Sıradan Bir Gündü İçimiz Yandı...


Çalar saatler çaldı...

Çocuklar uyandılar...

Çaydanlıklar ocaktaydı...

Evlerde kızarmış ekmek kokusu...

Sesi kısık televizyonlarda spikerler ilk haberleri okudular:

Terör dün gece 24 yiğidimizi almıştı...

*

Sıradan bir gündü...

Her zamanki gibiydi aslında; içimiz yandı...

*

Aynı şeyleri söylediler büyük adamlar...

Sıradandı...

Televizyonlara çıkıp her konuda fikir sahibi olan o koca çeneli... Ekrana uygun gömleğini, dallı kravatını seçti...

Hiç utanmaları yoktur...

Bir teki olsun imamı kızdıracak laf söyleyemez...

Bir teki olsun diyemez ki:

“Siz değil misiniz; anayasadaki ‘Türk’ sözcüğünü atmak, yerine Müslümanlığı üst kimlik yapmak uğruna, Kürt milliyetçiliğini körükleyip kullanan?..”

Sormadı bir teki:

“Demokratikleşme adı altında, kendi ordusunu hapse kapatıp da teröriste kucak açan kimdi?..”

*

Sıradan bir gündü...

Halimiz her zamanki gibi...

*

Diyelim ki tek tek insanlar öldürüldüğünde millet ayağa kalkmıyor...

Çünkü üçlü-beşli ölümler de sıradandı...

Toplu olacak...

O zaman kızıyorlar...

İktidara bağırıyorlar, sadece günlük sayı limiti aştığında...

İhaneti ve gafleti bildikleri halde, daha birkaç ay önce “bi daha” diye zıplayanlar, bu parçalanışı ta o zaman onaylayanlardı...

Ve en çok şehit tabutunun gittiği yerler, iktidarın en çok oy aldığı yerlerdir...

Açın bakın, yalan mı?..

Aklını, bilincini, duygularını yitirmiş kör ve sağır çoğunluk için ne fark eder ki...

Çoktan uyanmıştı zaten:

Biraz beyni olaydı...

*

Dün kırmızı çiçekler gibi serpiştirildiler yurda...

Kara haberi getiren subaylar kapıları çaldılar...

Avuçlarında sevgililer ve analar için bir avuç ateş vardı...

*

Doğup büyümelerinden hiç de haberimiz olmamıştı... Fidan gibi yiğitler biz rahat uyuyalım diye o gece canlarını verdiler...

Yarın unuturuz nasıl olsa...

Bu isyan, bu tepki, bu yanış...

Sıradandı...