Okul ve Toplum

Abone Ol

Bütün dünyayı saran/sarsan Covit salgınından bağımsız okul ve eğitim değerlendirmesi yapmak mümkün görünmüyor. Ancak eğitim-öğretim sadece bir sonuç değil süreci ilgilendirdiği için vazgeçilmez bir gerçekliği ihtiva etmektedir. "Bireyin problemi görme ve çözme yeterliliği," olarak ifade ettiğimiz eğitim, cemiyet hayatının da şekillenmesini ana umdesini oluşturmaktadır. Bunu da okullar sağlamaktadır.

Geçmişten günümüze toplumun tamamını ilgilendiren temel kurum okullar olmuştur. Çünkü herkesin, isteyerek veya istemeyerek bir şekilde yolu orada kesişmekte ve ilgisiz kalınamamaktadır. Gerçi günümüzde “okulsuz toplum” tartışmalarına rastlasak da özellikle Türk kültüründe okulun yeri daima kıymetli olmuş ve saygı görmüştür.

Toplum tarafından “Oku, bir baltaya sap ol.” İfadesi ile yönlendirilen nesil geldiği okulda, sosyo kültürel reel verilere baktığımızda artık aynı niteliği bulamamaktadır. Okullaşma oranı artmasına rağmen kurumsal bir kimlik açısından düşünüldüğünde sınıflardan, koridorlara, laboratuvarlardan oyun alanlarına, mimariden estetiğe; ortak bir ruh, canlı bir yapı gözlenememektedir.

Okulun değer kaybetmesindeki ana sebeplerden bir tanesi ekonomik çıktılarla alakalıdır. Çünkü birey mezun olduğu alanda iş bulma gayretine rağmen yerleşemeyince aldığı eğitim anlamını yitirmektedir. Bunun üzerine eğitim sürecinin tamamını bitirmesine rağmen bir meslek sahibi olamayan fertler donanım sahibi olduğu alandan ziyade, geçimini temin edecek bir iş sahası arayışına girmektedir.

Her şeye rağmen okullar toplumun şekillendirilmesinde en büyük rolü oynamalıdır. Bu zaviyeden baktığımızda Türkiye’nin Maarif Davası’ndaki  “Okul” ile ilgili şu değerlendirme gayet anlamlı durmaktadır:

“…Kutsal çatısı altında siyasete asla yer vermeyen, muallimin ilmi ve ahlaki otoritesinden başka hiçbir otorite tanımayan, ruhları huzur içinde birleştirici, disiplinin barındığı ideal çatıdır.


O zaman, geleceği inşa etmek için şu hakikat daima cemiyet lehine geliştirilmelidir.
Okul, neslin ruhundaki kuvvetli tarafları yaşatmasını bilmelidir.”