05.12.2018, 00:11 103

Vay Yalan Dünya!

Ölüm ayrılık mı yoksa bir vuslatın ilk adımı mı?
Ya da öldükten sonra “ülkücüydü” deniliyorsa bu,
yaşamaya devam etmek değil de nedir?
VAY YALAN DÜNYA!
 
Zigana’nın etekleri, zirvelerini kıskandıracak kadar sert ve karlıydı. Bir gün önce yağan karla kapanan yol, zor da olsa açılmış ama Trabzon yolunun sağını ve solunu yer yer kar tepeciklerine dönüştürmüştü. Zirveleri aşarak devam eden yol, Harşıt Çayı kadar hırçın, Kelkit Yaylaları kadar sarp görünüyordu. Akşam Kelkit’te vedalaşmadık bir gönül dostu bırakmayan Ali Metin, aynı tutumunu yol boyunca devam ettirmişti. Köse, Gümüşhane, Torul…
 
“Gelmelisin.” demişlerdi.  Cumartesi büyük miting vardı ama yine de “Gelmelisin.” denilmişse gitmeliydi.
 
Bugüne kadar ülkü uğruna hangi daveti geri çevirmişti ki buna “hayır” diyebilsin.
 
“Trakya’ya…” demişler, gitmiş, “Korkuteli seni bekliyor.” demişler koşmuş. “Amasya davet ediyor.” diye haber salmışlar yeni evlendiğini unutarak ulaşmış hem de günlerce öğrenci evinde kalmış, onlarla yer sofrasına oturmuş, dert sofralarına ortak olmuş.
 “İlçemizde Ocak açılışı var.” demişler, belediye otobüsü ile ayakta yolculuk yaparak açılış yapmış. Gittiği bir başka konferansta, babasını aramak için avcunda birkaç jeton ile telefon kulübesi aramış. “Neden Ocak’ın telefonundan aramadınız?” denildiğinde “Ocağın telefonu beyt’ül maldır. Babamı oradan arayamazdım.” demiş.
 “Doğubayazıt’ta programa çağırıyorlar.” denilmiş, “Parası pulu var mı yok mu? Kış kıyamette ulaşılabilir mi ulaşılamaz mı? Terör örgütü yol keser mi kesmez mi?” diye düşünmeden üstelik de borç para alarak varmış, karanlık bir gecede kurşun vızıltıları altında Ülkücü Hareketin dününü, bugününü ve yarınlarına ait kızılelmasını anlatmıştı.
İşte bu kez de Kelkit’ten, Trabzon havaalanına ulaşarak İstanbul’a gitmek için yanında Köse İlçe Başkanı Köksal Bey ve yine Köse’den bir gönüldaşı ile emanet bir arabayla yola düşmüşlerdi. Yol bir yükseliyor, bir viraj oluşturuyor, kah iniş kah yılan gibi kıvrılış ile uzadıkça uzuyordu.
Köksal “Şu inişi de atlattık mı gerisi kolay başkanım.” dedi. Zigana’nın zirvesi geçilmişti. Başar köyünün hizasına kadar varmışlardı. Az sonra Maçka istikameti görünürdü. Eh, iniş de başladı işte.
Ali Metin, arabanın içinden Zigana’nın karlı yaylalarını seyrediyor, bir yandan da sağ taraftaki derin uçuruma bakıyordu. Ne kadar da derin bir vadiydi.
Ağaçlar gelinlik giymiş kız gibiydiler. Bembeyaz örtüleriyle inanılmaz güzel görünüyorlardı. Güneş ışıkları karların üzerine vurdukça ışıl ışıl bir görüntü insanın içine farklı bir ferahlık katıyordu. Bu ne temiz, ne hoş bir manzaraydı.
 Bir uçurumun kenarındayız ama manzara alabildiğine muhteşem, diye düşündü. 
Uçurumun kenarındayız, ifadesi, adaylığının kesinleştiği geceyi hatırlattı.

 
“Sen hem ülkenin içine sürüklendiği uçurumdan bahsedeceksin hem de sorumluluk almaktan kaçacaksın. Olmaz böyle.” demişlerdi.
 “Siyaset bildiğiniz gibi değil, temiz kalmak için, kirlenmemek için, ben diyarlardan diyarlara koşmayı, ülkülerimizi anlatmayı seçiyorum.” dese de ısrarlar ve karar mekanizmasında bulunmanın önemine yapılan vurgular neticesinde istişareden çıkan sonuca uymak zorunda kalmıştı.
 O gün, Kelkit’te teşkilatın içi arı kovanı gibiydi. Herkes bir şeylerle uğraşıyor ve şevkle çalışıyordu. Ali Metin’in adaylığının “O daha çok genç.” denerek engellenmeye çalışıldığı haberine pek itibar eden olmamıştı. “Genel Merkezden arayacaklar.” sözü de çok kabul görmediği için herkes büyük miting hazırlığı ile uğraşıyordu. O yüzden telefonun çaldığını da pek duyan olmadı. Telefona en yakın isim olan Harun'un ahizeyi kaldırması ile hazır ola geçmesi bir oldu. Onun bu davranışı herkesin telefona dikkat kesilmesine sebep oldu. Telefonun diğer ucundaki ses “Ali Metin orada mı? Başbuğ’um görüşecek.” diyordu.
Telefonu aldığında Başbuğ hâl hatır sorduktan sonra mesele anlaşılmıştı. Nefesler tutulmuş ve son kararın ne olduğu bekleniyordu.
O sırada Harun, birden yanındaki masada duran boş kartonlardan birini kaptığı gibi keçeli kalemle bir şeyler yazmaya başladı. Kartona büyük harflerle “Başbuğ’um, Kelkit’ten Gümüşhane’ye, Torul’dan Şiran’a, Köse’ye kadar bütün Gümüşhaneliler milletvekilliğimizi tebrik etmeye başladılar. Halkın ve diğer siyasilerin de desteği tam.” gibi sloganları yazıp Ali Metin’e gösteriyor, o da bunları uygun cümlelerle karşıya aktarıyordu.
Nihayet ahizeden gelen “Hayırlı olsun evladım, gözlerinizden öpüyorum.” sözlerinin ardından teşkilatta sevinç çığlıkları duyulmuş ve herkes büyük bir şevk ile işe koyulmuştu.
Belli belirsiz tebessüm etti Ali Metin.

 
Tam bu sırada Köksal'ın “Bu tır yolu ortalamış geliyor.” demesi ile yola baktığında Trabzon istikametinden gelen bir tırın yoldaki karları savurarak Gümüşhane’ye doğru yol aldığın gördü. Tır, kendi şeridine geçmiş, ancak kaymaktan da kurtulamamıştı. Adeta yolun yarısından fazlasını kaplamıştı. Durumu kurtarmak amacıyla tırın arka yan kısmından geçmeye çalışan Köksal, uçurumdan aşağıya doğru, ıslak yolda sağa sola kayarak giden arabanın kontrolden çıkmasıyla sağ taraftaki 300-350 metrelik uçuruma yuvarlanmaya başladı. Arabadaki üç kişi, üç beş saniyeyi bulmayan bir sürede, yuvarlanan arabadan beyaz ve siyah görüntüler haricinde bir şey hatırlayamadılar.

 
Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi ve KTÜ Öğrenci Derneği 2. Başkanı Yıldırım, dersten çıkıp dalgın dalgın yürürken içinden “Metin Ağabey uçağa bindi mi acaba?” diye düşündü. Geçen gün üniversitede, dernek adına bir konferans için davet etmiş ve cuma günü uçağa bineceğini öğrenince de havaalanında görüşme talebinde bulunmuştu.
 Ali Metin “Üniversitede düzenlenecek bir etkinliğe katılmaktan memnun olurum.” diyerek İstanbul programının dönüşü için tarih belirlenebileceğini söylemişti. Yıldırım, bir yandan bunları düşünürken derneğin önüne kadar geldiğini fark etti.
Dernekten içeriye adımını attığında telefona bakan arkadaşının “Ali Metin mi?” dediğini duyunca konuşmalara dikkat kesildi. Arkadaşının meseleyi çözemediğini anlayınca telefonu istedi. Karşıdan duydukları ile adeta olduğu yerde donup kaldı.
“Ali Metin, ağır bir trafik kazası geçirdi. Numune Hastanesinden Tıp Fakültesine acil olarak…” Gerisini dinlemedi bile. Derneğe girmesi ile çıkması bir oldu. Koşarak Tıp Fakültesinin aciline gitti. Aralığın soğuğunda, ter içinde kalan vücudu adeta yaz mevsiminde buharlaşan deniz gibi olmuştu.
 Fakülteye vardığında, Ali Metin Ağabey’in yoğun bakımda olduğunu, Tıp Öğrencileri Bilimsel Araştırmalar Kulübü Başkanı, çiçeği burnunda doktor adayı Alperen Ali’den öğrendi.
 Alperen Ali, durumun hiç de iç açıcı olmadığını söylerken ulaşabildikleri her yere haber salmaya çalıştılar.
Kısa bir süre içinde fakültenin önü, ana baba gününe dönmüştü.
 
Ama, işte o an…
 
 Yoğun bakımdan çıkan doktorun yüz hatlarından müjdeli bir haber almak için, Yıldırım’ın gözleri, ona çevrilmişti.
Ancak, görüntü pek de öyle değil gibiydi.
Hiç olmazsa “Ağır yaralı ama ölüm tehlikesini atlattı.” demesini bekledi.
Sanki bir iki saniye birkaç asra dönmüş ne doktor konuşuyor ne de ikisinden bir “çıt” sesi çıkıyordu.
Doktor saatine baktı. Bu bakış, neyin işaretiydi?
Yoksa…
Gayriihtiyari o da saati kontrol etti. Kaç olduğunu anlamakta zorlandı. Galiba 14.45’i gösteriyordu. Ama bir kıymeti yoktu saatin. Peki öyleyse doktor neden saatine baktı ki? Ya da bu yüz hâli neydi böyle?
Doktor vazifesini yapmalıydı.
O, sadece “Ali Metin’in yakını mısın?” demişti.
Yakını da ne demek?
Ülküdaşlık, karındaşlıktan daha ileri seviyede bir akrabalık değil miydi?
Şimdi tutmuş bu doktor, “Yakını mısın?” diye soruyor.
Biraz kekeler gibi oldu.
“Çok yakınıyım, iyi tanırım.” diyebildi.
Bunun üzerine doktor cümlelerini tane tane kurdu:
“Nabız yok…
Solunum yok…”
 
Başka bir şeyler söyledi mi duyamadı…
 Zaten duymak istediğinden de emin değildi.
……….
“… Başınız…”
 
“Kıyamet mi kopuyordu?
Bu nasıl bir hâldi?
O, kara yağız, edep abidesi, inandığı gibi yaşayan, yaşatma ideali için çırpınan, diyarlardan diyarlara koşan…
Artık bu dünyaya veda mı etmişti?
O sırada Alperen Ali de gelmiş ve izahı mümkün olmayan hâle şahitlik etmişti.
Bir ülkü devi, dünyaya veda ediyordu. Acaba hangi hâldeydi. Alperen Ali,” Gel reis, başkanımıza vazifemizi layığı ile yapalım.” diyerek yoğun bakımdan içeriye girdiler.
Vay dünya vay…
Vay iyileri alan dünya vay…
Dünyaya sığmayan o Ali Metin, şu uyduruk sedyeye mi sığmıştı?
Kıtaların fethini hayal eden, kızılelma aşkıyla yolları yollara ekleyen Ali Metin, artık kızılelmanın başbuğları ile mi buluşmak için yolcu olmuştu.
Yıldırım, sedyenin üzerindeki örtüyü hafiften kaldırdı.
Ali Metin Ağabey ölü müydü şimdi?
Yoo…
Hiç de ölü gibi durmuyordu.
Evet evet…
İşte her zamanki gibi insanın içini ısıtan tebessümü ile gülümsüyordu.
Ölü, denilen hiç böyle olur mu?
Bildiğin Ali Metin Ağabey işte…
Her zamanki gibi umutla tebessüm ediyor…
Vay gülüşüne kurban olduğum…
Yoksa cennet bahçelerinde kızılelmanın yolbaşçıları ile bir seyrangâh kurdun da onun için mi bu tebessüm?
En çok da senin hakkın zaten…
Çileye talip oldun…
Kırmadın…
Kırıldın defalarca ama küsmedin…
Hep koştun…
Koştun…
Ve yine koşa koşa gittin ölüme de…
Velhasıl…
 
Kim bilir belki de…
Evet, evet…
Öyle olmalıydı…
 
Anasından doğduğu gibi tertemiz yaşayan Ali Metin, kirlenmesin diye; karlarla bembeyaz olan bir zirvede, tertemiz olarak Allah’a kavuşmuş olmalıydı.”
 

 
Kelkit Ovası’ndaki karlar kadar temiz bir yiğidin ardından gözyaşları sel oluyor, tekbirler yükseliyordu.
Kelkit’te büyük miting yapılıyordu ama mitingin hatibi üç hilal ile sarılı bir tabutta yatıyordu.
Harun, onun öz geçmişini okurken hıçkırıklarına hakim olmaya çalışıyor ama ne Kelkit’in mülki amiri Nuri Bey ne Trabzon Valisi Ayhan Bey ne il Başkanı Bekir Sıtkı Bey ne ikinci sıra adayı Eftal Bey ne o ne şu ne de bu… Kimse gözyaşına engel olamıyordu. Nihayet üniversite arkadaşı Duran Bey; tarihler, 1996’nın 8 Aralık’ını gösterirken Ali Metin’in otuz altı yıllık hayatını özetleyecekti:
 
Biz onu, anasından doğduğu gibi tertemiz size teslim ettik, siz de Allah’a teslim ettiniz. El Fatiha…
 
 
Yorumlar (1)
Ülkücü 2 yıl önce
Allah tüm ülkücü kardeşlerimize rahmet eylesin...
Son Yorumlar
Allah mesut etsin
nİĞDE NİN MATEMATİKSEL OLARAK KALMA ŞANSI VARDI.AMA BÜTÜN MAÇLARI KAZNACAK ETİMESGUTTA BÜTÜN MAÇLARI KAYBEDECEKTİ. BÖYLE BİR DÜNYA YOK ADAMALAR SALAK DEĞİLLER HERHALDE 6 HAFTADA 3-5 PUAN ALIRLARDI.DÜŞME İHTİMALİMİZ % 99.9 DU. HA ÜZÜLDÜKMÜ HAYIR AMA BURUK SEVİNDİK KALMAYI HAKETMEDİĞİMİZ BİR LİGDE KALDIK.KALMAK İÇİN ALTINORDU HİÇ ÇABA GÖSTERMEDİ BİLDİĞİ YOLDAN GİTTİLER BU ŞEHRE KARŞI SORUMLULUKLARI OLDUĞUNU HİÇ FARKETMEDİLER. BU KADAR GENÇ VE TECRÜBESİZ BİR KADRO DEĞİL 2. LİG 3. LİGİ DAHAİ GÖTÜREMEZDİ. MADEN KIYAK OLACAKTI KİMSEYİ DÜŞÜRMESELERDİ BİR TEK ŞANLIURFA VE KARABÜKÜMÜ İDARE EDEMEDİLER.
Türkiye ne uzar ne kısalır abuk subuk konular la insanımız meşgul olmaya devam eder... Nıgde ye gelince de kısalmaya devam
Sn. Akın Gönen'i kutlarım. Sn. Bakan Mehmet Nuri Ersoy için güzel bir konu önermiş. Fikir güzel. Uygulanabilir. Faydalı. Sanırım Niğde ve çevresi ile bir milyon kişiye fayda sağlar. Bu yazıyı tesadüfen okudum. Ben bu tip şansları "devlet kuşu" olarak tanımlarım. Bu şansı, öneriyi değerlendirmek çok iyi olur... Herkese selam ve saygı sunarım...
Niğde’de Şehre sahip çıkılmalı, kurum yöneticileri her yerde olduğu gibi bu şehirde kalıcı olan Niğdelilere verilmeli. Niğde, profesyonel ve amatör takımlara sahip çıkmanın çözümünü bulmalı. El elin eşeğini türkü çağırarak arar...
25°
açık
banner832
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 15 Temmuz 2020
İmsak 03:40
Güneş 05:24
Öğle 12:52
İkindi 16:44
Akşam 20:11
Yatsı 21:47
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 32 66
2. Trabzonspor 32 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 32 56
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 32 42
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 32 39
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Denizlispor 32 35
14. Konyaspor 32 33
15. Malatyaspor 32 32
16. Çaykur Rizespor 32 32
17. Kayserispor 32 32
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 36 57
6. Getafe 36 54
7. Real Sociedad 36 54
8. Athletic Bilbao 36 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 36 36
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@