CHP Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK tarafından kaçırılma olayı her siyasi olayı bir gizli tertip gibi yorumlamaya çoktan alıştırılmış bizler için, kaçırıldı, propagandası yapıldı, bırakıldı, yani oldu bittiyle açıklamamızı zorlaştırılıyor. 


Sanki 'kaçırılma'yla bir şeyler öne çıkarıldı. Bilindiği üzere AKP hükümeti iktidara geldiğinde verdiği sözlerin tam tersi bir kulvara girmiş PKK'yla tam bir savaş içinde kilitlenmiş görünüyor. Yani AKP kilitlendiyse yeni bir sayfa mı açılmak isteniyor. Yeni sayfa yeni CHP.

Kürt Sorunu'na yepyeni bir aktör CHP mi hazırlanıyor. Aygün'ün açıklamaları mesaj üstüne mesaj fazlasıyla mesaj doluydu, kurduğu cümlelerin hepsi çok dikkatli seçilmiş. Her cümlesi ayrı bir makale konusu. Ön plana çıkan ve CHP'de ciddi bir gömlek değiştirecek kadar önemli cümleleri ise çoktandır biliyoruz: 'CHP eski CHP değil, yeni CHP. Ben de yeni CHP'de barış için çalışacağım. '. Bu cümleler şaşırtıcı değil ancak 'kaçırılma' olayıyla tüm Türkiye ekranlara kilitlenip işte bu yeni 'misyon' fazlasıyla vurgulandı.

'Kaçırılma' olayıyla dikkatimizi çeken işte bu, bir kaçırılma olayı, CHP'nin kamuoyundaki görüntüsünde o kadar fazla rotüj yaptı ki, sanki bu rotüj CHP'yi 'yeni bir hayatın başlangıcı'na zorluyor.

Kürt Sorunu ABD ve Avrupa'nın Türkiye'ye sipariş sorunu'dur, siyasi aktörlerden biri başaramazsa bir diğeri sırasını alır, on yıl önce AKP'den liberal destekli bolca dinlediğimiz barış, özgürlük, demokrasi, açılım laflarını biraz da CHP'den dinleriz, fazla da sallamayalım ama yarından itibaren AKP'den umudunu kesmekte olan malum liberal kalemlerin CHP'yi 'özgürlüklerin ve ileri en ileri demokrasi'nin partisi ilan ederse de fazla şaşırmayalım.