Ertuğrul Günay Kültür ve Turizm Bakanı iken gittiği Niğde’de Gümüşler Manastırını gezmiş ve Gülen Meryem Ana ile Niğde’nin turizmde öne çıkarılabileceğini vurgulamıştı. Haber Ulusal basında yer buldu ve tartışmalardan ondan sonra hız kazandı. Niğde Gümüşler Manastırı Gülen Meryem Ana çok kere yazılara konu olmuş ama o denli öne çıkmamıştı. Bu kere tartışmalar farklı biçimde gelişti. Meryem Ana freskinin gülmesinin yapılışında olası olmadığı köşe yazılarına konu oldu. İnanışa göre gülen Meryem Ana olamayacağı ifade edildi.  Konu bir süre sonrada gündemden kalktı. Gümüşler Manastırı ha gayret ilgi noktası olmaya başladı. Farklı dönemlerde çaba ve çalışmalarla gündeme taşınan Gümüşler manastırına gittiğimde en azından yerli turistlere rastlar oldum. Düne göre daha çok biliniyor. Düne göre daha çok kaynakta yer alıyor.

Gümüşler Kasabası Ören yeri Niğde Merkeze 
9 kilometre uzaklıkta. Niğde-Kayseri yoluna 4 kilometre ötededir. Gümüşler Manastırının da yer aldığı  Ören yeri bir  buçuk kilometre uzanan bir alanı içerir  kaya oyma yöntemi ile  yapılmış yerleşme alanıdır.Eski Gümüş Ören yeri  adı ile 29.06.1990 tarih ve  757 tescil No ile koruma altına alınmıştır. Müze Müdürlüğünce temizleme çalışmaları yapılması ve  çevre düzenlemesine gidilmesi ile gezilir kılındı. Asfalt ve düzenli yol ile ulaşımı sağlanan  bölgede yıpranma sonucu oluşan göçmeler ile kimi oyma kaya yapılar yıkılmaktadır. Ancak yekpare ana kütle kaya oyularak yapılan manastırın bulunduğu alan sağlam bir konumdadır. Bizans Dönemi'nin en görkemli ve en güzel eserleri arasında gösterilene ve  10 yüzyıl olarak tarihlense de   8. ve 12. yüzyıllar arası yapıldığı yönünde saptamalara da  bulunan Ören yeri 1,5 km uzunlukta bir yerleşim merkezidir. 1963 yılına kadar kasaba halkı depo olarak kullandığı  Manastır komple kaya oyuğudur.Manastır orta yerinde avlu ve avludan geçilen kilise ile kaya oyma yapılar ve  yer altı şehri bulunmaktadır. Kısa  bir koridor ile  girilen  avlu   Kare planlıdır. .13.60x13.60 metre boyutludur.  . Avlunun bir zamanlar üzeri kapalı imiş, sonradan açılmış, kiriş yerleri oyuk olarak belli görülüyor. Avluya girişte solda yer alan mezar yerlerinde iskelet kemikleri açıkta görülüyor. Keza avlu içinde mezar yerleri ve  içmek için stoklama amacıyla   sıvı koyulan  büyük küp oyukları bulunuyor.Avlu  kuzeyinde yer alan oda ‘mezar odası’ olarak  tanımlanıyor.

Manastır avlusunda ilginç bir delikte var. Avlu girişi  iki adım atınca  bir karış  çaplı bir delik   yer altı şehrine  uzanıyor. 12 metre derinliği olan bu delik   ilginç ve dönemine göre nasıl açıldığı incelenecek bir ayrıntıdır.

      Avludan  küçük bir odaya oradan da yeraltı şehri girişine iniliyor. kapı yanlarında rastlanılan tehlike anında kapıyı kapamak için düzenlenmiş silindir taş, bu yer altı şehrinin girişinde de var.  Yer altı şehrine açılan odaya kiliseden gelen bir iç oyma kaya yol zaman içinde göçmüş. Yer altı şehri giriş yakınında dikine  on metreye  aşan kare bir metre çaplı havalandırma deliği üzeri kapatılarak düşmeye karşı önlem alınmış.

  Girişi göre karşıda yer alan Kilise  kaya oyma bir odadan sağa dönülerek giriliyor. Kilise avluya bakan ön cephesinde  dış yüze oyulmuş  hac ve şekiller var. Kilise  dört sütün var ve sütunlar arası tavan kubbe görünümünde oyulmuş. Freskler cephede ve yan duvarlarda belirgin görülüyor. Cephede  bir bölüm  bozulsa da genelde  Kapadokya bölgesi en iyi fresklerine sahip kiliselerden biri olarak Manastır tanımlanıyor

M.S 10-12 yy’la tarihlenen fresklerin  bulunduğu  Kilise de İsa Taht üzerinde yer alan resmi sağ ve solunda Meryem,St John,melekler ile dönemin önemli sayılan sembollerine yer verilmiş.On iki havarinin portreleri,kilisenin doktoru ve birden çok yerde Meryem tasviri var. Ancak en önemlisi Gülümseyen Meryem ve kucağında çocuk İsa freski Anadolu da tek örnek olarak niteleniyor. Ayrıca  Meryem Ana  Freski iki  ayrı yerde durarak baktığınızda size aynı bakış noktası ile izliyor görünümü veriyor. Kilise kuzey-batı duvarında ve 3 apsisinde Hz. İsa’nın  doğumu,vaftiz edilmesi ile  Hz.İsa Hayatından bölümler içeren freskler görülüyor..İsa doğumu,müjdelenmesi, dadılarının yıkaması,İsa hediye sunumu,Meryem İsa’yı Azizlere tanıtması Melek Gabriel Meryem’e Tanrı selamını iletmesi gibi freskler kilise duvarlarında görülüyor. 4 sütuna şekiller çizilmiş.

 1964-65 yıllarında İngiliz Bizantilog Michael Gough başkanlığında bir çalışma ekibince fresklerde kurtarma çalışmaları yapmışlardır.  Özünde Meryem ana gerçekten gülen bir freskmi idi yoksa İngiliz  ekibi başkanının yer aldığı çalışmada mı güldürüldü ya da  İngiliz bilim adamları Meryem Ana’nın gülmeyeceğini bilmiyorlar mı idi. Sonradan tekrar üzerinde çalışma odlumu? Orjini nasıldı? Gibi sorular halende yanıtsız olsa da Gülen Meryem Ana Gümüşler için simge olmaya devam ediyor.

 Gümüşler Manastırı için farklı dönemde çaba ve çalışmaların yanında 2000 yılının Valisi Refik Arslan Öztürk’ünde çabasını anmadan yazıyı noktalamak haksızlık olur. Çevre düzeni konusunda çok emeği oldu.
 
 
banner446
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
banner456