Oktay Kılıççeker'den Sert Açıklamalar

Böyle bir şey olabilir mi?

EĞİTİM 25.11.2011, 23:52 25.11.2011, 23:52
Oktay Kılıççeker'den Sert Açıklamalar
 Türk Eğitim-Sen Bor İlçe Temsilcisi Oktay Kılıççeker’in basın açıklamasını sunuyoruz.

Eğitim çalışanlarının çok iyi bildiği ve takip ettiği üzere; “eşit işe eşit ücret” kapsamında yapılan yeni düzenlemeler yeni bir takım adaletsizlikleri doğurdu. Çıkarılan 666 sayılı KHK sonucu getirilen ek ödemelerle, bazı çalışanların ücretleri diğer kurumlardaki emsallerine göre dengelenirken; kimi çalışanların ise muadilleri olmadığı gerekçesiyle ücretlerinde değişiklik yapılmadı.

Bu durum ise sonuçları itibariyle beklentileri karşılamayan ve adil olmayan bir tabloyu ortaya çıkardı. Özellikle öğretmenlerimizin ve akademisyenlerimizin aylık ücretleri, diğer çalışanlarla mukayese edildiğinde, hem yaşam standartları hem de meslek haysiyetleri açısından kabul edilemez bir seviyede bırakıldı. Öğretmenlerimiz, neredeyse kamuda en düşük maaşı alan meslek grubu haline geldi.

İşte bu durum, doğal olarak öğretmen ve akademisyenlerimiz arasında bir infial oluşturdu.

Varlık nedeni, temsil ettiği kesimin hak ve kazanımlarını korumak ve geliştirmek olan sendikaların da bu duruma kayıtsız kalması tabii ki mümkün değildi.

Bu bağlamda, ek ödeme adaletsizliğinin ortaya çıkmasıyla birlikte sendikamız hemen harekete geçmiştir. Genel Başkanımız sayın İsmail KONCUK, ilk andan itibaren konunun muhataplarıyla en üst düzeyde görüşmeler yaparak adaletsizliğin giderilmesini, öğretmen ve akademisyenlerin hak ettikleri ücrete kavuşturulmasını talep etmiştir.

Sendikamız, ayrıca basın açıklamaları yaparak bu talebin kamuoyu gündeminde de yer almasına gayret etti. Ve nihayet 23 Kasım’da yurt genelinde bir eylem gerçekleştirerek çalışanlarının bu talebinin karşılık bulmasını sağlamayı amaçladı.

Önümüzdeki Çarşamba günü, on gündür öğretmenlerimiz ve akademisyenlerimizden topladığımız dilekçeleri Başbakanlık makamına göndereceğiz. Gündeme getirdiğimiz bu meselenin çözümü gerçekleştirilinceye kadar da her Çarşamba günü Ankara’da Maliye Bakanlığı ve illerde valilikler önünde eylemlerimizin devam edeceğini ilan ettik.

Türk Eğitim-Sen her konuda olduğu gibi, bu son gelişmede de gerekeni anında yapmış, eğitim çalışanlarının cesur sesi olarak yine önceliği ele almıştır.

Fakat ne gariptir ki, Türk Eğitim-Sen’in bu gayretleri bazılarında rahatsızlık oluşturdu. Bu rahatsızlığın işveren pozisyonunda bulunan Hükümet ve çevresinde oluşmasını anlıyoruz. Ancak, adında “sendika” sıfatı bulunan bir yapının bu çalışmalarımızı eleştirmesini anlamlandırmak sağlıklı idrakler için mümkün görünmüyor.

Ortak amaçlar için mücadele eden sendikaların, temsil ettikleri kesimin sorunları için ortak tutum takınmaları gereklidir, hatta kimi zamanlarda bir zorunluluktur. Sendikaların, sendikacılığın gerekliliklerini yerine getirmediklerinde ya da işverenle paralel tavır aldıklarında birbirlerini eleştirmeleri ve ikaz etmeleri de anlaşılabilir. Fakat bir sendika bir başka sendikayı “sendikacılık” yaptığı için eleştiremez, yargılayamaz! Eğer bunu yapıyorsa; biliniz ki, taşeronluk yapıyordur. İşveren adına, çalışanların örgütlü mücadelesini rencide etmek ve sendikal mücadeleyi sabote etmek amacını güdüyordur.

İşte, EBS’nin 16.11.2011 tarihli ve   “Ek Ödemelerle İlgili Manipülasyona Dikkat!” başlıklı açıklaması bu taşeronluğun ve sabotajın son ve en somut örneğidir.

Düşünebiliyor musunuz? Çalışanların önemli bir kısmını ilgilendiren bir mağduriyet söz konusu olacak, bir sendika bu durumla ilgili basın açıklaması yaparak kamuoyu oluşturmaya gayret edecek ve problemin çözümü sağlanıncaya kadar eylem yaparak muhatabı olduğu Hükümet üzerinde baskı oluşturmayı amaçlayacak; bir sözde sendika da bu gayretleri eleştirerek yargılayacak! Adeta icranın temsilcisiymiş gibi, adeta eylemimizin muhatabı olan Hükümet adına hareket eder gibi!

 

Böyle bir şey olabilir mi?

Bir sendika, sendikacılık yaptığı için yargılanabilir mi? Hem de sendika olduğunu iddia edenler tarafından?!

Söz konusu bir problemle ilgili olarak; icra makamında olanlara yönelik basın açıklaması yapmak, kararlılığı göstermek için eylem kararı almak bir sendika için ne zamandan beridir “manipülasyon” olarak nitelendiriliyor? 

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde manipülasyon; “Yönlendirme.  Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme.” olarak tanımlanıyor.

Bu tanımdan yola çıkarak Türk Eğitim-Sen’i itham etmek en azından akademik ahlak açısından mümkün değil.

Biz hiçbir konuda gerçekleri saptırarak, kelime oyunlarıyla olduğundan farklı göstererek iş yapmadık.

İktidar sahiplerini memnun edeceğiz diye eğitim çalışanlarını sömürmedik.

Temsil ettiğimiz kesimin aleyhine olan uygulamaları eğip bükerek pazarlamaya çalışmadık.

Akşam aldığımız eylem kararlarını, zılgıtı yiyince, orasından burasından kıvırarak iptal etmedik.

Alanlara inme cesaretini gösteremediğimizden, siyasi vesayetten tırstığımız için ve bundan dolayı karşı eylem gerçekleştiremediğimizden dolayı süslü kelimelerle durumu kurtarmaya çalışmadık.

Ankara’da farklı, Diyarbakır’da farklı iddia ortaya koymadık; Yozgat’ta ayrı, Bingöl’de ayrı konuşarak fırıldamadık.

Şimdi kimin manipülasyona başvurduğunu sanırım daha iyi anlayabiliriz.

Bu arkadaşlarımıza tavsiyem; bırakın böyle süslü kelime oyunlarını da bağımsız bir araştırma şirketine anket yaptırın. Anketörler gitsinler EBS üyelerine sorsunlar; “Hangi sendika ilkeli ve kararlı sendikacılık yapıyor” diye; şıklara da sadece iki sendika ismi yazsınlar; “a) EBS b) Türk Eğitim-Sen”.

Eminim anketin sonuçlarını açıklamaya yürekleri yetmez!

Yeni tarz ucube sendikacılığın adresi olan bu arkadaşlarımız, süslü kelimelerle Türk Eğitim-Sen’i eleştiriyor ve ortaya koyduğumuz mücadeleyi “rol çalma girişimi” olarak değerlendiriyorlar: Neymiş efendim; bunlar, zaten masada sorunu çözeceklermiş de biz öncesinde eylem yaparak rol çalıyormuşuz! Bu arkadaşlara göre, Sözleşmeli öğretmenlik konusunda da aynı şeyi yapmışız. 2005 Yılından itibaren yapılan yüzlerce eylemin, yüzlerce açıklamanın; kar, soğuk, ayaz demeden yapılan mitinglerin, kampanyaların vs. hiçbir anlamı yokmuş. Sözleşmelilerin kadro almasının sihirli formülü EBS’nin Hükümetle masa başında yaptığı görüşmelermiş. Nitekim ek ödeme konusunda da –kendi ifadeleriyle- Maliye Bakanlığı üst düzey bürokratları ile hafta içinde yaptıkları görüşmede konuyu ilgililerin dikkatine sunmuşlar.Beraberinde bu mağduriyetin giderilmesi için gerekli yasal düzenlemeye ilişkin talep ve önerilerini de gerekli mercilere iletmişler.

Sanki ortaya çıkan bu ucube durumun müsebbibi o merciler değilmiş gibi. Kardeşim siz sendika mısınız; yoksa o kutsal mercilerin AR-GE birimi misiniz?

Ve hal böyleyken hala bizleri “rol çalma girişimi” içerisinde olmakla itham ediyorlar.

Güler misin, ağlar mısın?

Bu noktada belirtmek isteriz ki, gönülleri ferah olsun. Değil Türk Eğitim-Sen, kendini sendika olarak nitelendiren hiçbir kuruluş bu yapının rolünü üstlenmeyi tercih etmez.

Çünkü;

Onurlu sendikal mücadeleyi yürüten her kuruluş, Hükümetin taşeronluğunu yapmayı ve sendikal mücadeleyi sabote etmeyi en büyük onursuzluk olarak kabul eder.

Çalışanların teveccühüne mazhar olmuş hiçbir sivil toplum örgütü, sarı sendikacılığı uluslar arası meslek kuruluşları tarafından tescillenmiş bir yapıdan rol çalma girişimine bulaşmaz.

Ülkemizde hiçbir sendika; grev kırıcılığıyla ün salmış olan, Hükümete yönelik bir eylem ortaya koymayı bir yana bırakın tek bir eleştirel söylem dile getiremeyen, siyasi iktidarın politikalarının alt yapısını hazırlamakla görevlendirilmiş olan ve tüm bunları şehvet ölçüsünde bir arzuyla yapan sözde sendikanın rolüne talip olabilir mi?

EBS’nin yöneticisi değerli arkadaşlar şunu bilmeliler ki; sendikal mücadelesi her kesim tarafından takdirle karşılanan, ilkeli duruşuyla muarızlarının dahi imrenerek izlediği, mensuplarının övgüyle ve yüksek sesle “Ben, işte bu sendikanın üyesiyim” diyerek gururlandığı Türk Eğitim-Sen’in sendikanızdan “rol çalma girişimi” içerisinde olması sizlerin ancak hayali, “ah keşke”si ve duası olabilir.

Bir konu daha var ki, yeter artık diyoruz.

Biz söylemekten bıktık, kamuoyu yalanlarını dinlemekten bıktı; fakat EBS iftiradan haz alma düşkünlüğüne devam ediyor. Söz konusu açıklamalarında sendikamızı KCK, KESK, PKK, BDP ve avanesiyle birlikte olmakla itham ediyorlar. Buna mesnet olarakta referandum sürecinde ortaya konulan tavrımızı göstermekteler. Oysa ki, bütün kamuoyu bizim tavrımız ile bahsi geçen örgütlerin tavrının gerekçelerini çok iyi biliyor. Anayasa değişikliğinde Toplu Sözleşme taahhütüyle kamu çalışanlarının nasıl kandırıldığını son hazırlanan sendika kanunu tasarısı ortaya koydu. Toplu Sözleşme metnini sadece tetikçi konfederasyonla imzalayarak, kamu çalışanlarını Hükümetin öngörülerine mahkum etmeyi amaçlayan bu tasarıyla, sendikal hakların şimdi hangi noktaya gerilediğini çok daha iyi görebiliyoruz. Hükümet talimatını verecek, itiraz etme cesaretini hayallerinde bile yaşayamayanlar imza atacak. Yüz binleri temsil eden diğer hiçbir sendikanın itiraz etme ya da Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurma hakkı olmayacak; yani bütün kamu çalışanları bu mizansene mahkum kalacak. Hani sendikal özgürlükler genişleyecekti?

Öte yandan Öğrenci Andı konusunda, Anayasamızın 66. maddesinde ifade edilen milli kimlik konusunda, ana dilde eğitim konusundaki kanaatler hususunda KCK-PKK-BDP-KESK dörtlüsüyle EBS’nin mi yoksa Türk Eğitim-Sen’in mi kanının uyuştuğunu kamuoyu iyi biliyor. Yüreğiniz yetiyorsa bu konulardaki fikirlerinizi açık şekilde ifade edin. Lakin sadece kapalı kapılar arkasında değil; ülkenin her bölgesinde ve her ilinde aynı renkte konuşun. Konuşun ki, halkımız görsün; kim kimin yoldaşı.

Her işin olduğu gibi sendikacılığın da bir ahlaki standardı vardır.

Saygılarımla.

Oktay KILIÇÇEKER
Türk Eğitim Sen
Bor İlçe Temsilcisi




banner697
Yorumlar (0)
banner696
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 27 Kasım 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 14 33
2. Rizespor 14 25
3. Boluspor 14 25
4. Pendikspor 13 24
5. Keçiörengücü 13 24
6. Samsunspor 13 23
7. Bodrumspor 14 22
8. Manisa FK 13 20
9. Sakaryaspor 15 19
10. Altay 14 18
11. Bandırmaspor 13 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 13 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4

Gelişmelerden Haberdar Olun

@