26.05.2017, 23:58 193

Şehadet ve Ülkücüler

27 Mayıs, ülkücü hareket açısından hüzün ve gururun adı olarak tarihe geçiyor artık. Büyük devlet adamı Gün Sazak Bey’in şehadet gününe atfen, Ülkücü Şehitler Haftası, olarak yad ediliyor.

Burada bize düşen ciddi sorumluluklar vardır. Bu düşünceden hareketle iki yazıyı birleştirerek bir değerlendirme ortaya koymaya çalıştım. Birincisi şehadet kervanının yüreğimizde bıraktığı hüzün nameleri, diğeri de şehadetlerin ardından yaşanan 12 Eylül cenderesinin neticesinde yaşanan korkunç yılgınlığa Başbuğ’un kükreyişi ile verilen cevabın aşıladığı ümidi ifade ediyor.

Buyrun muhasebeye…

“Hatırlatmak, yeniden ıstırap yüklü satırlarla yüreklere sızı salmak değil niyetim. Ancak tam da “Yarınki Türkiye'nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül veren, sabırlı ve azimli fakat gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaktır.” İfadesindeki ile birebir örtüşen yurdu yaşatmak için can veren şehitler kervanını yad etmeden olmaz. Hani kız kardeşi anlatıyor ya: “Ağabeyim Ruhi'nin şehit düştüğü gün rüyamda Belen geçidini aşıp gelen binlerce insanın omuzlarında Al bayraklı tabutu görmüştüm. Düşümde bura neresi diye sorduğumda, Belen geçidi olduğunu bu geçitten sonra Cennet'e ulaşıldığı belirtildi. Ben o güne kadar Belen geçidini hiç görmemiştim. Rüyamı rahmetli anama anlatınca “İnşallah hayırlısı olur yavrum” demişti ve o günün ertesinde ağabeyimin şahadetinin haberi gelmişti. Sonraki yıllarda o Belen geçidini rahmetli Mustafa Ekerin cenazesine giderken gördüm. Osmaniye de görev yapan kıymetli bir ağabeyimizin memleketiydi Reyhanlı, olayı duyunca bizde gitmek istemiştik, o gün rüyamda gördüğüm Belen geçidi gözlerimin önündeydi, tıpkı rüyamdaki gibi bütün çevrede bulunan ülkücüler şehit kardeşimize dokunabilmek için Reyhanlı'nın yoluna koyulmuşlardı...” Evet işte Osmaniye’nin kavruk yüzlü, bozkurt bakışlı, Hamza duruşlu ve Ülkücü Hareketin ilk şehidi idi Kılıçkıran. Ve ardından yürek burkan Bedir yüzlü şehitler kervanı. Bir kez daha hatırlayalım: “Tıpkı Başbuğ’un ”Çoğu zaman rüyalarıma girerler. Sanki geçit resmi yapar gibi. Gözlerimin önünden geçerler. Oruç Reis ile kol kola yürür Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu, Süleyman Özmen, Erdem Arabacı gibiler. Uykularım kaçar, kalkar Cenab-ı Hakka sığınır dualar okurum. Ercüment’im gelir aklıma. Mezar bile dar gelmişti yavruma. Mezara sığmamıştı.” dediği gibi benimde çoğu zaman yüreğimin ortasına otururlar. Hayret eder, hayran kalır, titreyip kendime dönmeye çalışırım o şehitlerin mücadelelerini dinledikçe, okudukça ve anlattıkça… Ve ben de bölerim uykularımı, hiç olmazsa bir Yasin okuyayım, der onların ruhlarını şad etmeye çalışırım.

Aklıma gelir Mustafa Yardımcı’nın şehadetinden 155 gün sonra açılan mezarından o pak naşının defnedildiği şekli ile durması ve kurşun yediği yerden hala kan damlaması.. Göz yaşlarına boğulurum, Halil ile Selçuk’un “gelinlik” hikayelerini anlatırken ve Halil Esendağ ile Selçuk Duracık’ın idam sehpasına şehadet getirerek gidişi; idamlarının ardından mübarek naaşlarının Kıble istikametinde duruşu ile titrer yüreğim derinden. Ardından Ali Bülent Orkun’un ailesine yazdığı mektubu okurum hıçkırıklarla: “Sevgili anneciğim, babacığım, İdamım bir hafta daha ertelendi. Çok mutlu oldum. Sanmayın ki korkumdan. Korkmak ne kelime? Ben Allah’a kavuşmak ümidi ile bekliyordum bu günü. Ama yeni bir hatime başlamıştım. İdam edilseydim o hatimim yarım kalacaktı. Çok şükür ki bu bir haftalık sürede hatmimi tamamlayabileceğim. Sevincim işte bundandır.” Yine dönemin cellatları tarafından idam sehpasına sunulanlardan biri Cengiz Baktemur düşer yâdıma: Derler ki, “Pişmanım, dersen idamını müebbede çevirebiliriz.” Bunun üzerine Cengiz Baktemur, “Hayır” der, büyük bir kararlılıkla. “O zaman inancımdan pişman olmuşum demektir.” Bunun üzerine idam sehpasına götürürler tam seher vaktinde. Ve son isteğini sorarlar. Kur’an ve bayrak ister. ”Bu saatte nereden bulalım Kur’an ve bayrağı” dediklerinde, gidin hücremden getirin der. Hücresinden okuna okuna yıpranmış bir Kur’an-ı Kerim ile, öpüle öpüle solmuş bir bayrak getirirler. Son bir defa her ikisini de öpüp başına koyar ve kelime-i şehadet getirerek idam edilir. Aslında orucunu açtıktan sonra kurşunlanan yol başçısı Ruhi Kılıçkıran ile başlar yüreğimdeki sızı… Dalarım o destansı kahramanların Bedrin Aslanlarını hatırlatan şehadete yürüyen aşklarına… Bir yanım Önkuzu olur patlar ciğerlerim, öbür yanım kanlara bulanan bir ekmek filesi gibi okul bahçesinin orta yerinde kalır Özmen vari. Dayanmaz olur soğukta ter döktürür; karlı bir günde tipiye inat taşınan Mustafa Erol’un naşı… Göze pınarlar kuruyup, canım içre canım giderken Gün Sazaklar düşer toprağa ve kervan Ak bir Yıldız ile devam eder ebed yolculuğuna. Her biri kor olur kavurur içimi… Ardından ettiğimiz yeminler aklıma gelir:

Yastığımız mezar taşı Yorganımız kar olsun Biz bu yoldan dönersek Namus bize ar olsun” nidalarıyla…”

İşte bu nidanın bozkurt kükremesi yeniden kervanı yola dizecekti…

Alparslan Türkeş, 1985 yılında cezaevinden çıktığında “Nerede kalmıştık?” anlayışı ile yeniden yola revan olurken şu ifadeleri kullanıyor.

“Çok çile çektim, sürgün oldum, eza ve işkencelere tabi tutuldum. Ama vaz geçmeyi hiç düşünmedim.”

Evet, kaderini milletin kaderine bağlamış, milletinin mutluğunu kendi mutluluğu olarak görmüş bir hareketin liderinden başka bir yaklaşım beklenemezdi.

Nitekim o zor dönemlerde 12 Eylül’ün silindiri altında tar-umar olmuş bir hareketin mensupları ümitsizlik girdabında kıvranıp tam da havlu atacakken o ses yine devreye girecek ve “Kafamı bozmayın ilkokul çocuklarından başlarım.” diyecekti.

Ömrü sürgünlerle, hapislerle, işkencelerle, kadir bilmezlerin ihanetleri ile geçen ve her defasında da aynı iman ile koşan bir Başbuğ; emaneti, Türk Milletinin vefa sahibi evlatları ülkücülere bırakarak, bağımsızlık ateşini yakarak at üstünde ölen yiğit gibi; Afşinlerin, Yamtarların, Alparslanların, Kürşatların uçmağına gidecekti.

Ve bugün…

Ülkücüler ne yapıyor, neler yaşıyor ve ne yapmalıdır?

Herhalde en çok üzerinde durulması gereken hususlar bu mevzular olsa gerek.

Elbette varlığını milletine adamış bir hareketin mensupları özellikle de yine Başbuğ’un ifadesi ile “Ülkücü Aydınlar Kadrosu kalkınmanın temel harcı olacaktır.” anlayışı mukabilinde Ülkücü münevverler, ülkücülerin bugünü ve yarını adına fitneye kapıları kapatarak çözüm dolu somut yaklaşımlar ortaya koymaktadır/koymalıdır.

Özellikle, her tür siyasal beklenti ve kaygıdan uzak durarak, Türk Milliyetçili fikrinin, Ülkücü şuurun, Milli Ülkülerin yeni nesle aktarımı vazgeçilmez bir öncelik olmalıdır.

Bu husus hep diri tutulmalıdır. Yine Hüseyin Nihal Atsız’ın “Türkçülük ülküsü, bizden amansız bir vazife ahlakı istiyor.” dediği gibi, bu vazife arınmış bir gönül ve inanmış yüreklerle yapılmalıdır.

Atsız bu düşüncesinin gerekçesini şöyle izah eder:

“Türkçü, milletine bir hizmet yaparken bunu beğenilmek için değil, bunu vazife bildiği için yapar ve yapacağı en büyük hizmetin bile, adı sanı bilinmeden ölüp mezarsız yatan şehitlerin hizmeti yanında pek küçük kalacağını bilir.”

Yine Atsız’a göre “Milli ülküler, yüzyıllar boyunca değişmeden yaşar. Değişen tarafları ana çizgileri değil, teferruat veya taktiğidir.”

İşte o milli ülküler, günümüzde anlam kaymasına uğrama tehlikesi ve tehdidi ile karşı karşıyadır.

Nedir bu anlam kayması yada kavramlara herkesin dilediği manayı yükleyerek dilediği şekilde kullanmasına sebep olacak tehlike?

Bu husus, ülkücü düşünür, yazar, siyasetçi ve fikir ehillerince; çalıştaylar, paneller, atölye etkinlikleri ve bilumum faaliyetlerle ele alınarak raporlar, broşürler, makaleler, kitaplar ile ortaya konulmalıdır.

Böyle bir çalışma talebinin altında yatan ana sebep; ülkücü ideolojinin dünden bugüne sağlam temellerinin, bilinçli veya bilinçsiz kişi, kurum ve yapılarca zedelenme ihtimali endişesidir.

İşte onun için diyorum ki!

Ülkücü olduğunu söyleyen ve buna gönülden iman eden herkes, bu şuurun nesilden nesile aktarımını ana vazife olarak telakki etmelidir.

Unutmayalım ki bizler, bugün büyük bir aşk ile ülkülerimize bağlı olmamızı, bizden önceki neslin “ Ölmeğe vatan yahşi” diyerek varlığını feda eden ve bu fedakarlığı yaparken ülkülerini yaşayıp anlatanlara borçluyuz.

Yıllar sonra da aynı şuurun devamı, bizlerin “yorulmak” kavramını unutarak ülkülerimizi yaşatma ideali şuuru ile yeni nesile aktarmamız ile mümkün olacaktır.
 

Peki nedir bırakacağımız emanet?

Onu da emanetin sahibinden ifade edelim.

“İçimizde Tanrı Dağı’ndan taşıdığımız Ergenekon seddini eriten ateş, gönlümüzde, zihnimizde Hira Dağı’ndan doğan güneşin ışığı var. Biz Müslüman Türk’ün öz nizamını, milli nizamı temsil eden milli hareketiz.”

Yorumlar (0)
Son Yorumlar
Niğde basını özgürrrrrrrrrrrrrrrr
niğdemizin medarı iftiharı.seni seviyoruz büyük başkan. canımızsın.öl de ölelim....
HAYIRLI OLSUN.BAŞARILAR DİLERİZ.
Güzel ilçemiz çiftlikte bunu yapan birkaç ahlaksız yüzünden su heba oluyor.Dünya bir damla su için belki savaşacak.Hocalarımızın bu cuma ve gelecek cuma namazlarında hutbede bu konuya değinmelerini öneriyorum.Ahlaksızlara inat suyumuzu dikatli kullanalım.su hayattır.
sanki kemerhisarda bundan önce yüzlerce vaka çıkmış gibi haber yapıyorsunuz YALAN HABERİ BIRAKIN İDDANIZI İSPATLAMAKLA SORUMLUSUNUZ.
20°
açık
24_09_2013_02 Image Banner 142 x 60 24_09_2013_02 Image Banner 142 x 60
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 05 Temmuz 2020
İmsak 03:31
Güneş 05:18
Öğle 12:51
İkindi 16:44
Akşam 20:14
Yatsı 21:53
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 29 58
3. Sivasspor 29 53
4. Galatasaray 29 52
5. Beşiktaş 29 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 29 35
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Malatyaspor 30 29
15. Çaykur Rizespor 29 29
16. Kayserispor 29 28
17. Konyaspor 29 27
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 31 57
2. Bursaspor 32 55
3. Adana Demirspor 31 54
4. Erzurum BB 31 53
5. Akhisar Bld.Spor 31 51
6. Fatih Karagümrük 31 50
7. Altay 31 50
8. Ümraniye 31 44
9. Keçiörengücü 31 44
10. Giresunspor 31 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. Balıkesirspor 31 35
13. İstanbulspor 31 34
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 31 30
16. Osmanlıspor 31 24
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 31 12
Takımlar O P
1. Liverpool 32 86
2. Man City 32 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 32 47
9. Tottenham 32 45
10. Burnley 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 32 42
13. Crystal Palace 33 42
14. Southampton 32 40
15. Brighton 33 36
16. West Ham 32 30
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 32 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 33 74
2. Barcelona 33 70
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 33 54
6. Getafe 33 52
7. Real Sociedad 33 50
8. Athletic Bilbao 33 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 33 44
12. Levante 33 42
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 33 25
20. Espanyol 33 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@