banner689

Timur Özkan ; Eğitim-İş’e Yapılan Saldırıyı Kınıyoruz

Eğitim-İş Niğde Şube Başkanı Timur Özkan geçtiğimiz günlerde Ankara’da meydana gelen olaylarda sendika ve sendika üyelerine yapılan saldırıları ve Menemen Olayları sırasında öldürülen Asteğmen Kubilay’ı anarak Menemen Olayını kınadı.

Timur Özkan ; Eğitim-İş’e Yapılan Saldırıyı Kınıyoruz

banner785

 Eğitim-İş Niğde Şube Başkanı Timur Özkan geçtiğimiz günlerde Ankara’da meydana gelen olaylarda sendika ve sendika üyelerine yapılan saldırıları ve  Menemen Olayları sırasında öldürülen Asteğmen   Kubilay’ı anarak Menemen Olayını  kınadı.

 

 

20 Aralık 2014 Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Yaşananlar Türkiye'nin diktatörlükle yönetildiğinin bir ispatı niteliğindedir. Eğitim emekçileri 20 Aralık'ta polis faşizmini, insanlık dışı saldırıları ve gözaltıları olabilecek en ağır şekilde yaşadı.

 

17 Aralık’ta Yatağan’dan başlattığımız Laik Eğitim ve Emeğe Saygı yürüyüşü, dördüncü gününde, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Eğitim-İş üyelerinin Ankara Tandoğan Meydanında toplanması ve Kızılay Güvenpark’ta kitlesel bir basın açıklaması yapılmasıyla son bulacaktı.

 

17 Aralık 2013 günü ortaya saçılan para sayma makineleri, ayakkabı kutularında saklanan rüşvet paraları, hükümet üyelerinin adının karıştığı rüşvet ilişkileri ve “sıfırlanamayan paralar” gerçeğinin üzeri, yargı ve emniyet operasyonları ile örtülmeye çalışılmıştır. Eğitim-İş ülke tarihinin en büyük yolsuzluğunu unutmadığını ve unutturmayacağını göstermek için “Laik Eğitim ve Emeğe Saygı” yürüyüşünü hırsızlığın, rüşvetin, yolsuzluğun ayyukaya çıktığı 17 Aralık’ta başlatmıştır.

 

17 Aralık, ülke kaynaklarının kirli ilişkiler ağı ve şişirilmiş ihale rakamlarıyla millete alenen söven yandaşlara aktarılması ve özelleştirme olgusuyla birlikte değerlendirilmelidir. Bu anlamda Eğitim-İş, özelleştirmeler sonucunda taşeronlaşan emekçilerin, asgari ücretle açlığa mahkum edilmesine,  iş güvencesinin ve iş güvenliğinin ortadan kaldırılmasına olan tepkisinin bir göstergesi olan “Büyük Yürüyüşünü” Yatağan’dan başlatarak ortaya koymuştur. Özelleştirmelerin, taşeronlaşma, yoksullaşma, iş güvenliğinin bir kenara bırakılarak emekçilerin ölüm galerine gönderilmesi olduğunu biliyoruz.

 

19. Milli Eğitim Şurası, din istismarcılığını meşrulaştıran bir Şura olmuştur. Şura, eğitim sistemini AKP'nin elinde bir oyuncağa dönüştürmüş ve kendisine seçmen ve oy devşireceği bir yapıya büründürmüştür. Tüm bu olanlara karşı Eğitim-İş'in Şura'da gösterdiği direnç ve verdiği mücadele kamuoyunun malumudur. 

 

Eğitim-İş, AKP iktidarının ülkedeki Laik eğitimi, Cumhuriyet değerlerini, Mustafa Kemal Atatürk’ün aklın ve bilimin doğrultusunda geliştirdiği kazanımları yok etmek için sistemli ve planlı bir şekilde politikalar ürettiğini görmektedir. Sendikamız kuruluş felsefesini Cumhuriyet değerlerini korumaya ve eğitim emekçilerinin özlük-ekonomik hakları için mücadele etmeye dayandırmıştır. Bu anlamıyla laik eğitimin ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlemelere karşı tüm varlığıyla mücadele etmektedir. 

 

Karma eğitimin ortadan kaldırılması, ilkokul birinci sınıftan başlayarak tüm öğrencilere pedogojinin temel ilkelerine aykırı bir biçimde din eğitimi dersi verilmesi, akademik gerekçeler ve bilimsel gereklilikler bir kenara bırakılarak ilerleyen süreçte Türk Alfabesine bir alternatif oluşturma girişimi kokan zorunlu Osmanlıca dersi gibi birçok düzenleme, Laik eğitim sisteminin sonu anlamına gelmektedir.

 

Ülkenin dört bir yanından gelerek Ankara Tandoğan meydanını dolduran ve ellerinde Türk bayrağı ile Eğitim-İş flamalarından başka bir şey olmayan eğitim emekçilerine, “huzurun teminatı” olmakla övünen emniyet güçleri tarafından hunharca saldırılmıştır. Henüz yürüyüş kortejleri oluşturmaya çalışan Eğitim-İş üyesi emekçilerin üzerine İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın talimatıyla, biber gazı karıştırılmış su, gaz bombaları, plastik mermi ve coplarla saldırılmış, yaka paça gözaltına alınan eğitimcilere kelepçe takılmıştır.

 

Tüm bu yaşanan vahşet kamuoyunun gözü önünde cereyan etmiştir. Yapılan hırsızlığı ve yolsuzluğu hatırlatacak olan açıklamalarımız engellenmeye çalışılmıştır. Açıklama ve eyleme tahammül göstermeyen faşizan zihniyet, “Laik, bilimsel, parasız eğitim” diyen, “Soma’da çocuklar baba diye ağlıyor” diyen öğretmenlerin üzerine, halkın polisi olmaktan vazgeçip AKP’nin polisi olmaya heveslenmiş emniyet güçleriyle acımasızca saldırmıştır.

 

Yüzlerce Eğitim-İş üyesi kelepçelenerek gözaltına alınmış, yerlerde sürüklenmiş, birçoğunun yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkılmıştır. Bunlar yetmezmiş gibi “Siz insan öldürmesini çok iyi bilirsiniz” denilerek zamanın Türkiye başbakanı tarafından eleştirilen İsrail hükümetinin Filistinlilere uyguladığı gibi, Tandoğan meydanındaki eğitimcilerin üzerine plastik mermilerle ateş edilmiştir.

 

Ülkenin temel değerlerini korumak için demokratik ve barışçıl eylemleri hukuki çerçeve içinde gerçekleşetiren Eğitim-İş üyeleri, ne polise taş atmış, ne yasadışı yollara başvurmuştur. Ama apartmanlara sığınan insanlara dahi biber gazı sıkan, gaz bombası atan insanlık dışı zihniyet, elindeki devlet gücünü hukuksuz bir biçimde ve pervasızca kullanmıştır.

 

Polisin saldırıları sonucunda genel başkanımız Veli Demir ve MYK üyemiz Önder Yılmaz’la birlikte Nigde şube üyesi 2 arkadaşımızla yüz civarında Eğitim-İş üyesi gözaltına alınmıştır.

 

Özetle 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu hatırlatmak, Türkiye'deki emek sömürüsünü teşhir etmek ve eğitimde yaşanan erozyona dikkat çekmek amacıyla Tandoğan’da buluşup, yapacağımız kitlesel basın açıklamasına benzeri görülmemiş, faşist bir tutumla, hiçbir uyarıda bulunmadan biber gazı ve TOMA ile müdahale edilmiştir.

 

Türkiye Cumhuriyetinin Atatürkçü, çağdaş, ilerici ve demokrat eğitim çalışanlarına yapılan bu saldırının muhatabı olan AKP iktidarını, İçişleri Bakanını ve emniyet güçlerini kınıyoruz.

 

Bilinmelidir ki Eğitim-İş, ortaçağ gericiliğine, gericiliğin kalkanı haline getirilen polis devletine karşı mücadeleye devam edecek, emekçilerin hakları için, laik ve bilimsel eğitim için direnmekten asla vazgeçmeyecektir.

 

ŞİMDİ KUBULAY OLMA  ZAMANI

23 Aralık 1930’da Menemen’de Cumhuriyete karşı ayaklanarak şeriat ilan etmesini ve kendilerine engel olmak isteyen Öğretmen Asteğmen Kubilay ve Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi katletmesini unutmuyoruz.

Mustafa Fehmi Kubilay, Cumhuriyet'e sahip çıkmak uğruna canını ortaya koyarak, Türk ulusunun gönlünde yerini almıştır. “Kubilay” gericiliğe karşı verilen savaşın simge ismidir.

Menemen’deki olayın üzerinden 84 yıl geçtiği halde ülkemizde gericilik tehlikesi devam etmektedir. Türkiye, benzer olayları Çorum’da, Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta daha geniş katliamlar halinde defalarca yaşamış; Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Turan Dursun gibi nice Atatürk devrimcisi şehit edilmiştir.

Kubilay’ın yeni harflerle eğitime karşı çıkan gericiler tarafından şehit edilmesinin ardından Atatürk yayınladığı taziye mesajında; “……Kubilay Bey şehit edilirken, mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında, ahaliden bazılarının onlara alkışla destekte bulunmaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir…” demiştir.
İşte o gün orada alkışlayan zihniyet bugün hala varlığını sürdürmektedir. Bugün hala Atatürk devrimlerini içine sindiremeyen bazı çevreler, Latin harflerinin kaldırılmasını, Osmanlıca’nın okullarda zorunlu olarak okutulmasını, karma eğitime son verilmesini talep etmektedir.

Eğitim-İş olarak diyoruz ki; her öğretmen bir Kubilay olmalıdır. Bütün eğitim-bilim çalışanları ve halkımız, bağnaz düşüncelerin, kişi, toplum ve devlet yaşamını etkilememesi için duyarlı olmalı, Türkiye Cumhuriyeti'nin hedeflerini gerçekleştirmesi yolunda ilerici atılımları ilk günkü bilinçle sürdürmelidir.  Cumhuriyetin kazanımları, Atatürk ilke ve devrimleri için tehdit oluşturan düşünce ve girişimler, ulusumuzun duyarlılığı ve sağduyusu  sayesinde hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaktır. Kuşkusuz Türk ulusu Yüce Atatürk'ün aydınlattığı yolda ilerleyecek, cumhuriyetimize, ulusal değerlerimize bağlılığını her koşulda gösterecektir. 

Devrim şehidimiz Kubilay’ı, şükranla ve minnetle anıyor, huzurunda saygıyla eğiliyoruz.






Kaynak: Sitemizden haber fotoğraf alınması kesinlikle yasaktır... Hukuki işlem yapılır...
banner697

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gümüşlerli kubilay - 3 yıl önce
lan timuşenko ilk önce bi timur ol...sonra kubilay olursun.oğlum daha geçen bana demedin mi ankaraya gidekte içelim diye...sakaryada gittinmi.bana küstünmü.küsme bana gardaşım.neyse hafta sonu yapak bişey..sigarayıda bırakmaan iyiydi.allah kokusu delmi.ben sana dedim allah var sen dedin olur bakalım.neyse bıyıklarından öperim görüşürüz
Avatar
timur - 3 yıl önce @gümüşlerli kubilay
sana niye küseyim çakal.sana küsersem adam yerine koymuş olurum.bide adını herif gibi yazarsan daha iyi dertleşiriz seninle.
Avatar
gümüşlerli kubilay - 3 yıl önce
timuşenko neden kabalaşıyorsun.bana küsme..küsersende adam olurum.bıyıhlarını yolarım senin .seviyorum senin bu gergi halini...