Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlık ile mümkündür.
 (1922, Ankara)
Mustafa Kemal ATATÜRK
 


 Değerli arkadaşlar,

AB’de ekonomik deprem geçen yıl başladı. Önce Yunanistan, sonra de İtalya hükümetleri yıkıldı. İspanya’da Zapatero da koltuğu bıraktı. Sırada 6 aydır hükümet kuramayan Belçika, Portekiz ve diğer borçlu ülkeler var. Yani Euro’yu kabul eden ve kullanan tüm AB ülkeleri büyük bir risk altında. İngiltere, Polonya, İsveç, Danimarka gibi euroyu kabul etmeyenler ise daha rahat durumdalar.
 
IMF Başkanı Christane Lagarde, AB deki büyük borç krizi ile başlayan bu ekonomik depremin, küresel ekonomiyi kayıp 10 yıla sürüklemekte olduğunu ve ufukta kara bulutların dolaştığını belirtti. Bu konuda son bilgileri sıralayacak olursak:
  • 2008 krizini mumla arayabiliriz!!! Avrupa Merkez bankasının (ECB) yönetiminde yer alan ECB Baş ekonomisti Peter Praet, “Euro bölgesi krizinin, 2008 de ABD de Lehman Brothers’la başlayan finansal krizden çok daha ağır bedeller ödetebileceği” konusunda uyardı (11.07.2012-Milliyet).
  • Sancı dinmiyor. Borç krizinin yayılmasıyla yüzleşen Euro bölgesinde işler pamuk ipliğine bağlı. Yunanistan’ın borç alabilmek için troykayı ikna çabasında iken İspanyanın yardım umudunu Almanya söndürdü (28.07.2012-Cumhuriyet).
  • İşsizlik kritik eşikte, Euro bölgesi korkutuyor. OECD raporuna göre Euro bölgesindeki işsizlik oranı Mayıs-2012 itibarı ile %11.2 oldu. En fazla işsizliğin %24,6 ile İspanyada görüldüğünün altı çizilirken, bu ülkeyle birlikte Yunanistan, İtalya ve Portekiz’deki rakamların endişe verici olduğu vurgulandı (01.08.2012-Sözcü).
  • Almanya’nın büyük patronları için marka dönüş en korkunç senaryo olarak varlığını koruyor: Avro çökerse biteriz. Merkel’in politikalarına övgüyü esirgemeyen sermayenin temsilcilerine göre, finansal kriz reel ekonomiyi de derinden sarsmaya başladı. Avronun sonu gelirse parası aşırı güçlenecek Almanya’nın ihracatı da yerle bir olacakmış (13.07.2012-Cumhuriyet).
 
Değerli arkadaşlar,
1995 yılında AB’ye girmeden Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladık. Hiçbir AB ülkesi AB’ye girmeden bu anlaşmayı imzalamamıştır. Ne yazık ki ülkemizi AB’ye tek taraflı bağlayan bu anlaşma yüzünden yaklaşık 250 milyar $ zarardayız. %70’i ithalata dayalı İhracatımızın büyük kısmını da AB’ye yapmaktayız. Bu aşırı bağımlılık yüzünden AB’nin yaşamakta olduğu ekonomik deprem bizi de etkileyecektir. Nitekim, AB Komisyonunda genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle de bu avantajlarını kullanarak, AB Gümrük birliğini modernize etmek adına ülkemizden yeni isteklerde bulundu (27.05.2012-Milliyet)
 
Güzel ülkemizde “Süper dolar Milyonerleri” kulübüne 26 Türk daha girmiş. Yani Türkiye’mizde 100 milyon $ ve üzerinde kişisel serveti bulunanların sayısı süper zenginler liginde 2010 da 318 iken 2011 de 344 kişiye ulaşmış durumda (03.06.2012-Milliyet). Tüketicilerin kredi ve kart borcu ise 240 milyar TL’ye çıktı (06.08.2012-Sözcü). Ekonomik açıdan bu kadar tezat yaşam tarzı, umarım tüm yöneticilerimizin ve danışmanlarının da dikkatini çekiyordur.
 
Bu yıl sonunda da cari açığımızın 60 milyar $’ı aşacağı bekleniyor. Bir yılda 142 milyar $ dış borç ödeyeceğiz (19.07.2012-Cumhuriyet). Aşırı tüketim ve tasarruf açığımız yüzünden oluşan BORÇ SORUNUMUZUN için alınması gereken önlemlerin yeniden ve daha açık bir şekilde dile getirilmesinin gereğini bir kez daha bilgilerinize sunmak istedim. Çünkü gittikçe borçlanıp tüketiyoruz (05.07.2012-Cumhuriyet).
 
Bu aşamada, sizlere Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin “EGEMENLİK BORÇ VERENİNDİR” açıklamasını da bilgilerinize sunmak isterim. Açık sözlü Alman Bakanın “Avro Bölgesinde yardıma ihtiyaç duyan ülkelerin egemenliklerinin bir bölümünü AB’ye bırakmaya hazır olmaları gerektiğini” de söylemesi, AB’ye girmek için can atan vatandaşlarımıza da gereken uyarıyı yapmasını dilerim. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası üst düzey yöneticisi Jörg Asmussen’e göre “Avro ülkeleri egemenlik haklarından eninde sonunda vazgeçeceklerini” bildirmektedir(19.07.2012-Cumhuriyet).
 
Bu uyarı da yetmezse, büyük bir borç krizi yaşayan ve ekonomisi iflas noktasına gelen Yunanistan’a, ödemeleri için adalarını sat önerisi getiren AB üyesi ülkeler, şimdiye kadar görülmemiş, radikal bir uygulamayı tartışıyormuş. Buna göre Yunanistan’ın vergi tahsilatı ve özelleştirme programının AB’nin kontrolüne alınması söz konusuymuş. Bu vergi toplama uygulamasının, Düyun-u Umumiye adıyla Osmanlıya da kabul ettirildiğini anımsatmak isterim. Yani emperyalizmin sömürü yöntemleri değişmiyor!!!
 
İyi ki bizi ABye almadılar, teşekkürler Sarkozy görüşlü AB liderleri!!!. Aksi halde bizde kendi paramızı yönetemiyeceğimiz  için Euronun ve AB’nin esiri olacaktık.
 
Değerli arkadaşlar,
Tüm yetkili yöneticilerimizin ve danışmanlarının, özellikle ekonomik krizlerin giderek daha da arttığı Eylül dönemi yaklaşırken, AB ülkelerinde yaşanan bu ekonomik depremin güzel ülkemizi daha az etkilemesi için gereken önlemleri bir an evvel almalarını diliyorum.
 
Sevgi ve saygılarımla (14.08.2012).
Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
 
NOT:
Evlerimizdeki elektrik faturalarından TRT için 2011 yılında 514,2 milyon TL kesilmiş (29.06.2012-Sözcü). Vergilerimizle ve elektrik faturalarımızdaki ödemlerle ayakta duran TRT-1 de yaklaşık 25 yıldır her Pazar günü bir kovboy filmi oynatılır. Bir başka ülke varmıdır ki en büyük devlet TV sinde her Pazar bir kovboy filmi oynatılsın.Korkarım AB-D emperyalizmi sonunda, Türk milletini de kovboy yapacak galiba.Yani herkes silah sahibi olacak ve silahını erken çeken son sözü söyleyecek. Çünkü yeni hazırlanan Silah Yasa taslağında pompalı tüfek için ruhsat artık 21 yaşındakiler yerine 18 yaşındakilere de verilecekmiş. Ayrıca ARMAĞAN SİLAHkavramı ile birileri silaha kavuşturulacakmış. Silah kaçakçılarına gün doğdu. Yıllardır bireysel silahlanmaya karşı mücadele veren UMUT VAKFI’nın (http://www.umut.org.tr) emeklerine yazık oluyor.