25.01.2020, 01:29 119

Diriliş'in ilk sayısı nasıl çıktı?

Sezai Karakoç’un eserleriyle ilk tanışmam 1977 yılında başlar. Allah’a şükürler olsun ki, Üstad bugüne kadar bizi fikirleriyle , duruşuyla ve yaşantısıyla mahcup etmemiştir. Kendisine hayırlı ve sağlıklı daha nice yıllar dilerim.

Diriliş’i benzerlerinden ve diğerlerinden ayıran en önemli farklardan biri de, onun bütüncül bir hareket ve akım olmasıdır. Yani Diriliş; hem düşünce, hem sanat ve edebiyat hem de aksiyon ve siyaset yönü olan bir öğreti, bir doktrin ve bir harekettir.

Sezai Karakoç, 1988 – 1992 yılları arasında çıkan haftalık Diriliş dergisinde hatıralarının 1974’e kadar olan bölümünü yazdı. Henüz kitap halinde yayımlanmayan hatıralar aynı zamanda bir yakın çağ tarihi niteliği taşımaktadır. Diriliş’in öncesini ve ilk çıkışını hatıralar ışığında ortaya koymakta yarar var.

Sezai Karakoç , 1953 – 1954 kış aylarında bir dergi çıkarma düşüncesi içine giriyor. Bunun için yeterli maddi imkanı yok hem de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenimi devam ediyor. Niçin dergi çıkarmaya yoğunlaştığını şöyle açıklıyor: “Bütün islâm amaçlı dergiler kapalıydı. Sanat ve edebiyat dergileri de taşıdıkları ruh bakımından ruhuma yabancı. Bir yandan sanat dürtüsü, bir yandan da görev duygusu, idealimi dile getirme düşüncesi, beni kaçınılmaz bir şekilde bir dergi çıkarma fikrine itiyor. Ama asgari mânada maddî bir imkân yok. Böyle olduğu halde yine de arkadaşlar arasında. hep dergi çıkarma üzerinde duruyorum.”

Bu şekilde dergi çıkarma üzerine konuşulurken İstanbul’un tanınmış tüccarlarından birinden bir mektup alır. Mektupta, dergi çıkarma düşüncesi olduğunu öğrendiğini, bunun için gerekli maddi desteği sağlayacağını belirtir ve mektuba cevabını da eski yazıyla yazmasını söyler. Sezai Karakoç da kendi yazımızla okunaklı bir şekilde yazamayacağını belirterek, dergi çıkarma fikrinden vazgeçtiğini söyler ve teşekkür eder. Tüccarın desteğini kabul etmeyişini de şöyle açıklar: “ Böyle bir parayı kabul etmem halinde dergiyi çıkarmakta hür olamayacağımı düşündüm. Belki dergiyi fazla atak bulacak, hele hele şiirleri, serbest yazıldıkları için hiç anlayamayacak ve beğenmeyecekti diye düşündüm. Çünkü: henüz, şiirde M. Akif'ten bu yana geçilememişti o çevrelerde. Şair olarak N.Fazıl'ı bile izler görünmüyorlardı. Kısacası, parayı kabul edersem, huzursuz olacağım, bağımsız olamayacağım, adamcağızın da dergiyi gördükten sonra yeniyi kavraması mümkün olmadığından pişman olabileceği, beklediğinden bambaşka bir dergiyle karşılaşacağı için sukut-u hayale uğrayacağı kanaatine vardım.”

Mehmet Şevket Eygi, bu mektuplaşmalardan haberdar olur ve Sezai Karakoç’a o tüccarla kendisini tanıştırmasını söyler. S. Karakoç da bir mektup daha yazarak Eygi’yi takdim ve tavsiye eder. Şevket Eygi ile o tüccar mektuplaşırlar.

Sezai Karakoç ve Şevket Eygi “Yeni Ay” isimli bir dergi çıkarma kararını verirler. Derginin sahibi Şevket Eygi olacaktır. O sıralar Tunus ve Cezayir’in bağımsızlık savaşı vardır. Bu sebeple dergide Karakoç’un “Ötesini Söylemeyeceğim” şiiri ile “ Bir Milletin Ba’sübadelmevti” başlıklı yazıları yer alır. Bu başlık ölümden sonra diriliş anlamına gelmektedir. Bu konuyla ilgili olarak hatıralarında şunları söyler: “ İşte diriliş fikri bende o yıllardan itibaren oluşmaya başladı. Bir yanda, ülkemizde islâmı özleyen aydınlar üzerinde büyük bir baskının bulunmasından doğan umutsuzluk, öte taraftan Tunus ve Cezayir'in bağımsızlık savaşlarında fransızların yaptığı zulüm ve katliamlar, halkın çektiği çile, bende, ancak metafizikten politikaya kadar geniş kapsamlı diriliş atılımının bir çıkış, bir kurtuluş yolu bulmaya imkân vereceği düşüncesini doğurmuştu.”

Yeni Ay isimli dergi bastırılır, ancak, dağıtıma verilmeden, ideolojik ve ateşli bir dergi olması sebebiyle kapatılıp toplatılmasından ve bazı kişilerin hapse düşmesinden endişe edilir. Şöyle bir formül düşünülür: “Bugün bana çocuksu gibi gelen bir çare düşündüm. Şevket'e dergiyi savcıya götürmesini; "bu dergiyi bastık, ama yayınlamadık. Bakınız, bize yayınlamakta mahzur olup olmadığını söyleyiniz demesini, eğer savcı mahzur görmezse yayınlamayı, yoksa yayınlamamayı önerdim. Şevket, anlattığına göre, savcılığa bir nüsha götürmüş Savcı: "deli misiniz? demiş. Yayınlarsanız derhal derginiz toplatılır ve siz de içeri girersiniz. Sana memur vereyim, onun nezaretinde imha ediniz" iki polis Şevket'le beraber gitmiş. Dergi'nin basılan nüshaları imha edilmiş. Şevket'e: "hiçbir nüshası kalmadı mı?" dedim. Şevket önce: "kalmadı" dedi. Fakat, sıkıştırınca iki nüsha aldığını söyledi. Birisini de bana verdi. (O tek nüshayı uzun süre sakladım, sonra kayboldu.) Böylece, dergimiz çıkmadan batmış oldu. Daha sonra Şevket, Komünizme Hücum adlı bir dergi çıkarmaya karar verdi, ilk bir iki sayısına ben de birçok yazı yazdım. Tabii birçoğu müstear adla. Ama, bu türlü sansasyon dergisi değil de, fikir ve sanat ağırlıklı bir dergiyi yeğliyordum. Bu yüzden, Şevket'in bu dergisine sonra yazı yazmadım. Küçük bir dergiydi. Sadece saldırış vardı. Zaten Şevket de devam ettiremedi. 4-5 sayıdan sonra kapandı.”

Sezai Karakoç 1955 yılında “Şiir Sanatı” adıyla bir dergi çıkarır. Bu dergide farklı düşüncede olan şair ve yazarların sadece şiirleri ve şiirle ilgili yazıları yer alır. Dergi ocak ve şubat aylarında iki sayı olarak çıkar.

1960 yılına gelindiğinde Diriliş dergisinin yayın hayatı başlar. Diriliş, 1960 – 1992 yılları arasında, farklı aralıklarla 7 dönem olarak aylık, haftalık, haftada 2 kez ve günlük olarak seviyeli bir yayın çizgisiyle önemli bir hizmeti yerine getirir. Diriliş dergisinin ilk çıkışıyla ilgili hatıralarda şunları söyler:

“Bu 1960 ocak, şubat ve mart ayları, benim Diriliş'i, aylık bir dergi olarak çıkartmayı düşünme, karar verme ve hazırlıklarımı yapma aylarımdır. Denizciler Caddesinde, Yeğenbey Vergi Dairesinde gece saat 12'ye kadar oturup çalışma imkânı bunu gerçekleştirmemde etken olmuştur.

Siyasî havanın bulanması, kavgaya dönüşmesi ve kavganın kızışması, artık Türkiye'nin nereye doğru gittiğini belli etmişti. Basın, Demokrat Parti'yi, Menderes'i yıkmaya karar vermişcesine her gün hücum halindeydi. İnönü'nün önderliğinde muhalefet ve gençlik de harekete geçmişti. İnönü, Meclisteki konuşmalarıyla ortamı daha da sertleştiriyor, basınsa onun sözlerini bir ihtilâl çağrısı gibi değerlendiriyordu. İşte bu havada, ben kısa vadeli çalışmaların, muhalefete ve komünistlere çatmakla yetinmenin fazla bir fayda vermeyeceğini düşünerek bir düşünce ve edebiyat dergisiyle yeni bir hareketin başlatılması gerektiği fikrine vardım. Yeni bir nesil gelmişti. Ortam otuz yıl öncesine göre çok değişmişti. Düşünüşte bir tazelenme ve yenilenmeye ihtiyaç vardı. Yeni bir dil ve üslûp gerekliydi. Bir süredir daldığım metafizik düşünceler de kendini ifade için beni zorluyordu. Bu fevkalâde şartlar içinde doğdu Diriliş. İlk anda ismi yadırgandı. Hortlama gibi dehşet duyanlar oluyordu ismi duyunca. Ya da sanki yalnız amentüde bir unsur olarak düşünülebilir gibi geliyordu onlara. Mecazi anlamda, tarihî anlamda dirilişi düşünemiyorlardı. "Ba’subadelmevt"in karşılığı olarak "diriliş"i bulmuştum, "ölümden sonra dirilme" anlamına. Tabii ki, sadece metafizik anlamda değil, tarihî-sosyolojik anlamda da kullanıyordum.”

Sezai Karakoç, eserlerinde Diriliş kavramının içeriğiyle ilgili birçok açıklamada bulunur. O açıklamalardan biri de şöyledir: “Diriliş, manevi pencerelerin örtüsünü kaldırmak demektir. Kişi ve toplum, materyalist bir havada bunalıp kalmasın diye, ruh aleminin tüm gizli definelerinin yeniden gündeme getirilip devreye sokulması amaç ve metotlarının bütününe Diriliş diyebiliriz. Kapitalizmin veya sosyalizmin hiçbir fizikötesi ümide yer vermeyen katı, dar ve karanlık dünyalarından, insanoğlunu, dirilişçi bir gençlik kurtaracaktır. O gençlik peygamberlerin ve en büyük Peygamberin yolunda olarak, Allah’ın Birliğini varoluşunun asıl amacı ve hikmeti olarak görecektir.”

Diriliş’in ilk çıkış süreciyle ilgili yine hatıralarda şunları anlatır: “Diriliş'in masrafını maaşımdan karşıladım. Çünkü: 45 abonesi vardı, onun bir kısmını da tahsil edememiştik. Diriliş'i, yine Denizciler Caddesinde bulunan, Özden Toker'in (î.înönönün kızı) sahibi ve Metin Toker'in kardeşi Mübîn Toker'in de müdürü olduğu Kardeşler Matbaasında bastırdım. Hatta Mübin Toker'e bu derginin kendilerinden farklı bir görüşte dergi olabileceğini söyledim. "Olabilir" dedi. Ben de onun üzerine :"İnönü'yü tenkit eden yazılar da bulunursa?" diye sorunca: "Burası bir ticarethanedir. Muhtevası bizi ilgilendirmez" demişti. Gerçekten de iki sayı orda basıldı. İnönü'yü eleştiren değiniler de oldu.

Ramazan boyunca Diriliş'i, kutlu ayın manevi bereketi içinde geceleri çalışarak çıkarmaya muvaffak olduk. Diriliş'i ancak iki sayı çıkarabildim. Ortam giderek kötüleşti. Öyle ki, biz Diriliş'i bayilere dağıtırken sıkıyönetim ilân edilmiş olduğundan, bir takım kimselerin mahiyeti meçhul bildiriler dağıttığı sırada onlarla karıştırılma endişesi içinde idik. Gerçi Dergi tam kanunî gerekler yerine getirilerek çıkarılmıştı. Mesela ben derginin sahibi olamadığım için akrabam olan bir öğrenciyi sahip göstermiştim. Ama yine de o hengâmede legal olanla illegal olanın ayrılması güçtü. Bu yüzden, zarar görmek ihtimali vardı. Hele yazdığım yazıların da, o zaman için hiç alışılmamış yazılar olmasını göz önünde tutarsak. Bizde bir yazı yeniyse, alışılmamışsa, o yazı peşin suçlu kabul edilir, yadırganır, ona şüpheyle bakılır. Uzun süre bu psikolojinin hedefi olmuşumdur tüm yazım ve eserlerimle. Hatırat'ım boyunca anlatacağım gibi.

Diriliş'te yazı yazabileceğine inandığım tüm arkadaşlarımı "yazı ailesi"nden gösterdim. Oysa, bu arkadaşların çoğu daha tek satır yazmamışlardı o zamana değin. Gerçekten, tahminimde yanılmadım. Birçoğu o sıra, bir kısmı da sonraları yazı yazdı, dergi çıkardı. Diyebilirim ki, 1980'e kadar manevi cephede yazan çizenlerin çoğu bizim "yazı ailesi"ndeydi. Sait Mutlu'nun tercümeleri, Erol Güngör'ün ve Şevket Eygi'nin yazı ve tercümeleri vardı Dergi'de.

Diriliş'i iki sayı çıkardıktan sonra turneye çıkmak zorunda kaldım. Turnede üçüncü sayıyı da hazırladım. Ancak o arada ihtilâl oldu. İhtilâl'den sonra kontrolörlükten ayrılan ve İstanbul'da serbest çalışmaya başlayan arkadaşım İhsan'a mektup yazıp Dergi'nin ve parasının hazır olduğunu belirtip "göndereyim mi?" dedim. Ancak gelen cevapta, şimdi dergiyi çıkartmaya devam etmenin doğru olmayacağı belirtiliyordu. Böylece Dergi kapandı. îlk çıkışında iki sayıdan ibaret kaldı.” (Sezai Karakoç, Hatıralar, Diriliş dergisi, 1990, Sayı:84)

Diriliş’in ikinci dönemi için 1966 yılını beklemek gerekecektir. Sezai Karakoç , hatıralarında bu yıllar arasında yaşananlarla ilgili de bilgiler verir ve değerlendirmeler yapar. Diriliş’in çıkmadığı zamanlarda da başta Büyük Doğu olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yazmaya devam eder.

Yorumlar (0)
kapalı
banner696
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 23 46
2. Trabzonspor 22 45
3. Galatasaray 23 45
4. Sivasspor 23 45
5. Alanyaspor 23 39
6. Fenerbahçe 23 38
7. Beşiktaş 23 37
8. Göztepe 22 34
9. Gaziantep FK 23 31
10. Gençlerbirliği 23 27
11. Antalyaspor 23 25
12. Malatyaspor 22 24
13. Denizlispor 23 24
14. Çaykur Rizespor 22 24
15. Konyaspor 23 21
16. Ankaragücü 23 20
17. Kasımpaşa 23 19
18. Kayserispor 23 16
Takımlar O P
1. Hatayspor 23 45
2. Erzurum BB 23 42
3. Bursaspor 23 39
4. Adana Demirspor 23 37
5. Altay 23 34
6. Fatih Karagümrük 23 34
7. Keçiörengücü 23 32
8. Ümraniye 23 32
9. Akhisar Bld.Spor 23 32
10. Menemen Belediyespor 23 32
11. Balıkesirspor 23 31
12. Giresunspor 22 28
13. İstanbulspor 22 27
14. Altınordu 23 24
15. Osmanlıspor 23 21
16. Adanaspor 23 18
17. Boluspor 23 17
18. Eskişehirspor 23 16
Takımlar O P
1. Liverpool 27 79
2. Man City 27 57
3. Leicester City 27 50
4. Chelsea 27 44
5. M. United 27 41
6. Tottenham 27 40
7. Sheffield United 27 40
8. Wolverhampton 27 39
9. Arsenal 27 37
10. Burnley 27 37
11. Everton 27 36
12. Southampton 27 34
13. Crystal Palace 27 33
14. Newcastle 27 31
15. Brighton 27 28
16. Bournemouth 27 26
17. Aston Villa 27 25
18. West Ham 27 24
19. Watford 27 24
20. Norwich City 27 18
Takımlar O P
1. Barcelona 25 55
2. Real Madrid 25 53
3. Atletico Madrid 25 43
4. Sevilla 25 43
5. Getafe 25 42
6. Real Sociedad 24 40
7. Villarreal 25 38
8. Valencia 25 38
9. Granada 25 36
10. Levante 25 32
11. Athletic Bilbao 25 31
12. Osasuna 25 31
13. Real Betis 25 30
14. Deportivo Alaves 25 30
15. Real Valladolid 25 29
16. Eibar 24 24
17. Celta de Vigo 25 24
18. Mallorca 25 22
19. Leganés 25 19
20. Espanyol 25 19
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@