Yani şimdi siz bu yaşa kadar ruj, allık, pudra, sürme, saç baş, maşallah…
Müslüman değildiniz de şimdi başınızı örterek
Meclis’e gelince mi Müslüman oldunuz?..
*
Yok eğer “Ne münasebet yine Müslümandık” dersen…
Bu tiyatro ne?..
*
En baştan alayım:
Türban, dinci erkeklerin siyaset malzemesiydi,
iç acıtan bir söylemdi, dillerinden hiç
düşürmediler:
“Başını örtmek isteyen masum kızların
gözyaşları…”

İyi bir malzemeydi aslında…
Etkili…
Duygusal…
*
İnanmış genç kızlar, kadınlar bu söylemlerle
manga manga coşarken, aslında genelde
masumdular…
Neyin oyunu olduğunun farkında bile değillerdi…
Yollara düştüler…
Arkalarında ise kara köstebekler gibi, tezgâhın
sahibi erkekler…
*
Ben her zaman kadınların daha yiğit, daha mert
olduğunu düşünürüm…
Burada dahi; inanıyorlardı ve inançlarının
gereğini yapıyorlardı…
İdealleri başlarının üzerindeydi…
Apaçık…
*
Erkekler?..
İkiyüzlü ve kaypaktılar…
Çıkarları için “ecnebi kılığına” rahatça
girebilmişlerdi…
İngiliz sitili ceket, setre pantolon, Frenk gömlek,
İtalyan kravat… Yani götür Paris’e bırak arkadaşı,
almaya gittiğinde “gâvurdan” ayıramazsın…
Sakal dahi bırakmadılar, sünnettir hani…
Burun ile dudak arasında belli belirsiz badem
bıyıklarla geçiştirdiler…
*
Cumhuriyete karşı kavgaları, kadınların
başlarındaki örtü ile oldu…
*
Şimdi?.. Din sömürüsü için…
Kaynağı belirsiz zenginliklerini, mücevherat
mağazalarını, gemi filolarını, ciplerini, havuzlu
villalarını gizlemek… Hâlâ devletten aldığı
yardımla yaşayan milyonların muhtaçlığını
unutturmak için…
O türbanı kullanmayı sürdürüyorlar…
Ve dün, kendilerine benzettikleri kadınların
başında Meclis’e girdi türban…
*
Ört o zaman…
Allah’ı kandırıyorsan, kanmaz…
Kulu kandırıyorsan…
Uyanmıyor zaten, kazık soksan…