Nerede o eski tatlar ve kanser!

Abone Ol

Evet, hemen her şey gelişiyor, her şey bollaştı ve göreceli olarak düne göre her şey çok daha mükemmel!
Peki ama ağız tadımız ve sağlığımız ne durumda?
Düne göre çok daha iyi olduğunu iddia edenler elbette var.
Gerçekten de öyle mi?
Yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya, tavuktan balığa, domatesten salatalığa, her şey eski tadında mı?
Yaşam süresinin eskiye göre uzadığı kesin. Ama ne kadar sağlıklı?
Hormonlu ve GDO’lu gıdalar ile dijital yaşamın getirdiği bolluk ve konfor ne kadar masum?
En önemlisi de, yaşam kalitemiz arttı mı, azaldı mı?
İşte bütün bunları yarın gece Genç Bakış’ta masaya yatıracağız...

Yaşam kalitesi?
Nerde o eski tatlar derken, kastettiğimiz elbette sadece annelerimizin yemekleri değil. Ürün kalitesi de bir o kadar önemli.
Örnek mi arıyorsunuz?
Tavuklar artık neden çok çabuk pişiyor?
Peki ya su içtiğimiz damacana, bizi gerçekten yavaş yavaş kanser mi ediyor?
Domatesin çekirdeklerine ve tadına ne oldu?
Yoğurt hiç ekşimeden nasıl haftalarca dayanıyor?
Sütlerde GDO kalıntıları var mı?
GDO’lu ürünleri kim denetliyor?
Avrupa’da birçok ülkede ve Amerika’da çeşitli eyaletlerde yasaklanan trans yağlar mutfaklarımıza hâlâ nasıl giriyor?
Tereyağına itibarını iade etmek mi gerekiyor?
Hayvanlara verilen yemler ne kadar sağlıklı?
Tarım ilacı kalıntıları sebze ve meyveden yıkayarak çıkıyor mu yoksa vücudumuza farkında olmadan zehir mi giriyor?
Genç yaşlarda görülen kanser vakalarının nedeni, yediklerimiz ve içtiklerimiz mi?
Bu sorulara, hem Türkiye hem de dünyada, uzun zamandır gerçek yanıtlar aranıyor. Aranmaya da devam edecek. Çünkü kafalar karmakarışık.

Ekmek zararlı mı?
Son günlerin en önemli tartışma konularından biri de ekmek. Özellikle de beyaz ekmek. Başbakan Erdoğan bile tartışmaya katıldı. Aman yemeyin dedi.
Ve bu konu giderek daha önemli hale geliyor.
Gıda güvenliği alanında dünyanın en büyük mesleki organizasyonu olan IAFP - Uluslararası Gıda Koruma Birliği ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı işbirliğinde, 28 meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşunun desteği ile önümüzdeki aylarda bu amaçla İstanbul’da toplanacak Gıda Güvenliği Kongresi’nin Başkanı Samim Saner, kongrede tüm taraflarla değerlendirilecek olan ‘Sağlıklı Ekmek’ hakkında ön bilgiler verdi:
“Ülkemizde gıda güvenliği ile ilgili hükümler, genelde tüm ürünleri kapsayan konuları içeren düzenlemelerle oluşturulur. Örneğin katkı maddeleri, bulaşanlar, etiketleme gibi. Ancak insan beslenmesinde temel olan veya hile ihtimali yüksek olan ürünlere yönelik özel düzenlemeler de yapılır. Ekmek de bu ürünlerden biridir. Yıllardır ne şekilde üretileceği, içinde neler olup neler olmayacağı hatta gramajı, mevzuat hükümleri ile belirlenmiştir.
Yapılan düzenlemelerin maksadı beyaz ekmeği karalamak değildir!
Ekmek ile ilgili en son düzenleme 4 Ocak 2012’de yapıldı ve 1 Temmuz 2012’de tümüyle yürürlüğe girdi. Yapılan kayda değer değişikliklerden biri de ekmek çeşitlerinin aynı anda tüketici tarafında ulaşılabilir olmasının sağlanmasıdır. Yapılan düzenleme ile tüketiciye ekmek çeşitlerini arz eden yerlere; tam buğday ekmeği, tam buğday unlu ekmek, kepekli ekmek de bulundurmak zorunluluğu getirildi. Düzenleme olumlu bir düzenlemedir. Çeşitli ekmek tüketiminin sağlanması hedeflenmektedir. Beyaz ekmeği yasaklayan ya da karalayan bir düzenleme değildir.
‘Beyaz ekmek katkılı, diğerleri doğal’ ifadesi doğru değil.
Tartışma bu boyutu ile daha çok buğday ekmeği üzerinden. Oysa diğer tahılların ekmekleri de var. Çavdarlı ekmek gibi. Onları da belli bir denge ile tüketmek faydalı.
Yeni düzenleme ile çeşit ekmek tüketimi özendiriliyor. Bu olumlu bir yaklaşım. Ekmeğin çeşidi ne olursa olsun, hijyenik olarak ve iyi üretim teknikleri ile, usulüne ve mevzuata uygun olarak üretilmesini sağlamak lazım. Bunu sağladığınız ölçüde, ekmek ister beyaz olsun ister kepekli sağlığa zararından söz edilemez. Tercih edilmesi gereken ise, daha fazla vitamin ve lif tüketmek için kepekli veya tam buğday ekmeğinin tüketim oranını daha yüksek tutmak...”
Özetin özeti: Hormonlu ve GDO’lu ürünler açlığı önlemeye mi yönelik yoksa rant odaklı mı? Kanserdeki patlamanın nedeni hormonlu gıdalar ve teknolojik ürünler mi? Açılıktan mı öleceğiz, hastalıktan mı? Sevimsiz bir konu ama gelinen son nokta bu!..