Peşinen söyleyeyim; bütün seçim sürecini  “sahada”  geçirmiş, Türkiye’nin hemen her yanında verecekleri oylarla sonucu belirleyecek olan insanlarla yüz yüze konuşmuş, dertleşmiş, korkularına, ümitlerine, inançlarına ve açık açık, onların ağzıyla yazayım  “AKP’yi yollama”  iradelerine şahit olmuş biri olarak, ilk andan itibaren şaşkınlıkla izledim YSK’dan gelen seçim sonuçlarını.
MHP Genel Merkezi’nden 12 Haziran gecesine dair ilk izlenimim de,  “saha”yı izleyen gazeteciler kadar  “saha”da çalışan siyasetçilerin; adayların, il ve ilçe yöneticilerinin de aynı şaşkın hal içerisinde olduğu yönünde...
Çünkü MHP anket şirketlerinin, medyanın, siyasi parti temsilcisi gibi çalışan mülki amirlerin estirdiği rüzgarı tersine çevirecek, onları yutacak bir hortuma dönüştürecek kadar güçlü bir sürpriz bekliyordu sandıktan...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2010 günü Kars Anı’da, Fethiye Camii’nde kıldığı Cuma namazından bugüne Türkiye genelinde -çoğuna da iki hatta üçüncü ziyaretlerini yapmak suretiyle- gezdiği 60’tan fazla ilde, yüzlerce belde ve köyde, 200’den fazla kere halka hitap etmesinden sonra seçimin  “sürpriz partisi” olma beklentisi yersiz de sayılmazdı demokratik rejimde.
Velhasıl, dün ortaya çıkan tablo, MHP’lilerin beklediği yönde olmasa da  “sürpriz”  oldu gerçekten de.

***
MHP’yi hedef alan  “barajı aşamayacak”  kampanyası göz önüne alındığında, baraj sorunu olmadığını göstererek,  “bütün saldırılara rağmen”  oyunu hemen hemen koruyarak aslında önemli bir eşiği aştığını söylemek mümkün MHP’nin. Ama partililerin özellikle son aylarda göze çarpan kenetlenmeleri ve parti dışından MHP’ye dönük olarak gelişen teveccüh düşünüldüğünde yine de gözle görülür bir burukluk, şaşkınlık hakimdi Genel Merkez önünde toplanan ülkücülerde.
Kırmızı beyaz üç hilalli bayraklar ve Devlet Bahçeli posterleriyle süslenmiş MHP Genel Merkezi’nin önü sessizdi.

***
Seçim sürecini rakipleriyle yarışın haricinde,  “kaset siyaseti”ne karşı ciddi bir hukuk mücadelesi ve psikolojik savaşla da geçiren MHP’de, Genel Başkan Bahçeli’nin seçim gezilerinde karşılaştığı “daha önce görülmemiş düzeydeki” ilgiden sonra partililerin  “tahmin”lerinde telaffuz ettikleri rakamların yükselmesine yol açmıştı.
MHP lideri Bahçeli’nin seçim kampanyasını büyük oranda “millete dönük” bir söylemle götürmesi, örneğin şahsı, partisi veya savunduğu ideoloji üzerinde gölge oluşturacak bir saldırı olmadığı müddetçe diğer siyasi partilerin liderleriyle polemiğe girmemesi ve meydanlardaki enerjisini toplumun çeşitli kesimlerine dönük politikalarını anlatmaya harcaması da MHP’nin kemikleşmiş tabanı dışında farklı kesimlerden de oy alacağı duygusunu güçlendirmişti.
Örneğin diğer iki iddialı partinin genel başkanının yapmadığı kadar  “kadın”  vurgusu yapmıştı Bahçeli kampanyası boyunca,  “kadına yönelik şiddet” ve buna dair çözüm önerilerine hemen her konuşmasında geniş yer verdi. Keza MHP’li gençlerin kendiliklerinden başlattığı  “İlk OY’um MHP’ye” kampanyasının seçimin belirleyici unsuru olan ve  “şifre skandalı”ndan sonra daha politik bir tavra bürünen gençlerde karşılığı olacağına inanç büyüktü.
Bahçeli’nin kanımca seçim dönenme damgasını vuran tavrı  “demokrasi” ye yapığı vurguydu aslında. Halka baskı, tehdit, taleple değil nasıl bir ülkede yaşamak istediklerine dair  “karar verme iradesine sahip olduklarını” hatırlatmak üzerine şekillenmiş bir tavır gözledik MHP liderinin hemen bütün söylemlerinde.
Bahçeli  “devlet yok milletime gidiyorum” demişti ama, devletin olmadığı bir ortamda millet iradesinin ne derece tecelli edebileceği tartıldı dün gece boyunca MHP Genel Merkezi önünde.
MHP’lileri bu sorgulamaya iten olayların başında dünkü  “Keçiören rezaleti” vardı.
Ülkücülere göre, Keçiören’de bir kadının elinde “AKP mühürlü” bir oy pusulasının ele geçirilmesi daha sandıklar açılmadan şaibe düşürdü bu seçime.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın seçimden sadece iki gün önce Bahçeli’nin Gaziantep gezisinde yaptığı uyarıyı hatırlattı herkes birbirine. “Fazladan bastırılan oy pusulaları, AKP mühürlenmiş olarak halka dağıtılacak ve para karşılığı seçmenin boş oyuyla değiş tokuş edilecek” tezindeki haklılığı ortaya çıkmış oldu MHP’lilere göre.

***
Dün gece MHP Genel Merkezi’ne hakim olan duygulardan en belirgin olanlarından biri de Genel Başkan Devlet Bahçeli’yle ilgiliydi. Bahçeli’nin bütün yükü  “tek başına”  sırtladığını düşünen MHP’liler;  “teşkilatlar bazında”  bir özeleştiriye de yöneldiler.

***

MHP Genel Merkezi’ne dışarıdan bakacak olursak;
MHP yöneticileri hem partililerin hem de gazetecilerin seçim sonuçlarını rahat bir ortamda takip etmelerini sağlayacak bir fiziki düzen kurmuşlardı Genel Merkez’de. Çağrı Merkezi ve Bilgi-İşlem bürolarında çalışanların sayısı arttırıldı, partinin teknolojik donanımı YSK’dan gelen sonuçların sağlaması için kullanıldı.
Partililer sonuçları binanın önündeki dev ekrandan takip ederken, basın mensupları üçüncü katta kendileri için hazırlanan basın bürosunu karargah olarak kullandı. Bir gece önceden parti binasının önünde konuşlanan canlı yayın araçları, gelişmeleri stüdyoya dönüşen giriş katından aktardı kamuoyuna.

***
Genel Başkan Yardımcıları dahil MHP’li adaylar seçim bölgelerinden takip ettiler sonuçları. MHP Genel Merkezi’nde parti yönetiminden bir tek “Seçim İşlerinden Sorumlu” Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal vardı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, sonuçları Genel Merkez binasının ikinci katında bulunan makam odasında tek başına takip etmeyi tercih ederken; zaman zaman ziyaretçilerini de kabul etmeyi ihmal etmedi.
Ülkücü camianın seçim döneminde öne çıkan, Ankara 1. Bölge’deki ulaştığı oy oranıyla da, ülke genelinin üzerine çıkan Prof. Zuhal Topçu MHP Genel Merkezi yakınında bir pastanede kampanya dönemi boyunca kendisi için gönüllü olarak çalışan öğrencileriyle bekledi sonuçların açıklanmasını.
MHP adına seçim sonuçlarına ilişkin ilk açıklamayı, Devlet Bahçeli ile görüşmesini takiben Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal yaptı.