28.02.2021, 22:31

Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar

Yaşadığımız şu kirli ve adaletsiz dünyada gariban olmak gittiğin her kapıdan kovulmak demektir. Garibanlığın dışı mamur içi viran insanların dünyasında bir karşılığı yoktur. Onlar her zaman para kadın ve iktidar olarak adlandırabileceğimiz modernitenin yeni teslisinin peşinde koşarlar. Bu üçleme karşısında bizim merhamet marifet ve muhabbet üçlemesini savunmamızın ise pratikte pek bir yansıması görülmez. Post-modern ve küresel kötülük karşısında iyiliğin ve iyilerin durumu nemrut ateşine karşı ağzında su taşıyan karıncanın durumu gibidir. Mankurtlaştırılmış beyinler kendi hikayelerini bilmeyen nesiller ve hazcı kültürün içinde eriyip giden ömürler için herşey sayılardan ve istatistikten ibarettir. Bir garibin ölmesi veya yaşaması onların umurunda bile değildir.

Garibanlık bulaşıcı bir hastalık gibi korkutucudur. Çoğu büyük şehrin kartlı geçişli güvenlikli ve yüksek duvarlı siteleri garibandan ve garibanlıktan kaçan insanlarla doludur. Esasında bizim klasik mahalle konseptimiz zenginle fakirin iç içe yaşadığı sosyal tabakaların kaynaştığı bir konseptir. Bugün aynı evi lüks semtlerden birkaç kat daha pahalı fiyata alıp oturanlar mekândan ziyade statü ve garibanlıktan kurtuluş beratı almaktadırlar. Zengin ve güçlü görünmek için aslan postu giyen tilki gibi hayat ormanının içinde turlayıp dururlar.

Kan kusan haritalar arasından şöyle bir dünyaya doğru bakarsak göreceğimiz manzara hiçte hoş değildir. Şu cilalı imajlar dünyasında sanalla gerçeklik birbirinin içine geçmiştir. Herşey bir similasyondan ibarettir. Haber habersizlikte barış savaşta kaybolmuş kavramlar esas anlamını yitirmiştir.

İşte böyle bir tabloda; eğer garibansan dünyanın en modern silahları senin düğün konvoylarının üstünde patlar. Eğer garibansan toprak damlı evinin üstüne her an bir Amerikan ve Rus bombası düşebilir. Eğer garibansan öz vatanında bir parya muamelesi görürsün. Eğer garibansan kızıl Çin'in toplama kamplarında zulmün her türlüsüne şahit olursun. Çocukların mülteci teknelerinde kıyılara vurur. Kendi madenini işleyemez kendi suyunu kullanamazsın. Barış ve demokrasi getirmek adına ülken işgal edilir. Yaşadığın şehrin tam ortasına elektrikli teller çekilir tüm sınırların kapatılır çocukların açlıktan ve ilaçsızlıktan gözünün önünde çırpına çırpına ölür. Adını 3. dünya ülkesi olarak koyarlar. Birleşmiş milletlerde veto ve söz hakkı vermezler. Seni zorla borçlandırıp ardından bitmeyen bir faiz sarmalının içine düşürürler. En haklı davanda seni haksız düşürürler. İçinde hain yetiştirip en zayıf anında seni sırtından hançerletirler. Seni yok sayarlar ve var olduğunu haykırdıkça kulaklarını tıkayıp gözlerini kapatırlar.

Garibanlığın ne olduğunu izlediğim bir filmdeki örnek üzerinden anlatmak istiyorum. Filmin senaryosunda bir yerde zenginlerin çocukları köyün gariban bir kızını kaçırıp tecavüz ediyorlar. Sonra suç açığa çıktığında para ve rüşvetle suçu köyün çobanının üstüne yıkıp temize çıkıyorlar. Herkes gerçek suçluyu bildiği halde kimse sesini çıkarmıyor. Yani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorlar.

Bu film örneğinde görüldüğü üzre garibansan her dönemin değişmeyen suçlusu sensindir. Gerçek suçlular ne suç işlerse işlesinler suçsuzdurlar.

Esasında mevcut dünyada adalet aramak umumhanede genel geçer namus kaidelerine göre eş aramak gibidir. Uzayın derinliğinden bakınca bir nokta kadar yer tutmayan bu dünya adaletsizliklerin haksızlıkların ve zalimlerin dünyasıdır. Bir tarafta sadece köpeğinin kuaför masrafı bir asgari ücretlenin aldığı paranın iki katı tutanların diğer tarafta yaşamak ve ayakta durmak için onun bunun kapısına kul duranların dünyasıdır. Kiminin beğenmeyip çöpe attığı nimetler başkalarının yaşama tutunma aracı olmaktadır.

Bu dünyanın zengin ve güçlü kişiler geldiğinde hemen açılan kapıları fakirlerin yüzüne anında kapanmaktadır. Dürüstlük ve namus gibi kavramlar birileri için sadece bir göz boyama aracından başka birşey değildir. Çoğu ülkede en itibarlı kişiler genelde gayrı meşru iş yapanlardır. Örneğin çoğu şehirde kadın satıcılarının gördüğü itibarın onda birini o şehrin şairleri, yazarları ve düşünürleri görmemektedir. Böyle bir atmosferde kimsenin iyi niyetten ve insanlıktan bahsetmeye hakkı yoktur.

Çoğu toplumda genel anlamda bir namussuzlar ve ahmaklar dayanışmasının varlığı dikkat çekmektedir. Zeka ve ahlak bu guruhun en büyük düşmanıdır. Bunlar her daim yaptıkları kötü işlere dinsel ve seküler kılıflar bularak zeytin yağı gibi üste çıkma ustasıdırlar. Bunlar için satılamayacak ve pazarlamayacak bir değer yoktur.

Garibanların en büyük düşmanları ise gariban olduğunu farketmeyen diğer garibanlardır. Bunlar esasında bir grev kırıcı rolünü üstlenmektedirler. Bir mayın eşeği gibi öne sürülüp büyük ağa babalara yol açtıkların farkında olmayan bir ahmaklar sürüsüdür. Kısaca bir piyondurlar ve ilk fırsatta oyunun dışına itilecek kişilerdir. Fakat bunların çoğu kendisini başrolde ve oyunkurucu olarak görürler. Bu durum kitle iletişim araçlarını elinde tutanların bir çöle dönmüş enformasyon sahasında ortaya koydukları sanal bir seraptan başka birşey değildir. İşin aslı gerçek dünya yerini sahte ve sanal bir dünyaya bırakmıştır.

Yaşamanın formülünü güçlülere eğilmek olarak görenler için garibanlara yaşam hakkı yoktur.

Hakikatte ise garibanlar ezilenlerin bile ezdiği yok sayılanların bile yok saydığı insanlardır.

Gariban edebiyatı yapıp garibanların sırtına basarak yükselenler garibanların can düşmanıdırlar. Bunlar ikiyüzlü oldukları için garibanların bunlara kanması kolaydır. Örneğin dünyadaki işçi sendikalarının çoğu işçinin omuzuna basıp yükselen fakat işçiyi patrona satan sarı sendikalardan oluşmaktadır. Bu durumda garibanları en çok kendi içlerinden çıkmış insanların ezdiğini söyleyebiliriz. Düdüklü tencerenin düdüğü gibi bu insanların çoğu garibanların gazını almakla vazifelidirler. Bu durumda birşeyin en tehlikesinin gerçeğinin yerine kurgulanan imitasyonu olduğunu söyleyebiliriz.

İşin ironik tarafı şudur ki garibanların hakkını savunmak için yazdığımız bu yazıya burun kıvırıp karşı çıkacak olanların çoğuda yine garibanlar ve garibanların çocukları olacaktır. Yani burada bir tecavüzcüsüne aşık olma halinin yaşandığını söyleyebiliriz. Burada ki durum çoğu zayıfın gücü eline geçirdiği taktirde zamanında zayıf ve güçsüz olduğunu unutacağına ve zalimler guruhuna karışacağına işaret eder.

Bir konu hakkında en çok şikayette bulunanlar çoğu zaman o problemin esas sebebi oldukları halde gürültü çıkararak olayı başkalarına havale ederler. Bu durum bir nevi canbaza bak demenin diğer versiyonudur. Yoksulluk ve yoksullar üst kesimde bulunan elitlerin iktidar devşirme araçlarından birisi haline gelmiştir ve sorun bataklığı kurutmak yerine sineklerle uğraşmak noktasında ilerlemektedir. Çünkü mevcut dünya sistemi kendini kartezyen bir düşünüşün kalıbıyla kurgulamaktadır. Sistemin var olması ve işlemesi için sürekli bir yoksulluk ve yoksullar olmak zorundadır. Yoksa insanlara ölümü gösterip hastalığa razı etmek mümkün görünmemektedir.

Neticede garibanlık zordur ve ateşten bir gömleği ömür boyu taşımakla eşdeğerdir. Garibanların Yüce Tanrı'dan gayrı dostu yoktur ve dünya hayatı onların cehennemi zalimlerin ise cennetidir.

Yorumlar (6)
Ayşegül Özer 1 yıl önce
güzel bir yazı. yakmasını da temenni ederim lakin hiç bir yeri yakacak durumda değiller. Akp hükümeti özellikle garipleri vurdu, birde müslüman bular azizim.
Gökhan 1 yıl önce
Güzel yazı.
İbrahim 1 yıl önce
Ağzınıza sağlık Mehmet hocam konuyu güzel özetlemişiniz soluksuz okudum.
quantum entanglement 1 yıl önce
sigara bile yakamaz.
Ramazan MEMİŞ 1 yıl önce
Yüreğine sağlık Mehmet bey
Ziya Erçıkan 1 yıl önce
Sn. Yazar öncelikle tebrik ederim. Lakin "Eğer garibansan" diye başladığın anlatımlarda ne yazık ki "zengin şehit yok, gariban şehit çok" hatırlatmasını da unutmaman gerekirdi. Aslında beynelmilel garibanlığı bilen birinin ulusal bir "şehitlik garibanlığını" bilmemesi ihtimali de yoktur. Sadece bir ihtimal vardır. Yaşayan, yaşanan hakim despotik güçten korkuyordur. Rağmen güzel bir yazı tebrik ediyorum.
16
az bulutlu
banner696
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 18 Mayıs 2022
İmsak 03:43
Güneş 05:22
Öğle 12:43
İkindi 16:34
Akşam 19:54
Yatsı 21:26
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 37 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@