bir ifade olup, İslam’la birlikte secde edilen yer anlamında bir mekân manası almıştır[1]. İslam’ın ilk yıllarında ibadet edilen her yere mescit denilmekte idi ve ancak Mescidi Nebi, Mescidi Haram gibi başka bir sıfatla kullanıldığında belirli bir mekân anlamı taşımaktaydı[2].

            Cami kelimesi ise Arapça toplayan anlamına gelmekte olup, önceleri Cuma namazının kılındığı mescitleri belirten bir sıfat olarak el Mescidül Cami biçiminde ortaya çıkmış, daha sonraları ise özellikle biz Türklerde Cuma namazının kılındığı minberli mescitlere cami, Cuma namazı kılınmayan nispeten küçük ibadet mekânlarına ise mescit denilmiştir.

İslam’ın Mekke döneminde Müslümanların belirli bir ibadet yeri yoktu.  İslam kaynaklarına göre ilk mescit, Hicret esnasında inşa edilen Kuba Mescididir.   Hicretten hemen sonra ise Peygamberimiz için bir ev ve Mescidi Nebevi’nin inşasına başlandı ve bu mescit Emeviler dönemine kadar aynıyla kullanıldı. Mescidi Nebevi, kenarları yaklaşık 50 metre uzunluğunda, gölgelikli iki mekânı bulunan kare planlı bir avlu şeklinde idi[3]. Bu mescit aynı zamanda yönetim merkezi olarak da kullanılmış, Emevi Halifesi Velid zamanında yıkılarak yenisi inşa edilmiş, Memluk hükümdarı Aybars döneminde hemen hemen günümüzdeki şeklini almıştır. 

Emeviler döneminde ise fetih hareketleriyle birlikte ortaya çıkan zenginlik ve farklı kültürlerle tanışılması İslam mimarisinde de bir farklılaşmaya sebep oldu. Mescitlere minare, minber ve mihrap gibi öğeler eklemlenmeye başlandı. 

Bu üç öğeden biri olan minare, üzerinde ezan okunan yer anlamına gelmektedir[4]. Müslümanları namaza davet eden ezan ilk olarak Bilali Habeşi tarafından Medine’de Peygamberimizin evinin damından okunmuştur. Bununla birlikte Peygamberimiz ve dört halife döneminde ezan okumak için özel bir mekân tercihi bulunmamaktadır. Zamanla, ezanı daha uzaklara duyurabilmek için; bu amaca yönelik yüksek kulelere ihtiyaç duyulmuş ve sonuçta caminin ayrılmaz bir parçası olarak  "minare" adı verilen mimarî birim ortaya çıkmıştır[5].

Kaynaklarda minarenin ilk ortaya çıktığı yapıların Emeviler döneminde Basra Cuma Mescidi, Fustat Amr Camii ve Şam’daki Roma temenosunun camiye çevrilmesi ile inşa edilen Ümeyye Camileri[6] olduğu belirtilmektedir. Bu ilk minarelerin kilise çan kulelerinden esinlendiği ya da deniz fenerleri ve benzeri kuleler örnek alınarak yapılmış oldukları düşünülmektedir[7].

            İlham kaynağı neresi olursa olsun, ezanı daha fazla kişiye ve daha uzağa duyurmanın en akılcı yolu olarak şekillenen minare formunun, yalnızca ezanı duyurma amacıyla inşa edilmediği, farklı sembolik anlamlar da ihtiva ettiği düşünülmektedir.  Minarenin, İslam’ın ortaya çıkışından uzun bir süre sonra mimari bir eleman olarak varlığını göstermesi, özellikle Şam gibi büyük bir kentte Müslümanların dağınık olarak yerleştiği tüm mahallelere ezan sesinin ulaşmasının güçlüğü, minare formunun Müslüman olmayan Hıristiyan nüfusunun ortasında yeni dinin varlığını sembolize etmek gibi daha önemli bir amaca hizmet etmiş olduğu izlenimi oluşturmaktadır[8]. Minare bir nevi yeni fethedilen bölgelerde İslam Devleti’nin “Hâkimiyet Sembolü” olarak kullanılmış, “Müslümanların Egemenliğini” simgelemiştir. Minarelerin yapımından sonra dahi ezanın minarelerden değil de uzun bir süre camilerin damından okunmaya devam etmesi[9] bu görüşü destekler niteliktedir.

            Minareden hemen sonra caminin en önemli yeni özelliği mihraptır[10]. Mihrab, mescit ve camilerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer anlamında, İslam sanatına özgü bir mimari formu adlandırmak için kullanılmaktadır[11]. İslam’ın ilk döneminde kıble yönü bir taş parçası ile belirtilmekteydi[12]. İslam mimarisinde yarım daire niş biçimli “ilk mihrap” ise, Emevi Halifesi Velid b. Abdülmelik döneminde Medine Valisi olan Ömer b. Abdulaziz tarafından gerçekleştirilen, Mescidi-i Nebevi’nin yeniden inşasında ortaya konulmuştur. Bu ilk mihrabın, Hz. Muhammed’in Medine’deki evinin avlusunda namaz kıldırırken yüzünü döndüğü noktayı işaret etmek ve onun ilk imam olduğunu hatırlatmak gibi simgesel bir işlevi vardır[13].

                  Mihrabın kıble yönünü göstermesinin yanı sıra sembolik anlamlar da ihtiva ettiği bilinmektedir. Öncelikle mihrab kelimesinin kökeninden hareketle, bu kelimenin Arapçada “harb” (savaş)den gelmekte ve “şeytan ve dünyevi zevklere karşı savaşın (muharebe) açıldığı yer”  manası taşımakta olduğu düşünülmektedir. Böylece harb ve mihrab (savaş yeri) arasında bir ilişki kurulmuştur[14].   

            Mihrabın yalnızca namazın kılınacağı yönü tespit ve işaret amacıyla kullanılamayacağı görüşünü savunanlar iddialarını, erken dönem camilerinin hiç birinde mihrab bulunmayışı, caminin zaten bir bütün olarak kıbleye dönük olması ve mihrabın caminin birçok noktasından bakıldığında görülmeyişi tezleri ile desteklemeye çalışmışlardır. Dünyadaki bütün dini mimari elemanlarda iç bükey niş ya da iki sütuna taşıtılan basit kemerin bir imgeyi onurlandıran en bildik arka plan olarak kullanılması bu savın geçerliliği hakkında bizleri ikna olmaya yaklaştırmaktadır. Bu görüşe göre mihrab, insanlara Allah’ın lütfunun yolunu açan bir kapı, mihrabın ortasında bulunan kandil ise Allah’ın nurunu simgelemektedir[15]. Buna göre İslam mimarisinde mihrab simgesel olarak “Cennetin Kapısını” ifade etmektedir. Mihrapların çoğunda farklı boyutlarda iç içe sekiz çerçevenin görülmesi ise Cennet’e girişi sağlayan kapılar olarak düşünülmektedir. Bu yoruma neden olan şey ise hadislerde cennetin sekiz kapısının olduğu ifadesinden ileri gelmektedir. Bazı mihraplarda en son kapıda asılı bir kandil motifinin yer alması da cennette Allah’ın varlığının bir sembolü olarak değerlendirilmektedir. Aynı şekilde mezar taşları üzerinde yer alan mihrap motiflerinin de cennete geçişi sembolize ettiği düşünülmektedir[16].

            İslam mimarisinde bir diğer form ise minberdir. Minber “camilerde hatibin çıkıp hutbe okuduğu merdivenli kürsü”ye verilen bir ad olup mihrab ve cemaatin sağında, merdivenlere açılan kapı ve çerçevesi üzerinde sayvanları bulunan bir sahanlıktır[17].                                          

Kelimenin “kademe kademe yükselerek çıkılan yer” anlamına gelen Arapça “nebr” kökünden türetildiği ileri sürülmektedir. Minberi ilk defa kullanan kişinin ise Hz. İbrahim olduğu rivayet edilmektedir. Bilindiği gibi daha sonra ise Hz. Muhammed tarafından kullanılmıştır[18]. Hz. Muhammed, halka vaaz verirken bir hurma kütüğüne dayanıyordu. Daha sonra, konuşmalarını ayakta yapan Peygamberin yorulduğunu gören inananlar, O’na uygun bir kürsü yapmaya karar verirler. Bu nedenle kaynaklarda, Hz. Muhammed’e, ılgın ağacından üç basamaklı bir minber yaptırıldığı yazmaktadır. Peygamberimizin minberi 1256 yılında Abbasiler döneminde ortaya çıkan bir yangında yanmıştır. Bugün Mescidi Nebevî’de yer alan minber ise Osmanlı sultanlarından III. Murad’ın hediyesidir.  Camilere düzenli olarak minber yerleştirilmesi Emevi döneminin sonlarına, özellikle Abbasi dönemine rastlamaktadır[19].

            Minber aynı zamanda kürsü, taht vb. anlamlarına gelmektedir ve yüzyıllar boyunca hukuksal otoritenin simgesi olarak da kullanılmıştır. Minber Cuma hutbesi ile ilgili olmasına rağmen kısa bir sürede en mütevazı camilerin bile vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir, hatta sık sık medrese, türbe, kervansaray gibi diğer yapılarda da görülmeye başlamıştır. Hutbelerde hükümdarların isimlerinin de okunmaya başlamasıyla da güçlü bir politik etki kazanmaya başlamıştır. Hutbeyi okuyan hatibin herkes tarafından kolay bir şekilde görülüp duyulabilmesi ihtiyacından dolayı minberin geliştiği düşünülmektedir.

            Peygamberimizden sonra hutbeyi okuyan hatip minberde peygamberin oturduğu yerden bir basamak aşağıda oturarak ona saygı göstermiştir.  Böylece minberin de tıpkı mihrap gibi Peygamberin manevi varlığını sembolize eden İslam kültürü içinde önemli bir unsur haline geldiğini söylemek mümkündür. Ayrıca Peygamber’in Cuma hutbeleri dışında bu kürsüyü yabancı elçileri kabul ettiği bir taht olarak da kullandığı ileri sürülmektedir.

            Minber camilerde siyasal, toplumsal mevzunun odak noktasıdır. Bu sebeple simgesel olarak “Devlet”i sembolize eden bir mimari formdur. Hutbelerin hükümdar adına buradan okunması, Cuma namazının cemaatle kılınmasının farz olması münasebetiyle herkesin bir arada bulunduğu bir zaman diliminde toplumsal mesajların cemaate bu bölümden verilmesi bu durumun göstergesidir. Bununla birlikte minber üzerindeki dört sütunla çevrilmiş alanın Allah’ın hâkimiyetini sembolize etmekte olduğu düşünülmektedir.

            Sonuç itibariyle İslam mimarisindeki minare, namaz vaktinin duyurulmasının yanı sıra “İslam hâkimiyeti” ve “Müslüman egemenliğini”, mihrab imamın namaz kıldırdığı yer ve kıble yönünü işaret etmenin yanında  “Cenneti”, minber ise hutbe vasıtasıyla dini ve toplumsal mesajların inananlara ulaştırılmasına vasıta olması ile “Devleti” sembolize etmektedir.

 

KAYNAKÇA

 

ASLANAPA, Oktay, “Mihrab”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, Sayfa 294 – 304

 

ASLANAPA, Oktay, “Minber”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, Sayfa 335 – 339

 

BAYRAKAL, Sedat (2007), “Erken Osmanlı Dönemi Minberleri 1300 – 1500”, Basılmamış Doktora Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı, İzmir

 

BOZKURT, Tolga (2007), “Osmanlı Selatin Cami Mihrapları”, Basılmamış Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı, Konya

 

EYİCE, Semavi, “Mescid”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, Sayfa 1 – 118

 

EYİCE, Semavi, “Minare”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, Sayfa 323 – 335

 

GRABAR, Oleg (2004), (Çeviren Nuran Yavuz), İslam Sanatının Oluşumu,(3. Basım)

İstanbul, Kanat Kitap

 

NEFES, Eyüp (1996), “Minarenin Cami Mimarisine Katılımı ve İlk Minare Örnekleri”, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı, Samsun

 

ÖZGÜR, Şenay (2007), “Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu”, Basılmamış Doktora

Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana

Bilim Dalı, İzmir

 

UYSAL, Ali Osman (1990), “Anadolu Selçuklularından Erken Osmanlı Dönemine Minare Biçiminde Gelişmeler”, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Dergisi, Cilt 33, Sayı 1 – 2, s. 505 – 533

 

 

 

 

 




[1] Semavi Eyice, “Mescid”, İslam Ansiklopedisi, Cilt 8,  s. 1

[2] Eyüp Nefes, Minarenin Cami Mimarisine Katılımı ve İlk Minare Örnekleri, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı, Samsun, 1996, s. 17

[3] Oleg Grabar, İslam Sanatının Oluşumu, (Çev. Nuran Yavuz), Kanat Kitap, 3. Baskı, İstanbul, 2004, s.94

[4] Eyüp Nefes, Minarenin Cami Mimarisine Katılımı ve İlk Minare Örnekleri, s.17

[5] Osman Uysal, “Anadolu Selçuklularından Erken Osmanlı Dönemine Minare biçiminde Gelişmeler”, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Dergisi, Cilt 33, Sayı 1 – 2,  s.  505

[6] Şenay Özgür, Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, İzmir, 2007, s. 251 (Yayınlanmamış Doktora Tezi)

[7] Osman Uysal, “Anadolu Selçuklularından Erken Osmanlı Dönemine Minare biçiminde Gelişmeler”, s. 505

[8] Oleg Grabar, İslam Sanatının Oluşumu, s. 103

[9] Şenay Özgür, Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu, s. 251

[10] Oleg Grabar, İslam Sanatının Oluşumu, s. 104

[11] Tolga Bozkurt, Osmanlı Selatin Cami Mihrapları, (Basılmamış Doktora Tezi), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı, Konya, 2007, s. 8

[12] Oktay Aslanapa, Mihrab”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, s. 295

[13] Tolga Bozkurt, Osmanlı Selatin Cami Mihrapları, s.11

[14] Şenay Özgür, Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu, s. 243

[15] Oleg Grabar, İslam Sanatının Oluşumu, s. 104

[16] Şenay Özgür, Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu, s. 248

[17] Oktay Aslanapa, Minber”, İslam Ansiklopedisi Cilt 8, s.335 -  339

[18] Şenay Özgür, Oleg Grabar ve İslam Sanatı Yorumu, s. 256

[19] Sedat Bayrakal, Erken Osmanlı Dönemi Minberleri 1300 – 1500, (Basılmamış Doktora Tezi), Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı, İzmir, 2007, s. 17

 

Kaynak: Sitemizden haber fotoğraf alınması yasaktır.
Yorumlar (2)
H.ÜNAL 6 yıl önce
Yazınızı okudum.Emeğinize sağlık.Yalnız şunu da belirtmekte yarar var her ne kadar İslami minber,minare ve mihrap ilk olarak Araplar tarafından yapılmış olsa da mimari açıdan en güzel örnekleri öncelikle Bizanslı ve sonrasında Türk ustalar tarafından yapılmıştır.
Erhan EROĞLU 6 yıl önce
Yorumunuz için teşekkür ederim. Söyledikleriniz doğru olmakla birlikte yazıda üç mimari formun tarihi süreç içerisindeki seyrinden daha ziyade ortaya çıkışındaki felsefeye bir projeksiyon tutma amacı taşıdığını belirtmekte fayda görüyorum. Hürmetlerimle.
Son Yorumlar
Bu suça herkes ortak. CHPyi kastetmiyorum. Toplum olarak o botokslu yalama geldiğinde herkes gitti onu karşılamaya. Şimdi ise CHP harici kimsenin yüzü yok yalanlamaya. O zaman akpnin ekmeğine yağ sürüyordu bu botokslu. O zaman bizim oğlandı onlar için. ne zaman suriyede petrolden silahtan çıkar çatışması çıktı kötü oldu bu. Yarın birileri çıkar kandırıldık Allah affetsin der, o zaman bu botokslu mafyayı karşılamaya gidenler de vicdan rahatlatır alkışlar onu söyleyenleri. Balık baştan değil sondan koktu malesef
başkanım Doğu Türkistan zülümlerine ses çıkarılmıyor akdeniz geriliminde bizi ilk satan filistindir. One mınute "Yerli Tohumu" yasaklayıp ekene hapis cezası veren; "İsrail Tohumuna" teşvik veren kim? biri filistin bekası için 5000 bin türkücü ile biri de perde dantel kefenlileri alıp filistinlilere katılıp şavaşsınlar
Mantıksız HABER Maliyet 2450 taban fiat 2500 OLSUN bence çoook mantıksız Çiftçi ne kazanacak
Ellerine kalemine yüreğine sağlık.Nede güzel tasvir etmişsin Kemerhisar ımızın içler acısı halini.Ben doğma büyüme Kemerhisarlıyım şu anda 72 yaşındayım. Aksaray da ikamet etmekteyim ama yazları 4 ay Kemerhisarda kalmaktayım. Obakir güzel Kemerhisardan hiç bir güzellik kalmadı.Şimdide inşaatçılar 6 katlı 7 katlı binalar yapmaya başladılar .Hasılı elbirliğiyle Kemerhisarı mahvettik.Çook üzgünüm.
Vay zavallılar vay. Mafya dan ne umuyorlar sa. Zihniyet farklı yapacak bir şey yok.
21°
az bulutlu
24_09_2013_02 Image Banner 142 x 60 24_09_2013_02 Image Banner 142 x 60
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 16 Mayıs 2021
İmsak 03:45
Güneş 05:23
Öğle 12:43
İkindi 16:33
Akşam 19:52
Yatsı 21:24
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 36 59
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 35 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Southampton 36 43
14. Crystal Palace 35 41
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30

Gelişmelerden Haberdar Olun

@