Osmanlı Döneminde Ulukışla'nın Ekonomisi

Abone Ol
 Şücaeddin (Ulukışla) kazasında 1874–75 yılında bazı yiyecek ve kullanılacak maddelerin fiyatları aşağıya çıkarılmıştır;
Bu dönemde buğdayın ölçeği 32 kuruş, arpa 22, çavdar 21, nohut 25, yulaf 18, burçak 25, mercimek 2, fasulye 2 kuruştan alınıp satılıyordu
Giyim kuşam, ev eşyaları, günlük hayatta kullanılacak alet edevat fiyatlarına gelince;
Kilim 200 kuruşa, halı 600, halı yastığı 50, seccade 75, terki heybesi 30, çarşı heybesi 40, keçe 60, kanepe 50, at gömleği 50, kökboyası 5, yapağı (kirli yün)  10 kuruştan alınıp satılıyordu.
Yiyecek maddelere gelince; peynir 10, helva 5, üzüm 3, soğan 1, ağnam (koyun) 60, keçi 50 kuruşa satılmaktaydı.
Giyim kuşamda kullanılan malzemelerden şalvar ve aba 20, kundura 120, mest 12, çizme30, postal 35, yemeni 25, sansar derisi 75, tilki derisi 15, tavşan derisi 3, keçi derisi 10, koyun derisi 8, kuzu derisi 3, balta 10, keser 10,  pamuk bezi 20 kuruştan alıcı bulmaktaydı.
Altın bilezik 700, gümüş bilezik 50, altın yüzük 40, gümüş yüzük 5, tüfek 100, tabanca 100 kuruştan pazarlanıyordu.[1]
Şücaeddin Kazasının 1841 yılında geliri 50.126 kuruş iken,1845 de 54.579, 1869 da 78.094 kuruştur. Kişi başına düşen gelir ise,1891 kuruş olduğu beyan edilmektedir. Ağman (Koyun) vergisi olarak 3470 kuruş olarak tespit edilmiştir.
O yıllarda memur maaşları da farklı olarak uygulanıyordu. Muhassıl (Maliyeci) 1000 kuruş alırken meclis azaları 250, Nüfus memuru 50, meclis kâtibi 100 kuruş maaş alıyordu.[2]
Ulukışla bölgesine yerleşen konargöçer Türkmen oymaklarının yegâne geçim kaynakları hayvancılıktı. Bunlar, Kışları Çukurova da ikamet ettikten sonra ilkbaharda Toros dağlarını yaylak ve otlak yeri olarak kullanmışlardır.
Konar Göçer Türkmenler, Boy (Aşiret), Oymak (Cemaat), Oba (Mahalle) gibi gruplara ayrılmışlardır. Boy ve Oymakların başında bey bulunmaktaydı.[3]
Ulukışla yaylaklarında, genelde Bozulus Türkmenleri çoğunluktaydı. Bunların bir kısmı Koçak, Çakılağılı, Karacaviran, Milli derede bulunan harap köyleri imar ettikten sonra kısmen buralara yerleşip tarımla da uğraştıkları görülmüştür.1708 yılında çıkarılan bir fermanla da tam olarak yerleşik düzene geçmişlerdir.[4]
Sücaeddin (Ulukışla ) yöresinde bulunan Yörük Türkmenleri hayvancılıkla uğraştıkları için büyük baş, küçükbaş hayvanlardan elde edilen ürünlerden yün, yapağı, dokuma, örgü, süt, yağ, peynir, yoğurt, dericilik konularında ekonomiye büyük katkılarda bulunmuşlardır.
Osmanlının son dönemlerinde ülkede kıtlık olduğu için her şey ateş pahasına alınıp satılıyordu. O dönemde ekonominin lokomotifi Çiftçilik ve hayvancılıktı.
Ne yazık ki, bu gün Çiftçilik ve hayvancılık can çekişir hale gelmiştir. Osmanlının O zor günlerinin fiyatlarını arar hale geldiğimizi düşünüyorum.
Kurtuluş Savaşında Fransızlara karşı, Ulukışlalı yiğitlerin fedakârlığı tarihe geçmiştir. Ulukışla, Türkiye Cumhuriyeti öncesinden ilçe statüsünü kazanmış ve Cumhuriyetin ilanı ile birlikte 1924 yılında Niğde’ye bağlı bir ilçe olmuştur.
Ulukışla, Tarihin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bu gün Niğde’nin ikinci büyük ilçesi olan Ulukışla’nın 36 pare köyü, 21 bin seçmeni vardır. Ne yazık ki, Ulukışla bugün geri kalmışlığın ezikliği içindedir ve bunu asla hak etmemiştir.
Ulukışla’nın Tarihi ve kültürel zenginliği bu güne kadar yeterince araştırılmamıştır.
Tarihi İpek yolu üzerinde kurulan, doğuyu batıya bağlayan kara ve demiryollarının geçiş noktasında yer alan Ulukışla, ne yazık ki bu gün unutulmuş “SAKLI KENT” konumundadır.
Ben buradan ilgililere sesleniyor ve diyorum ki, gelin bu “Saklı kentte” bulunan tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkalım.


[1] 1291 tarihli Konya Vilayet salnamesi s.122–124
[2] T.C Maliye Bakanlığı, Büt. Mali. Kont. Gn. Md. 1994/s.12–14 (BOA. ML. nr.3007.s.4-5
[3] Bahaddin Yediyıldız, Osmanlı Toplumu, Osmanlı tarihi İst.C. II. S.480.
[4] Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğunda aşiretlerin iskanı, İst.1999 s.12-19-64-113