19.05.2018, 04:01 101

Osmanlı’dan günümüze ekonomik iflaslar -2-

 
1994 yılı Türkiye açısından ekonominin tam anlamıyla iflas ettiği bir yıl olur. 1950’li yıllarda Menderes iktidarı ile başlatılan borçlanmaya dayalı iktisadi siyaset, Demirel, Özal ve Çiller zamanında da devam ettirilir. Uluorta harcamalar sonucunda dış borç ve bütçe açığı yükselir. Ekonomi alarm vermeye başlar. Nihayet 14 Ocak 1994 tarihinde Cumhuriyet tarihinin Atatürk’ten sonra ki en bunalımlı krizlerinden biri daha yaşanır. Amerikan Doları’nın hızlı yükselişi önlenemez ve halk, bankalara hücum eder. Uzun para çekme kuyrukları oluşur. Bankalar verdikleri kredileri geri istemeye başlarlar. Borsa çöker; dövizle borçlanan firmalarda arka arkaya iflas edenler hatta intihar edenler olur. Sonuçta DYP-SHP hükûmeti tarafından o meşhur  “5 Nisan kararları” alınır. Türkiye’nin tarihindeki en büyük kemer sıkma politikası açıklanır.  Doların aniden yükselmesi, birçok şirketi ya iflas ettirir ya da iflas durumuna getirir. Vergiler ve faizler yükselir, enflasyon yüzde 100’ü aşar. Bu durum iğneden ipliğe her şeyin zamlanmasına da neden olmaktadır. Hükûmet yeniden IMF’nin ipine sarılır ve o kaçınılmaz Stand-by anlaşmalarından biri daha imzalanır.”[1] 
           
1938’ den itibaren uygulanan borçlanmaya ve ithalata dayalı ekonomik politikalar Türkiye’nin belini doğrultmasına izin vermemektedir. 1998 yılında uygulamaya alınan sıkı para politikası ve enflasyonu düşürme programını Asya-Rusya krizi sekteye uğratır ve milyarlarca dolar sıcak para yurtdışına kaçar. Ekonomik daralma kaçınılmazdır. Faizler yükselir, dış borç fırlar. Hazine iç borçları döndüremeyecek noktaya ulaşır ve kaçınılmaz son;  1999 yılının Aralık ayında hükûmet, IMF ile yeni bir Stand-by anlaşması imzalar ve üç yıllık bir yeniden yapılandırma dönemi oluşturulur.
 
19 Şubat 2001’ de Millî Güvenlik Kurulu (MGK)  toplanır. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında süren gerilim patlama noktasına ulaşır ve o meşhur “Anayasa kitapçığını fırlatma” olayı yaşanır.   Akabinde de borsa çakılır ve faizler fırlar. Zaten bıçak sırtında duran Türkiye ekonomisi tamamen dibe vurur. 21 Şubat 2001’de tarihe “Kara Çarşamba” olarak geçen Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birisi daha patlak verir. Arka arkaya meydana gelen iflaslar nedeniyle çok sayıda işyeri kapanır, binlerce çalışan işsiz kalır. Piyasalar durgunlaşır.  Sonuç olarak ABD’ den ithal edilen Kemal Derviş ile IMF’ nin “güçlü ekonomiye geçiş” programı uygulamaya konulur.
 
2002 yılında Türkiye’ de siyaset, “milli görüş” lehine ciddi bir zafer kazanır. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti, ya da halkın deyimiyle AKP) iktidara gelir. Yeni hükûmet Kemal Derviş ve IMF’ nin “güçlü ekonomiye geçiş” programını noktası, virgülüne aynen uygulamaya koyulur. 1999-2002 yılı krizinin sonrasında bir üç yıllık Stand- by anlaşması daha gerçekleştirilir. 2003-2008 arasında gösterdiği hızlı büyüme ile Türk ekonomisi dosta düşmana “bir ekonomik başarı” (!) örneği olarak sunulur. İşin en ilginç yanı ise bu “ekonomik başarı” yı uluslararası finans kuruluşları da kabul etmektedir.  
 
2008 yılına “Küresel ekonomik kriz” damga vurur. ABD’ de konut piyasasında başlayan ve finansal piyasaların ardından reel kesime de sirayet eden ve BM’ in “yüzyılın krizi” olarak tanımladığı kriz, dünyanın tanınmış dev finans sektörlerini yutar. Başbakan, “Ekonomik kriz bize teğet geçiyor!” der. Ancak “önünde sonunda Türkiye’nin kendi ekonomik krizini yaşayacağını” düşünen ekonomistler vardır. Nitekim ABD hapşırınca Türkiye nezle olur. Paniğe kapılan bankalar kredi borcu olan şirketlere borçlarını ödemeleri için baskı yapmaya başlarlar. Karşılıksız çekler son yılların en yüksek seviyesine ulaşır, döviz ve banka kredi faizleri fırlar! Emlak, otomotiv, tekstil sektörü sallantıya girer. Firmalar batar, ya da tamamen kapanır. Krizinin ardından Türkiye daralma sürecine girer. IMF ile yeni bir Stand-by anlaşması için görüşmeler sürmektedir. 2009 yılı başlarında “Ek vergi istiyorlardı” gerekçesiyle IMF ile görüşmeler resmen bitirilir. Türkiye kendi yağıyla kavrulmak, bütçelerini kendisi düzenlemek niyetindedir. Ancak, her ne kadar “biz IMF’ ye borç verecek” duruma geldiğimiz söylense de gerçekler hiç de böyle değildir. Türkiye adı konulmamış ya da üstü örtülen bir ekonomik krizin içine girmiştir.  Nitekim 2015 yılında Türk ekonomisi “gelişmekte olan ekonomiler” arasında en kırılgan ekonomiye sahip bir ülke konumuna yükselir. İyice hızlanan işsizlik ve enflasyonun yükselişine dur diyemeyen ve eldeki millî varlıkların sonuna yaklaşan hükûmet çareyi Varlık Fonu kurmakta arar. Amaç, elde kalan son değerli varlıkları teminat göstererek borçlanmaya devam edebilmek ve balon ekonomisini sürdürebilmektir.
 
2018 yılına gelindiğinde piyasalar yangın yerine dönmüştür.  15 yılda tamı tamına 331 milyar dolar dış borç alan, küresel tefecilere 150 milyar dolar faiz ödeyen, içerdeki bankalara da 650 milyar (eski parayla katrilyon) TL ödeyen Türkiye, (bu arada bankaların çoğunluğunun yabancıların elinde olduğunu da belirtelim) kurlardaki önlenemeyen yükseliş ile tamamen krize girer. Amerikan doları 4 TL sınırını zorlamaktadır. Merkez Bankası’nın Ocak ayından bu yana 10 milyar TL karşılıksız para basması da bir çözüm olmamıştır. Ekonominin lokomotifi inşaat sektörü de büyük bir durgunluk içine girmiştir. Borçların ödenememesi sonucunda haczedilen konutlar bankaların elinde patlar. Ormanlar, araziler, paha biçilemeyen kupon araziler yapılaşmaya kurban edilirken, ne yazık ki Türkiye’nin ekonomisi de betona gömülmektedir.  Şeker fabrikalarının tamamının satılması da bir çözüm getirmeyecektir.  Geçmişte Menderes ve Özal’ın borçlanarak ve mevcut varlıkları satıp paraya çevirmek marifetiyle uygulamaya çalıştığı sistem, aynı sonucu vermek üzeredir; Ekonomik iflas…
 
Seçimler 2019 yılında gerçekleştirilecektir ancak dayanacak güç kalmamıştır. Durum her geçen gün kötüleşmekte, başta et ve mazot fiyatları olmak üzere pahalılığın önüne geçilememektedir. Piyasalardaki yangın, evlerde ki mutfaklara da sıçramaktadır. Nisan ayı gelir ve Amerikan Doları 4 TL’ yi geçeceği sinyalini verir. Küçük muhalefet 26 Ağustos’ta erken seçime gidilmesi teklifini getirir. Ama bir sorun vardır; O tarihe kadar nasıl dayanılacaktır? Ya dolar 5 TL’ ye dayanırsa? Ya durum daha da kötüleşirse? Ya oylar tamamen erirse? Nihayet 18 Nisan 2018 günü bir karar alınır; 24 Haziran 2018 tarihinde, “baskın erken seçime” gidilecektir. Partilerin hazırlanması için önlerinde sadece 66 günlük bir zaman vardır. Sonuç olarak ekonomi ve siyaset 66’ ya bağlanmıştır bağlanmasına da karar piyasaları rahatlatmamaktadır. Zamlar vatandaşın başından aşağıya bir konfeti gibi yağmaktadır. Dolar ise 5 TL. sınırına dayanmıştır…
 
Dizginlenemeyen ekonomik krizler, geçmişte olduğu gibi bugün de iktidarları koltuklarından düşürebilmektedir.   
Hani, “Neden bu kadar kısa sürede seçime gidiyoruz” diye soruluyor ya; İşte yukarıda anlattığımız nedenlerden dolayı…
 
Düşmemek için…
 
Tülay Hergünlü
İstanbul, 17 Mayıs 2018
 
 
 
 
 
Not: “İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne” adlı kitabımız tüm kitapçılarda ve internet sitelerinde satıştadır.  
 
 
[1] Tülay Hergünlü, “İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne”, Doğu Kitabevi, Kasım 2017
 
Yorumlar (0)
kapalı
banner696
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 22 30
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 21 24
14. Antalyaspor 22 22
15. Konyaspor 22 20
16. Ankaragücü 22 20
17. Kasımpaşa 22 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Erzurum BB 22 39
3. Bursaspor 22 39
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 22 18
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 26 54
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 26 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. M. United 26 38
8. Wolverhampton 26 36
9. Everton 26 36
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 26 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@