Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimi sona erdi. Halk hiçbir partiye tek başına iktidar şansı vermedi. Vermedi ama AKP’ yi de birinci parti yapmaktan vazgeçmedi. Sonuç olarak siyaset çok bilinmeyenli bir denklemle karşı karşıya kaldı;
CHP-MHP-HDP koalisyonu ile AKP’ yi iktidardan tamamen indirmek,
AKP-CHP, AKP-MHP, ya da AKP-HDP koalisyonu ile AKP’ yi yeniden iktidara getirmek,
AKP’ nin kuracağı bir azınlık hükümeti,
Seçimlerin yenilenmesi, yani erken seçim…
Birinci olasılık,  MHP’ nin HDP tavrı nedeniyle imkânsız hale geldi.
İkinci olasılıkda ise HDP’ nin AKP ile koalisyon yapmayacağını kesin bir dille açıklaması ve yine MHP’ nin ana muhalefet olarak kalma ya da erken seçime gitme arzusunu belirtmesi ile ihale şimdilik CHP’ nin kucağına düşmüş görünüyor.
Üçüncü olasılıkda AKP’nin kuracağı bir azınlık hükümeti meclisten güvenoyu alamaz.
Dördüncü olasılık ise şimdilik uzak bir ihtimal gibi görünüyor.
Bir büyüğümüz siyasette 24 saat çok uzun bir süredir demişti. Bekleyelim, görelim.
Siyasetin denklemi daha çok değişir…
*
Seçimlerden bugüne kadar siyasi partilerin sergilediği tutumlara bakacak olursak; memleketin durumu hiç kimsenin umurunda gibi görünmüyor. Herkes kırmızı plaka peşinde...
AKP, koltuğu kaptırmama telaşında... Cumhurbaşkanı’nın kafasında kaç tilki dolaşıyor Allah bilir. CHP, “ rövanşist olmayacağız” sözleriyle kırmızı çizgelerini yumuşatarak,  AKP ile koalisyona göz kırpıyor. MHP, yüzde 60’lık bir bloğun içinde yer almamakla, AKP’ yi iktidardan düşürme fırsatını tepmekle meşgul.  Ne AKP ile ne de CHP-HDP ile koalisyona yanaşmıyor. Eğer AKP olası bir CHP ile hükümet kuracak olursa, bunun mimarı hiç kuşkusuz Devlet Bahçeli’nin MHP’ si olacaktır. Yani anlayacağınız MHP, bilmem kaçıncı kez AKP’ nin stepnesi olma yolunda hızla ilerlemektedir.
Eğer CHP, AKP ile yan yana gelerek iktidara ortak olursa, AKP’ nin geçmişte sergilediği tüm icraatlara hem onay vermiş hem de ortak olmuş demektir.  Bu durum büyük bir ihtimalle CHP’ nin de sonunu getirecektir. Aynı durum MHP için de geçerlidir.
HDP’ye gelince; Türkiye Partisi olduklarını iddia etmelerine rağmen, icraatları bunun tam tersini göstermektedir. Milletvekillerinin TBMM rozetini takmamaları, İstiklâl Marşı’nı söylememeleri, yemin metnini, sıradan bir metin gibi hızla okuyup geçmeleri, (talimat aldıkları çok açık) bu partinin asla ve kat’a bir Türkiye partisi olamayacaklarının belirtileridir. Yemin etmek ile yemin metnini okumak aynı şey değildir.
HDP, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başta TBMM olmak üzere tüm imkânlarını sadece bir araç olarak kullanmaktadır. HDP nin ikiyüzlü siyasetinin ardında, Küresel planın gönüllü taşeronları olarak, ABD ve AB’ nin Ortadoğu’da gerçekleştirmeye çalıştığı “Büyük Kürdistan” inşasına, Türkiye’nin Güneydoğusu’nu da katma planları yatmaktadır.
Türkiye partisi olduğunu iddia eden bir partinin,  Türkiye’nin rejimi, bayrağı, marşı ve diliyle bir sorunu olmaz! Gerçek anlamda Türkiye partisi olmak, Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmekten geçer.
Sonuç olarak, ülkede iç ve dış sorunlar dağ gibi birikmişken, sınırlarımızdaki büyük yangın ve ekonomik kriz eşikten adımlarını atmış iken, siyasi partilerin sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek birbirlerinin ayağına çelme takmaya çalışmaktan vazgeçmeleri gerekmektedir.
Yoksa, olası bir seçimde, emanet oyların yön değiştirmesiyle bazı partilerin sandığa gömülmeleri, çok da uzak bir ihtimal olmasa gerek.
Tülay Hergünlü
İstanbul, 30 Haziran 2015
 
Not: Bu yazı yazıldığı tarihte MHP’ nin bugünkü (1 Temmuz Çarşamba 2015) açıklaması yapılmamıştı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı açıklamada, eğer kendi adayları 4. tura kalamazsa, son oylamada 80 adet geçersiz oy çıkartacaklarını belirtti. Hal böyle olunca da olası koalisyon aritmetiği bir kez daha değişti ve AKP-MHP koalisyonu ihtimaller arasında birinci sıraya oturdu. Eğer MHP, 4. oylamada geçersiz oy kullanırsa, CHP’ nin adayı Deniz Baykal seçilemeyecek, AKP’ nin adayı İsmet Yılmaz, TBMM başkanı koltuğuna oturacaktır. Bu durumda da AKP’ nin koalisyon ortağı büyük ihtimalle MHP olacaktır.  
Görünen o ki MHP, AKP’ nin gizli destekçisi ve ortağı durumundadır.  Eğer bu senaryo tutarda Meclis Başkanı AKP’ den seçilir, akabinde de AKP-MHP koalisyonu gerçekleşirse, MHP’ nin bu tavizkâr tavrını tarih hangi isimle kaydeder hep birlikte göreceğiz...  
Sonuç olarak MHP bu tutumuyla hem Meclis başkanlığını hem de iktidarı AKP’ ye altın tepsi içinde sunmuş olacaktır.
İnşallah yanılıyoruzdur.