18–19 KASIM 2010 tarihlerinde Portekiz’in Lizbon kentinde yapılan NATO toplantısında, beklendiği gibi, Türkiye’ye füze kalkanının kurulması kararı alındı.
Füze kalkanının topraklarımızda kurulmasına EVET diyen AKP Hükümeti zirvede alınan kararlardan oldukça memnun.
Alınan kararda açıkça bir ülkenin hedef alınmadığının yer alması, komutanın bizde olması fikrinin kabul ettirilememesine rağmen, yandaş medyada bir zafer kazanılmış gibi sunulmaktadır.
Gerçek aslında hiç de öyle gösterildiği gibi değildir.
1923’te Ulusal Kurtuluş Savaşı ve savaşı takip eden arasız devrimlerle bağımsız ve egemen bir ülke olan Türkiye, 1952’de üye olduğu NATO yüzünden, bugün parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Avrupa Birliği aday üyeliğimiz, 1995’te girdiğimiz Gümrük Birliği ve 1952’den itibaren süren NATO maceramız, Demokrat Parti lideri Hüsamettin Cindoruk’un da belirttiği gibi 1923’te kurduğumuz Cumhuriyeti elimizden aldı.
Bu Cumhuriyet savaşla kazandığımız, Atatürk’ün gençlere korunması amacıyla emanet ettiği Cumhuriyet de değildir.
Füze Savunma Sisteminin(FSS) yerleşimini kabul etmek, cumhuriyetimizi daha da savunmasız bir noktaya doğru sürükleyecektir.
Komşularımızla sıfır sorunlu dış politika hedefiyle FSS’nin topraklarımızda konuşlanmasına izin vermek apaçık bir çelişkidir.
Fransa Devlet Başkanı Sarkozy’nin de söylediği gibi, kararda açıkça belirtilmese de hedef İran’dır.Tamı tamına 372 yıldır ülke güvenliği açısından aramızda bir sorunun olmadığı İran ile Amerikan çıkarları uğruna karşı karşıya gelmek kabul edilebilir bir olay değildir.
NATO, 1990 yılında soğuk savaşın bitmesine ve Varşova Paktının dağılmasına rağmen işlevini değiştirerek de olsa sürdürmektedir.
Yugoslavya’yı parçalayan da, Afganistan halkının kanını akıtan da, hemen hatırlayacağımız üzere, NATO’dur!
Cumhuriyetin yıkılmasına yol açan bugünkü sistem, Türkiye’nin kendi dostunu ya da düşmanını bile kendisinin belirlemesine izin vermiyor.
Olayı farklı bir açıdan ele alacak olursak, Türkiye kendi toprakları üzerinde FSS kurmasını gerektirecek bir komşuya da sahip değildir. Biz pekâlâ NATO’ya da gerek kalmadan kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayabiliriz. 
                              FÜZE KALKANININ HEDEFİ 
            Türkiye’ye konuşlanacak olan “Füze Kalkanı’nın gerçek hedefi başta Türkiye ve İran daha sonraki süreçte de Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’dur. Yani Avrasya’dır.
            Türkiye Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda olan ve Atatürk’ün de söylediği gibi Asyalı bir devlettir.
            Çöken bir Batı sistemine bağlanıp kalmak ve bu politikalarda ısrar etmek bizi bölgemizde daha da yalnızlaştıracak, yükselmekte olan Avrasya’dan ister istemez koparacaktır.
            İsrail’i koruma amaçlı kalkanın bir Müslüman ülkede kurulması İslam dinine de aykırıdır.
            İçinde Türkiye’nin de bulunduğu 24 Müslüman devletin sınırlarını değiştirmeyi öngören Büyük Ortadoğu Projesinin(BOP) bir parçası olan FSS bizi aslında kopmamız gereken sisteme de biraz daha bağlayan bir süreçtir.
            Bu şartlar altında Türkiye’nin güvenliği tehdit altındadır.  
ÇÖZÜM 
           Çözüm; Cumhuriyetimizi kaybetme noktasına getiren birlik ve anlaşmaları feshetmek, BOP’nin hedefinde bulunan bölgenin diğer devletleri ile Atatürk’ün yaptığı gibi, Bağdat Paktı benzeri anlaşmalar yapmak ve birlikte hareket etmektir.           
            TBMM de görev ve yetkilerine sahip çıkmalı, konuyu gündemine almalı ve füze kalkanı dayatmasını reddetmelidir.