ÜÇ AYLAR

TÜRKİYE DİYANET VAKFI
İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ
CİLT: 44, SAHFA: 276
ÜÇ AYLAR

(Recep, şaban, ramazan aylarını birlikte ifade eden bir tabir.)

Üç ayların faziletine dair Hz. Peygamberden nakledilen rivayetlerin yanı sıra dini kültürde mübarek sayılıp kutlanan Regaib, Mi’rac, Berat ve Kadir gecelerinin bu aylarda yer alması üç aylara ayrı bir önem verilmesine, ibadet, dua, zikir ve hayırlı işlerle daha fazla meşgul olunarak dini duyarlılığın daha yoğun olarak yaşanmasına zemin hazırlarmıştır. Ancak hadis âlimleri receb ve şâban aylarının fazileti hakkında kaynaklarda mevcut rivayetlerin çoğunun uydurma, önemli bir kısmının zayıf olduğunu ifade etmektedir. Resûl-ü Ekremin receb ayı girdiğinde, "Allahım, receb ve şâbanı bize mübarek kıl ve bizi ramazana ulaştır" şeklinde dua ettiği yolundaki rivayet (Müsned, I, 259; Ebu Nuaym, VI, 269) zayıf kabul edilmektedir. Resülullah’a isnat edilen, “Receb Allah'ın ayıdır, şâban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır" rivayetinin ise aslı bulunamamıştır (Suyûti, s. 114).

Üç aylarda yerine getirilmesi gelenek halini almış nafile ibadetlerden biri oruçtur. Receb ve şâban aylarının tamamının oruçlu geçirilerek ramazanla birleştirilme "üç aylar orucu" şeklinde adlandırılır. Ramazan ayında kasten bozulan oruçtan dolayı, yerine getirilmesi gereken iki aylık kefaret orucunun receb ve şaban aylarında tutularak böylece üç ayların oruçlu geçirildiği de görülmektedir. Üç aylar orucunun adet haline gelmesinde. bu ayların faziletine dair Hz. Peygamber’den nakledilen rivayetlere dayanıp ramazan ayını dini duyarlılık ve ibadet yoğunluğu içinde karşılama niyetinin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Resül-i Ekrem'in şaban ayında diğer aylara oranla daha fazla oruç tuttuğu, bazan da tamamını oruçlu geçirdiği hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhâri', "Savm.", 52; Müslim "Sıyam", 175, 76). Ancak Resülullah'ın receb ve şaban aylarını birleştirerek aralıksız oruç tuttuğuna, böylece üç ayları oruçlu geçirdiğine dair sahih kaynaklarda herhangi bir rivayet mevcut değildir. Belirli günler dışında her zaman nafile oruç tutulması mümkündür; ancak fazileti hakkında hadis bulunan ya da belirli zamanlarda tutulması tavsiye edilen nafile oruçlar arasında üç aylar orucu mevcut değildir.

Receb ayının fazileti ve bu ayda oruç tutulmasıyla ilgili rivayetlerin zayıf olması dolayısıyla bu orucun hükmü hakkında alimler değişik görüşler ileri sürmüştür. Bazı âlimler receb ayında oruç tutmayı müstehap kabul ederken bazıları, receb ayına özel bir kutsiyet affedilmesi ve halkın bunu zorunlu bir ibadet şeklinde algılaması endişesiyle bu ayda oruç tutmayı sakıncalı görmüştür. Bir kısım âlimler de özellikle receb ayının tamamını oruçlu geçirmeyi hoş karşılamamıştır. Şaban ayının büyük kısmını ya da tamamını oruçlu geçiren Hz. Peygamber ramazan dışındaki en faziletli orucun şâbanda tutulan oruç olduğunu ifade etmiştir (Tirmizi, “Zekat”, 28). Bundan dolayı şaban ayında oruç tutulması çoğunluk tarafından mendup sayılmakla birlikte Resül-i Ekrem’in ramazan ayından başka hiçbir ayın bütününü oruçlu geçirmediğine dair hadislere (Buhari "sayın", 52; Müslim. “Sıyam". 175, 178) ve şabanın on beşinden sonra orucun terkedilrnesine yönelik rivayetlere dayanan bazı âlimler, orucu farz olan ramazan ayına şevkle girmeyi zorlaştıracağı düşüncesiyle bu ayın ikinci yarısında oruç tutmayı mekruh görmüştür.

Dini gelenekte üç aylara önem verilmesinin sebeplerinden biri de bu aylarda bulunan kandil geceleridir. Receb ayının ilk cuma gecesi Regaib, aynı ayın yirmi yedinci gecesi Mi'rac, şaban ayının on beşinci gecesi Berat ve ramazan ayının yirmi yedinci gecesi Kadir gecesidir. Regaib ile Berat'ın kutsallığı kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında kaynaklarda sahih hadislere RASTLANMAMAKTADIR. Kandil gecelerinin en önemlisi Kadir gecesidir. Aynı adı taşıyan sürede Kur’an'ın inmeye başladığı bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir (el-Kadr 97/1-3). Kadir gecesinin ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastladığı görüşü alimlerin çoğunluğu tarafından benimsenmiştir. Üç aylarda nafile namaz kılınması, itikâfa girilmesi, bu aylarda yedi sene oruç tutulduktan sonra kurban kesilmesi gibi özel ibadet şekilleri kaynaklarda yer almamaktadır. Üç aylarda vefat eden kimsenin sorgusunun yapılmayacağı yolundaki inanışın da aslı yoktur.

 
BİBLİYOGRARA :
Müsned, 1, 259; Ebû Nuaym, Hilye, Beyrut 1405, VI, 269; ibn Teymiyye, Mecmü`u fetava, XXV, 290-291; Süyûti, el-Le'ali'l-masnü`a fi'l-ehadisi'l-mevzûa, Kahire, ts. (el-Mektebetü’t-ti-cariyyetü’l-kübra), s. 114; Süleyman Ateş, "Üç Ay-lar", Kur'an Mesajı Ilmi Araştırmalar Dergisi, sy. 10-12, İstanbul 1998, s. 44-48; Faruk Beşer, "Üç Aylar", Islâm'da İnanç, ibadet ye Günlük Yaşayış Ansiklopedisi (ed. İbrahim Kâfi Dönmez), İstanbul 2006, IV, 2077-2078; Hacı Mehmet Günay, “Ramazan", DIA, XXXEV, 433-435; a.mif., "Receb", a.e., XXXIV, 506-507; M. Kamil Yaşaroğlu, "Şaban", a.e., XXXV II, 207.
A.     KÂMİL YAŞAROĞLU
 
Savaş ÖREN
Niğde Kur’an Evi Derneği Başkanı