Sinemaya götürse halası, kırk soru sorarsın annesi:

“Hangi sinema?..”

“Film nasıl?..”

“Kaçta biter?..”

“Elini bırakma halası...”

Ama çocukların nasıl bir yaşama götürüldüğünü belirleyecek 
4+4+4 diye kıyamet kopuyor meydanlarda...

Sormuyorsun anne...

*

Halıya düştüğünde...

Dolabın arkasına saklandığında...

Kapının önüne çıktığında diyelim...

Arkasından camdan bağırdığında kırk mahalle duvar:

“Ceeeeeemmmmm...”

İmam çocuğun yaşamını değiştiriyor... Eğitimini kendine göre yeniden düzenliyor... Sanki “gâvur” çocuğuymuş gibi, onu “dindar nesil” yapacağını söylüyor...

Hangi karanlık sokakta kaybolmak tehlikesi bekliyor çocuğu?..

Ama annesi, sessizsin...

*

Medeni dünyanın neresinde daha 5 yaşında oyunlarından koparıp annesinin elinden alsalardı çocuğunu... Ya da dünyanın neresinde; çocuğunun 8 yıllık temel eğitimini 4 yıla indirselerdi... Cin tuzaklar kursalardı bebeğine... 

Bir milyon anne meydandaydı...

Dünyanın neresinde olsaydı... Beşikler, çocuk arabaları çoktan bırakılmıştı 
TBMM’nin önüne...

Bebeklerine söyledikleri ninnileri söyleyeceklerdi meydanlarda...

Ve kimse durduramayacaktı anneleri...

Çünkü anne olmak öyle bir şey...

Ama anneye “
4+4+4 nedir?” diye sor istersen...

Bihaber...

*

İşte... 

Sadece yiğit 
KESK emekçileri oradaydı, alnı öpülesi...

Ve bir avuç eli öpülesi yürekli Eğitim-Sen’li öğretmen sadece...

Polisin copu, gazı, boyalı suyu, saldırısı, dayağı, tekmesi karşısında çocukların geleceğini vermek istemediler...

O kadar...

Anneler, babalar ise yoktu...

*

Dün saydım:

Çocuk, öğrenci, eğitim, anne, okul, zart, zurt ile ilgili tam 1300 dernek ve vakıf var... Çocuk sevgisini malzeme yapmış yonta yonta gidiyorlar bir bakıma...

“Fon dağıtılacak” deselerdi, hepsini meydanda görecektiniz...

Utanmadan... 

Ama bir ulusun tüm çocuklarının geleceği saptırılıyor, onlar da gözükmediler...

*

Ama anne, önce sen...

Sen neredeydin?..

Son birkaç günde neler oldu bir bilsen...

*

Çocuklar sorduğunda şöyle dersin artık:

“Leylek getirdi, imam götürdü...”