banner765

Geçmişin zalimlerinden mağdur yaratılmamalı


Oda Tv

Oda Tv

07 Eylül 2016, 01:05

Özellikle örgüte üyelik konusunda benimsenmiş olan kriterlerin kendi içinde tutarsızlığına ve tutuklamaların keyfiliğine şahit oldukça bu endişem artıyor.

Terör soruşturmaları güncel siyasetle yakından ilişkilidir.

Siyasi yanı olan her soruşturma toplumsal desteği de arkasına almak durumundadır.

Bu destek çoğu zaman gazete ve gazeteciler eliyle verilir. Geniş halk kitlelerine görsel ve yazılı basında yer alan haberlerle ulaşılır.

Toplumsal destek yanlış yorumlanırsa, hukuk eğilip bükülecek kurallar olarak görülmeye başlanır.

Yaratılan tehdit algısı toplumu yönlendirmek için yeterlidir. Ancak bu toplumsal destek de zamanla erozyona uğrar.

Bunun en temel sebebi ise yargılama sırasında yaşanan "özgürlük" ve "adil yargılanma hakkı" ihlalleridir.
 

Bir soruşturmada temel hak ve özgürlüklere ilişkin ihlaller iddiaların önüne geçmeye başlarsa, süregelen tartışma yamaçtan yuvarlanan kar topu etkisine dönüşür.

Geçmişte "Gülen Cemaati" bugün ise "FETÖ/PDY" olarak nitelendirdiğimiz yasa dışı yapının gazete ve televizyonları aracılığıyla yaratılan algı, aynı yapıya mensup Savcı ve Hakimlerin yürüttüğü adli süreçlerin temel dayanağı olmuştur.

Bir süre sonra kamuoyu desteği öyle bir boyuta ulaşır ki yargılananları savunmak, "darbe destekçisi" ve "örgüt üyesi" yaftalarını beraberinde getirir.

Delillerin sahteliği, sanıkların masumiyeti ve daha birçok şey büyük resmin içindeki ayrıntılarmış gibi görülür yada gösterilir.

Bir dönem televizyon kanallarında boy gösteren "hukukçuların" savunduğu gibi, "amaç için usul feda edilir" hale gelir.

Ancak yargılamalarda yaşanan hak ihlalleri, iddiaların önüne geçtiği noktada asıl tartışma başlar.

ÇOCUĞUNUZUN OKULU, BAĞIŞ VE BANK ASYA

Bugün de "FETÖ/PDY" kapsamında gerçekleştirilen soruşturmalara ilişkin benzer bir endişeyi taşıyorum.

Özellikle örgüte üyelik konusunda benimsenmiş olan kriterlerin kendi içinde tutarsızlığına ve tutuklamaların keyfiliğine şahit oldukça bu endişem artıyor.

Geçmişte yaşanan hukuka aykırılıklardan hesap sormak, bu kişilerin suçlarını delillendirmek ve hak ihlallerinin suçlamaların önüne geçmesine müsaade etmemekle mümkün.

Ne demek istediğimi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmayla somutlaştırayım.

Prof. Dr. Adnan Aslan, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk Cerrahı. 23 gündür FETÖ/PDY Üyeliği iddiasıyla cezaevinde.

İçinde bulunduğu duruma isyan etmiyor. "Devlet bir yanlışlık yapmıştır, düzelir" diyecek kadar koca yürekli bir adam Adnan Aslan Hoca.

Prof. Dr. Adnan Aslan'ın durumu bugün FETÖ/PDY kapsamında haklarında idari ve adli tedbir uygulanan birçok kişiyle benzerlikler taşıyor.

Çocuğunu 2006 senesinde Özel Akdeniz Koleji'ne yazdırıyor. Tek tercih sebebi dikkat dağınıklığı olan oğluna iyi bir eğitim verecek öğretmenin orada çalışıyor olması.

Okul "Gülen Cemaati" tarafından satın alınıyor ancak öğretmeni çalışmaya devam ettiğinden çocuğunun kaydını almıyor.

2015 yılında oğlunu okuldan alıyor ve Cenap Düzgün Temel Lisesi'ne yazdırıyor. Ancak geçmişte oğlunun Özel Akdeniz Toros Koleji'nde okuması, örgüt üyeliği gerekçesi olarak önüne konuluyor.

Bu durumda olan binlerce veli var. Hepsi aynı soruşturma tehdidi ile karşı karşıya.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenen ve bir dönem Hükümet tarafından teşvik edilen bu okullarda “çocukları eğitim gördü” diye örgüt üyeliği isnadı yöneltilmesinin çağdaş hukuk sisteminde yeri yok. Buna örgütle iltisaklı görülen sivil toplum kuruluşlarına bağış yapan kişilerin durumu da dahil.

Örneğin, "Kimse Yok Mu" isimli derneğe yapılan kurban bağışları da tek başına örgüt üyeliği için yeterli bir kriter değil. Konuyu yine Prof. Dr. Adnan Aslan üzerinden somutlaştıralım.

Aslan Ailesi yardımseverlikleri ile tanıyor. Kendisi ve doktor olan eşi LÖSEVTürk Eğitim Vakfı,Mehmetçik Vakfı gibi birçok derneğe bağışlarda bulunmuş. Bu bağışlardan biri de 2009 senesinde "Kimse Yok Mu" isimli derneğe yapılmış.

Yıl 2009. Tutar 180 TL. Sebebi Kurban Bağışı.

Bu tarihten sonra başka bir bağış da yok. Bu da Adnan Aslan Hoca’nın örgüt üyeliği gerekçeleri arasında gösterilmiş. Kısacası hasbelkader bir tarihte bu derneğe bağışta bulunduysanız haliniz nice.

2014 yılına kadar bu derneğin faaliyetlerine yönelik herhangi bir tartışmanın olmadığının da altını çizelim. Dernekler İl Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenen bu derneğe 2009 yılında bağışta bulunan her vatandaşı soruşturmaya dahil etmek akıl karı değil.

FETÖ/PDY Soruşturmalarına dahil edilmenize gerekçe gösterilebilecek bir konu da Bank Asya'da hesabınızın olması.

Şurası bir gerçek ki; herkes bir şekilde birikimini bu bankada değerlendirmiş olabilir. Bunun sebebi kendisini muhafazakar olarak nitelendirmesi sebebiyle faizsiz kazanç beklentisi olabileceği gibi, ticari işletmeler için kredi faizlerinin anlık düşmesi de görülebilir.

Bank Asya'ya 2015 yılında el konulduktan sonra "yapılan çağrılar üzerine yatırılan paralar haricinde", bir kişinin bu finans kuruluşunda parasını değerlendirmesi örgüt üyeliğine delil olarak kabul edilmemelidir.

Aksi halde neredeyse tüm devlet kuruluşlarının yöneticileri de dahil olmak üzere FETÖ/PDY ile uzaktan yakından ilgisi olmayan kişileri de şüpheli haline getirebilirsiniz.

Bu bankanın terörün finansmanında kullanıldığına dair elinizde kuvvetli deliller olabilir. Buna kimsenin bir itirazı da olmayacaktır. Ancak kısıtlı gelirini bu bankada değerlendiren sıradan vatandaş suç işlemiş sayılamayacağı gibi ödetilmeye çalışılacak bedel çok daha büyük toplumsal sorunları beraberinde getirebilir.

Bir süre sonra, bugün hala Hükümetin icraatlarını destekleyen vatandaşlar üzerinde yaratılacak travmayı gidermeniz de mümkün olmaz.

“ALDATILDIK” SAVUNMASI VE SADE VATANDAŞ

Kamuoyuna yansıyan örneklerden kişiler hakkındaki FETÖ/PDY Üyeliği iddialarının "istihbarat raporlarına" dayandırıldığı, hatta bu raporların tutuklama kararlarına gerekçe olarak gösterildiği de anlaşılıyor.

Tüm Ceza Hukukçularının üzerinde uzlaştığı temel husus, istihbarat amaçlı dinlemelerin ve diğer bilgilerin delil olarak kullanılamayacağıdır. Ancak yine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada bu kuralın da alt üst edildiğini görüyoruz.

Mustafa Kutlu isimli bir işadamının tutuklama gerekçeleri arasında "istihbarati kayıtlar" ifadesi geçiyor. Bu kayıtların ne olduğu ve hangi somut olguya dayandığı hususunda hiçbir bilgi yok.

Bu raporlarda yazan "FETÖ/PDY ile bağlantılı olabileceği değerlendirilmektedir" şeklindeki soyut ifadeler, biranda tutuklanmanıza gerekçe oluşturabilecek bir "delil" olarak karşınıza çıkabiliyor.

FETÖ/PDY isimli örgütün hangi tarihte faaliyetlerine başladığı hususu da tartışmalı. 17 - 25 Aralık 2013 bu noktada milat olarak gösteriliyor. Kumpas dava süreçlerinde gerçekleştirilen hukuka aykırı fillerle bu tarih 2006'ya kadar gidiyor.

Böyle bir durumda Türkçe Olimpiyatları’na katılan devlet erkanı ile cemaatin sohbet toplantılarına katılan sıradan bir vatandaş arasında hukuken bir fark kalmıyor.

Hükümeti temsil eden kişilerin "aldatıldık" savunmasının, sıradan vatandaş için kabul edilmemesi ne ölçüde hakkaniyete uygun görülebilir?

Hukukçu olmak somut ve nesnel tespitler yapmayı zorunlu kılar. Soyut ve genel geçer ifadelerle kişi özgürlüğünün kısıtlandığı durumlarda en fazla zarar gören şey "adalete güven" duygusudur.

Geçmişin zalimlerinden ileride mağdur yaratmak istemiyorsak Adil Yargılanma Hakkı'ndan doğan tüm güvenceleri her kim olursa olsun sağlamak durumundayız. Aksi halde popüler söylemle, "yaşın yanında kuru da yanar", ki bu da başlangıçta ifade ettiğimiz toplumsal desteğin bu soruşturmalarda azalmasına neden olur.

Toplumsal desteği kaybeden her soruşturma, hukukun üstünlüğüne hizmet etmekten uzaklaşacak ve siyasetin kolaylıkla yön verdiği bir mecraya dönüşecektir.

Hiçbir zaman akıldan çıkartılmamalıdır ki bu durum en çok da FETÖ/PDY'nin propagandasına ve algı operasyonlarına hizmet eder.

Bu sebeple geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Aksi halde asıl suç ortakları dışarıda ellerini kollarını sallarken, Adnan Aslan Hoca gibi değerleri cezaevinde çürütmeye devam ederiz.

ATİLLA TAŞ

Değinmesem olmazdı.

Sosyal medyada yazdıklarını hiçbir dönem ciddiye almadım ve mizah konusu yaptım.

Savunmasından, geçim kaygısıyla bir gazetede köşe yazarlığı teklifini kabul ettiğini öğrendim.

Atilla Taş'ın tutuklanması gereğinden fazla önemsenmesi demektedir. Hukukun, mizaha ve kinaye sanatına bakışı bu kadar ciddi olmamalı.

Av. Hüseyin Ersöz

twitter.com/ersozhuseyin

Odatv.com

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Borlu - 3 ay önce
Şu unutulmamalı bu hainler özellikle kripto fetöcülerin hiç biri ne okula ne derneğe ne sendikaya üye olmuş nede kendi isimleriyle bağış yapmışlar şu an madur olan gariban olaylar la ilgisi olmayan vatandaşlar bunu devletimiz milletimiz görmeli artık
Avatar
123 - 3 ay önce
tüm yöneticiler fetocu bunlara neden dokunulmuyorda garibanlara dokunuluyor
Avatar
xyz - 3 ay önce
cemaat okullarında çocuk okutmak, cemaat dershanelerine çocuğunu göndermek,cemaatin kurduğu derneklere bağışta bulunmak, Bank Asya'ya para yatırmak şeklinde bir suç tanımı yasalarımızda yoktur. Bu suçlamalarla bir memura, değil mahkumiyet cezası vermek, idari olarak ''uyarı'' cezası bile verilemez. Çünkü bu kurumlar mevcut yasalar çerçevesinde kurulmuşlardır. Yasa dışı faaliyetleri varsa okullarında,dershanelerinde çocuklarını okutan,derneklerine bağışta bulunan,Bank Asya'ya para yatıran vatandaşın ne suçu var ? Bu kurumlar suç işliyorsa yargı makamları bu kurumları kapatmalıydı,değil mi ?

....17 - 25 Aralık şeklindeki bir milat da hukuki değildir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan cemaatle ilgili : '' Ne istediniz de vermedik. ..'' diyerek FETÖ terör örgütüne en büyük desteği kendilerinin verdiğini itiraf etmiştir. Ergenekon,Balyoz,Kafes,Odatv vs. tertiplerini FETÖ terör örgütüyle birlikte yapmışlardır. Sahte delillerle,bu tertipler sonucu 6 - 7 yıl cezaevinde kaldı yurtsever,cumhuriyetç
Avatar
cihan - 3 ay önce
manşet süper, içerik süper Allah yardımcıları olsun.
Avatar
Doğrucu Davut - 3 ay önce
Hep soyluyorum.bu gun ayarını bozdugunuz terazi yarın sizi de yanliş tartar.
Magdur olan insanların mağduriyetleri bir an once giderilmeli. Burada kimse somut adım atmıyor.Su anki vekiller wski vekiller cesur avukat ve savcilar korkusuzca bu olayin uzerine gitmeliler. Insanlarin anneleri babaları cocukları perisan.Nasil ''aldatildik halkım bizi affetsin doyr siyasi iktidar. Aldatılma hakkı bu insanlar icinde gecerli olsun. Aralarinda gercekten suclu varsa da elbette cezasıni ceksin...