Taklidin Asılı Geçtiği Zamanlarda Yaşamak


Mehmet BAŞ

Mehmet BAŞ

09 Haziran 2016, 20:50

İnsanlarımız çoğu konuda olmak yerine olmuş gibi görünmeyi daha çok seviyor. Gerçek çiçekler dururken plastikten yapılmış çiçeklere teveccüh göstermek neyse bir şeyin sahtesine yönelmekte aynıya geliyor. Fakat sahtelerin asıl olanın yerine pazarlandığı bir dünya ile karşı karşıyayız. Yalan kendini gerçek diye pazarlıyor. Hastalıklar şifa diye satılıyor. Kayıplar kazanç gibi sunuluyor. Ve nedense biz sevinçlerimizi hep başkalarının acıları üzerine bina ediyoruz. Biz ne zaman böyle olduk biz ne zaman bu hale düştük anlamakta güçlük çekiyorum.
 
Topluma şöyle bir baktığımızda ne yazık ki bir sürü sahtelikle karşı karşıya olduğumuzu görebiliyoruz.  Sahteliklerin çokluğundan hakiki olanı seçmek bile insanın ömrünü alıyor. Konuya bir örnekle başlarsak eğer taklitçiliğin en yoğun yaşandığı alanın din olduğunu söyleyebiliriz. Ne yazık ki bazı insanlarımız dindar olmaktansa dindar görünmek gibi münafıkça yollara sapıyorlar. Akşama kadar kul hakkı edebiyatının yapıldığı fakat daha sonra enva-i çeşit kul hakkının yenildiği bir çağda yaşıyoruz.
 
Hele birde aşk ve sevgi meselesi var ki sormayın gitsin.  Ne hikmetse insanların çoğu sabah akşam aşk ve sevgi edebiyatı yapıyor fakat kalplerinde sevgiden zerre eser yok. Ne kadar şarkı türkü varsa hepsi aşktan bahsediyor. İnsanların ağzında aşk sakız gibi çiğneniyor. Fakat aşk yerine bol bol şehvet bol bol banka bol bol kredi var.
 
Birde tasavvuftan dem vurup sufilik taslayanlar var ki sormayın gitsin. Bırak tespih çekmeyi bırak uzlete çekilmeyi adamların çoğu vakit namazlarını dahi kılmıyor. Fakat sorsan hepsi derin keramet sahibi. Gerçek sufiler şöhretten yılandan kaçar gibi kaçarken bugünün sufisinin şöhret olmak için bir soyunmadığı kalıyor. Açık açık sahtekâr olduğu belli adamların milleti kandırdıkları reklamlarda bile oynamaktan çekinmeyen güya âlim görünümlü şarlatanlar meydanı ele geçirmiş durumdalar. Allah gerçek sufilerin yardımcısı olsun diyor ve bu din tüccarların şerrinden Allaha sığınıyoruz.
 
Birde dürüst olmak yerine dürüst görünmeyi sevenlerimiz var. Tabi dürüst olmak zor iş fakat dürüst görünüp sahtekârlık yapmak daha kolay geliyor. Hem dürüst görünmenin kaymağını yerken hem de diğer tarafta bildikleri her türlü naneyi yemeye devam ediyorlar. Bu ve benzeri tipler güvenilirlik imajıyla topluma kendini pazarlarken aslında kuzu postuna girmiş bir kurt gibi insanlığa saldıracak yer arayıp duruyorlar.
 
Bir ülke gerçeği olarak yüzünde birkaç maskeyle dolaşan kriptoların bile kriptosu olan ve vicdanı Türk ve Müslümanların dışında herkese kanayan, bir sokak köpeğine üzüldüğü kadar Anadolu’nun gül yüzlü şehitlerine üzülmeyen Beyoğlu, Nişantaşı, Etiler çocuklarının sahtekârlıklarını anlatmaya kalksak binlerce sayfa tutacağı için bu bölümü kısa kesiyoruz.
 
Birde namuslu görünüp namussuzluk yapanları hiç sormayın gitsin. Dışarıdan baktığımızda ehl-i namus olarak işinde gücünde görünen nice veled-i zinanın toplumda açtıkları tahribatların ucu bucağı yok.  Buna bir örnek verirsek eğer;  geçenlerde evden umreye diye çıkıp Ukrayna’ya giden bir adamın hikâyesini dinledim. Adam bunu övüne övüne anlatıyordu. Evet, bu zat eşini dostunu aldatmıştı fakat sağında solunda durmadan yazan o iki meleği nasıl kandıracaktı. Evet, omzumuzda duran iki tane mobese kamerası her şeyimizi kaydetmeye devam ediyor. Herkesi kandırsak bile vicdanımızı nasıl kandıracağımızı hiç düşündük mü?
Ben şahsen etrafımızdaki maske takmış dışarıdan namuslu görünen fakat hakikatte soysuzluğun hepsini yapan insanlarla aynı havayı dahi teneffüs etmek istemiyorum.
 
Aslında insanların çoğu birbirine tiyatro yapıyor. Herkesin her şeyden haberi var fakat birbirinin yüzüne gerçeği kimse haykıramıyor. Neden çünkü herkes sahtelik konusunda birbirlerinin suç ortağı olmuş durumda. Biz ne kadar söylesek ne söylesek boş. Şairin dediği gibi “aldırma bu böyle gelmiş böyle gider” demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
 
Evet, yaşamak zor; taklidin asıl olanı geçtiği bir çağda yaşamak daha da zor. Allah bizi bu at izinin it izine karıştığı sisli zamanlarda hakikate erişen ve de her türlü sahtelikten azat olan kullarından eylesin.
 

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali ekrem - 3 yıl önce
Yazı unutulmuşluğa mahkum edilmiş kıyıda köşede bırakılmış gibi..köşede öylece mahzun...