10 Kasım…

“Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.”

10 Kasım…

banner830
“Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.”
Böyle diyor, Cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk
Yıllarca ölümünde ağladık, matem tuttuk, şiirler okuduk, her yere büstlerini diktik…
O’nu yeterince anlatamadık…
Anlatamadığımızı ölümünün 72. Yılında daha iyi anlıyoruz…
Nereden mi anlıyoruz?
Yaşadıklarımızdan…
Eğer, ölümünden sonra onu gerektiği gibi anlatabilseydik, ilkelerini ve inkılâplarını yeterince hayata geçirebilseydik, şimdi konuştuğumuz konular ilim, bilim ve insanca yaşam üzerine olurdu…
Araştıran, sorgulayan, hesap soran bir toplum olurduk…
Ekonomisi büyümüş, emek-sermaye dengesi kurulmuş, ağalık- aşiret düzeni yıkılmış olurdu…
Tüketen değil, üreten, ürettiğinin fazlasını satan bir sanayi toplumu olurduk…
Japon’un, Alman’ın, Fransız’ın, İngiliz’in, Amerikalı’nın otomobiline değil, Devrim arabalarına biner, Murat alırdık…
Millî değerlerimizi yabancılara babalar gibi satmaz, onları çoğaltma yoluna giderdik…
Üniversiteli işsizler ordumuz olmazdı…
Sadaka siyasetine eyvallah çekmezdik…
Misak-ı Millî sınırları içindeki her Türk vatandaşının karnı tok, sırtı pek olurdu…
Terör belasından çocuklarımız mezara değil, üniversitelere girerdi…
Eğitim, sağlık ve güvenlik sorunlarımızı çözmüş olurduk…
Türkçe ibadeti ve Türkçe Kur’an-ı hayatımıza geçirmiş, şeyhlerin, şıhların, dervişlerin, cemaatlerin, dini siyasete alet edenlerin oyuncağı olmazdık…
İmam ordusu değil, ilim ordusu yetiştirirdik…   
Kadınlarımızın, kızlarımızın kafalarını örtüyle değil, bilimle donatırdık…
ABD, AB kapılarında onurumuzu ve gururumuzu çiğnetmezdik…
Komşularımıza karşı füze kalkanı kurulmasına, hava sahamızın din kardeşlerimizin vurulması için kullanılmasına devlet ve millet olarak karşı çıkardık…
Kimseden icazet almaz, ülkemizin sözde yabancı gözlemciler tarafından, yolgeçen hanına çevrilmesine, izin vermezdik…
Al kanlara bulanmış ay yıldızlı bayrağımızın yanına başka bayrakların asılmasına göz yummazdık…
Kurduğu Meclis çatısında başka dille yemin edilmesine, milletin vekâlet verdiği bazı iktidar mensuplarının, başka bir sözde millî marş için saygı duruşunda bulunmasını görmezden gelmezdik…
İç ve dış kışkırtmalara kapılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” der, Cumhuriyetimizle, dilimizle, kimliğimizle oynanmasına asla müsamaha göstermezdik…
Ölümü’nün 72. Yılında onu yok sayanlara, unutturmak, önemsizleştirmek isteyenlere, resimlerini duvarlardan indirmeye çalışanlara, ordusuna, milletine dil uzatanlara, ülkesinin bağımsız bütünlüğüne göz dikenlere, kardeşi kardeşe düşman etmeye çalışanlara ulusça, hep bir ağızdan;
“Hadi oradan!” der, yolumuza özgürce devam ederdik…
***
Genç Cumhuriyetimiz de bütün bunları gerçekleştirememiş olabiliriz. Ancak her şeye rağmen Mustafa Kemal’in fikirleri yaşamaktadır. Kurduğu Cumhuriyet ayaktadır… Elbette bu günler de geçecektir…
Ne diyor Büyük Önder?
 “Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.”
**
Rahat uyu, fikirlerin kalplerimizde, Cumhuriyet’in bekçileri nöbette!
İstanbul, 09.11.2010
 
banner697

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.