Güç Hakkı Doğurur

.

Abone Ol

Toplu kıyım ve zulmün hiçbir değer yargısı taşımaksızın hüküm sürdüğü zamanların girdabında savruluyoruz.

Şu güzelim ramazan ayının manevi huşusunda iftarımızı açıyor, ibadetlerimizi eda eyleyip elimizde kumanda televizyonun başına geçiyoruz.

Filim tadında emperyalizmin bize sunduğu savaş manzaralarını, sıcak çayımızın o tatlı rehavetinde ekran eşliğinde izleyerek, yudumluyoruz.

Dünyayı kendi hegemonyaları altında inim inim inletip, tüm doğal kaynaklarına en arsız çakallıklarıyla çökme noktasında hiçbir sınır tanımayan güya medeni toplumların zırva bahanelerini, tatlı niyetine yutuyoruz.

Algı operasyonlarının gölgesinde, kukla haline gelmiş benliklerimizle dilde lanet edip, kendi vicdanımızı rahatlatıyoruz.

Ne kadar insanın öldüğü, ne kadar Müslümanın yerinden yurdundan olduğu eh biraz içimizi incitse de,

Borsa, altın, gümüş ve değerli emtia pozisyonumuzu tekrar tekrar gözden geçiriyoruz.

Yok edilmeye çalışılan İslam aleminin tükenişini değil, buradan çıkabilecek yapay zeka destekli teknik analizdeki mal varlığımıza varlık olarak ne katıp, bir daha bu malı fazlasıyla katlayabileceğimizin minik dünyevi hesaplarında, teselli arıyoruz.

Ahlaki değer ve uhrevi etik yaratmaktan uzaklaştığımız o Yaradan’ın kelamını, basit dogma ve safsatalara boğuyoruz.

‘Oku’ diye başlayan ve insana ait olan hayatı güzelleştirip dünyayı yaşanabilir hale getiren onca muhteşem kelama inat;

Bilimi yok sayıyor,

Gelişimi başkalarının eline bırakıyor,

Tembelliğimizle, sadece ve sadece boş lafların hegemonyasında laf üretiyoruz.

Düşmana karşı onların silahlarıyla donanmamız gerekirken,

Gıybet füzesinin hızında,

Helali tınmadan,

Haramın tadında yol alıyoruz.

Elin Amerikalısı Might Makes Right söylemiyle

Anlayacağınız, Güç Hakkı Doğurur diyerekten,

Sadece zayıf devletlere uygulanan bir temenniler beyannamesi haline gelmiş olan “Uluslararası Hukuk” söylemiyle, Ortadoğu denilen bu eşsiz toprakları kana bulayıp, istediklerini yapma hakkını kendilerinde görüyorlar.

Şimdi çoğumuzun diline pelesenk olmuş olan “İran’dan sonra sıra bizde” sözünü, bir teslimiyet dayatması olarak algılamadan,

Rahmani bir uyanışın ve kendine gelmenin tetikleyicisi olarak görelim.

Yaradan’ın birliğinde,

Uyanışın dirliğinde,

Eğer söz konusu sıraya girmekse,

Sırası gelen buyursun gelsin diyecek,

Basireti sergileyelim diyorum…

{ "vars": { "account": "UA-18872786-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }