Belli çevrelerce bilinçli bir şekilde toplumda; kin, nefret, öfke fırtınası yaşatılıyor.
 
Hiç bir ahlaki kural tanımaksızın, rencide edici, kırıcı, yaralayıcı ifadelerle, yıpratma, etkisizleştirme, itibarsızlaştırma ve saha dışına itme stratejisi uygulanmaktan kaçınılmıyor. Bilinçli ya da değil gerçekleştirilen bu çirkinlik kimin eseri diye sormak gerekir.
 
Toplumda artık herkes etnik köken, din mezhep araştırmasına yönelmiş durumdadır. Güvensizlik ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik söylemleri ciddiye bile alınmıyor. Kamplaşma artıyor. Toplumda küllenmiş geçmişe ait ne varsa tartışma konusu ediliyor. İnsanlar şaşkınlık içindedir.  Ne adına bunlar yapılıyor, demokratikleşme ve özgürlük adına. Acaba gerçekten öyle mi?
 
Bundan sadece siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler mi, aydınlar mı sorumlu?
İnsanlara, topluma kin nefret aşılayanlara yaşa varolan diyenlerin hiç suçu yok mu?
 
Topluma aşılanan ötekileştirme zehiri, etkisini gün geçtikçe arttırıyor.
Kin, nefret, ötekileştirme; hayalleri bile işgal altına almış durumdadır.
 
Toplumsal barışı, huzuru ve güveni düşünen, konuşan yazan ve uygulayanlara; sevgi ve saygı duyulmazsa, sevgi, saygı, hoşgörü yaşama egemen kılınmazsa, onurlu hayatlar yaşatılmazsa toplum ne olur?
 
Ama bugün ziyan edildiği gibi gelecek te yok ediliyor.
Değerlerine sahip çıkmayan bir toplumda çözülüş kaçınılmazdır.
 
Barışın en önemli gereklerinden biri özgür düşünce’dir. Kafalar ne kadar özgür olursa düşünceler de, toplumsal birlik ve beraberlik de o kadar güçlü olacaktır.
Dogmalarla, saplantılarla önyargılarla; ben ve öteki ayrıştırması huzur ve güveni yıkar.
 
Unutulmamalıdır ki; kin ve nefretle topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan birlikte yaşamak iradesi beklenemez. Amaçsız idealsiz hedefsiz, özgürlükte ekmek te olmaz!
 
Dünyada; işsizlik, gıda, su, enerji güvenliği, tartışılırken, daha fazla nasıl zenginleşiriz, işsizliği nasıl çözeriz sorularına cevap aranıyor.
Türkiye'de ise toplum ayrıştırılıyor.  Hukuk adalet tarafsızlık, eşitlik, din, etnik kimlik tartışılıyor. Kin, nefret aşılanıyor. Toplumun ortak dokusu altüst ediliyor. Öfke ile sindirme susturma, etkisizleştirme ile güç kazanma, ekonomik kaynaklardan yararlanma konuları tartışılıyor. Doğru şeyler tartışılmalı, gereksiz konulara takılıp kalınmamalıdır.
 
Başta kendine, topluma ve insanlığa, faydalı başarılı biri olmak için nelere ihtiyaç vardır, sorusunu herkes soruyor. Özgüvene, paraya, yenilikçi düşünceye, iyi eğitime ihtiyaç vardır.
 
Başarı için; hedef belirleyecek ve hayal kurulacak, çalışılacak. Çünkü çalışmadan belirlenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yılmadan çalışmak gerekir.
 
Zenginlik önemlidir. Asıl zenginlik güç ve vicdandır. Herkesin birbirini mutlaka sevmesi gerekmez. Ama nefret etmemelidir.
 
Düşünce dünyamızda ve yaşamamızda; kin, nefret ve öfke denetimi yapmak zorundayız. Aksi halde ne biz mutlu oluruz ne de başkaları.
Empati yapmayı öğrenmeliyiz.
 
Birbirimizi, etnik, dini ve mezhepsel kimlik tanımlamasıyla, dışlamaya hakkımız yoktur. Bu bizim zenginliğimiz ve birbirimizi kucaklamak zorundayız.
 
Bunları sağlayacak ülkenin duyarlı bilinçli insanları, ortak değerlerde buluşarak, birlikte hareket etmek zorundadırlar.
 
Günün sözü:  Sevgi ve hoşgörü yeşertir, kin nefret ve öfke soldurur.