Laiklik Tartışmaları ve Laiklik

Laiklik Tartışmaları ve Laiklik

ARAŞTIRMA 04.05.2016, 11:02 04.05.2016, 11:04 nigdehaber
443
Laiklik Tartışmaları ve Laiklik
banner830
 Lâiklik, Latince “laicus”  kelimesinden Fransızcaya laik (laic) veya Layik (Laigue) şeklinde geçmiş, bu şekilde Fransızca olarak ifade edilmiştir.
Laikliğin kelime anlamı; ruhani olmayan kimse, dini olmayan şey, fikir, kurum, müessese, sistem, prensip, dine ait olmayan şey anlamlarına gelir.  Laik teriminin din düşmanlığı ve dinsizlikle bir ilgisi yoktur. Hristiyan dünyasında dini temsil eden bir ruhban sınıfı vardır. Bu ruhban sınıfı ( papazlar) onlara göre Tanrı İsa Mesih’in yeryüzündeki temsilcileridir. İşte bu sınıfın dışında kalan herkese ve her şeye “Lâik” deniliyor.
İslam Dini ise böyle bir yapıyı reddeder. Benzetme açısından, Diyanet İşleri Başkanlığı, İmam Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri gibi kurumların dışında kalan her kuruma, örneğin “Mal Müdürlüğüne, Tapu Müdürlüğüne, Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne... vb. veya dini konuşmaların dışında kalan her konuşma laiktir.
Lâiklik, Hıristiyan Batı dünyasında büyük mücadeleler sonucu doğmuş ve gelişmiştir. Bilindiği gibi klasik Hristiyan anlayışında/uygarlığında kilise yani ruhban sınıfı her şeyi kendi otoritesi altında tutuyordu. Günlük işlerden bilimsel çalışmalara, ekonomi, siyaseten felsefeye kadar hemen hemen her şey kilisenin buyruğu altındaydı. Hristiyanlıkta, özellikle Katolik dünyasında kilise Tanrı adına görüş bildirme hak ve yetkisine sahipti. Din konusunda neyin doğru ve geçerli olup olmadığına kilise karar verirdi.
Katolik, Hristiyanlıkta insanlar iki guruba ayrılıyordu
1: Ruhaniler adı verilen din adamları: bunlar da;                                                       
a-Günlük hayattan kopuk, halktan uzak olarak manastırlarda yaşayan ve ömrünü ibadetle geçiren din adamları. Bunlara aynı zamanda  “zahitlerde” denir 
            b-Papaz ve piskopos gibi halk içinde herkesle beraber yaşayan din adamları. Bunlar ayinleri yönetir ve kiliseye hizmet ederler.
2-İşte bu sınıfların dışında kalan herkese lâik deniliyordu.
Lâikliğin Terim Olarak Kullanılması
Lâiklik, terim olarak devlet ve hukuk alanında 1789 Fransız ihtilalinden sonra kullanılmaya başlanmıştır. Yani dininin  (Hristiyanlığın,  daha doğrusu Hristiyanlık adına oluşan ruhban sınıfının)  devlet işlerinden, devletinde din işlerinden ayrılmasıdır. Diğer bir ifadeyle ruhban sınıfının sadece ahiretle ilgili işlere bakması, dünyaya ait yetkilerden vaz geçmesi, dünyaya ait işleri yönetime devretmesini ifade eder. Çünkü İsa a.s.’da 50 yıl sonra oluşturulan/oluşturulmaya başlayan Hristiyanlıkla hayatın gerçekleri çatışıyor, halk ve devlet (Hristiyan dünyası) kilisenin baskısı altında sıkışıp kalmıştı.
Avrupa da Laik Düşünceye İhtiyaç Hissedilmesi
            Hristiyan dünyasında din, yani din adına oluşturulmuş ruhban sınıfı her şeye hâkim durumdaydı. İlmi gelişmeler kilisenin onayından geçer, devlet dinin emrinden (kilisenin emrinden) çıkamazdı. Çünkü kilise Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi durumundaydı. Kilisenin uygulamaları onlara göre aynı zamanda Tanrı’nın istekleriydi. Böyle bir anlayış devleti ve ilmi büyük bir baskı altına tutuyordu.
Bunu iki şekilde ifade ederiz:
1-Din ( Hristiyanlık) ilim ilişkileri
Dini sınıfa göre her şey kilisenin onayından geçmek durumundaydı. Çünkü kilisenin onay vermediği şeyler kabul edilemezdi. Kilisenin görüşüne aykırı beyanda bulunanlar engizisyon mahkemelerinde yargılanır ve ölüme mahkûm edilirdi. Bu ise her türlü ilmi gelişmenin önünde bir engeldi. Örneğin Galile’nin (Galileo Galilei, 1564 yılında İtalya'da doğdu. 1583'den itibaren matematik ve astronomi alanında çalışmaya başladı. Modern fizik ve teleskobik astronominin kurucusu kabul edilen Galileo, pusulayı ilk piyasaya süren, gük dürbünü ve mikroskobu geliştiren kişi olarak bilim tarihine geçti. Galileo, Dünyanın kendi etrafında döndüğü fikrinin de yeraldığı kitaplar yayınladı. Bu kilisenin tepkisini çekti. 1632'de yayınladığı `İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar' kitabı üzerine Engizisyon mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezası aldı ve kitabı yasaklandı. Hapiste bulunduğu sırada 1636 yılında kör olan Galileo, 1642 yılında hayatını kaybetti.) dünyanın yuvarlak olduğunu iddia etmesi, bu konuda da kilisenin görüşünü dünyanın tepsi gibi olduğu görüşü Galine’nin yargılanmasına sebep olmuştur. Kısaca ilmi çalışmalar kilisenin baskısı altında ilerleyemiyordu.
            Günümüzde ise organ nakli ve kan verme kiliseye göre yasak olduğu halde bu dünya işi olduğu için uygulanmaktadır. Onun için dinin, daha doğrusu din adına oluşmuş dini sınıfın bunlardan uzaklaşması gerekiyordu. Batıda din devre dışı bırakılmadı din adına oluşan bu sınıfın uygulamaları devre dışı bırakıldı.
2-Din (Hıristiyanlık) devlet ilişkileri
Hristiyanlıkta dini sınıf aynı zamanda devlet yönetiminde de hâkim durumdaydı. İşlerine gelen kişileri kral yapar, işlerine gelmeyenleri ise aforoz ederlerdi. Dolayısıyla devlet uygulamaları kilisenin tahakkümü altındaydı. Özellikle İslam dünyasına karşı haçlı savaşlarına Tanrı böyle istiyor diye bunlar başlattı. Avrupa’nın kendi içinde 30 yıllar 100 yıllar mezhepler savaşlar olmuş milyonlarca kişi bu yüzden ölmüştür. . Örneğin; 1573 yılında Fransada gerçekleştirilen Sen Bertalami katliamında 30.000 Protestan kadın, çocuk ayrımı yapılmaksızın hunharca öldürülmüştür. Bu tip uygulamalar halk ve devlet yönetiminde büyük bir sıkıntı meydana getiriyordu. Bunun için devlet-din ilişkilerinin ayrılması gerekiyordu.
Avrupa’da lâik düşüncenin doğmasına etki eden faktörler
Burada üç önemli konu göze çarpmaktadır. İlki İspanya’da kurulan Müslüman Endülüs Emeli Devletidir. Buradaki gelişmeler ve kurdukları medeniyet batıyı derinden etkilemiştir. Batıdaki hür düşünmenin filizlerini oluşturmuştur. İkincisi ise haçlı savaşları. Haçlı savaşları aynı zamanda bir medeniyetler karşılaşmasıdır. Üçüncüsü ise o Müslüman dünyadaki ilmi gelişmeler. Özellikle 8. Ve 9. yüzyıldaki ve Osmanlının yükselme dönemimdeki ilmi gelişmeler. Müslüman dünyasındaki anlayış Avrupa’yı derinden etkilemiş Avrupa’daki yanlış anlayışlara karşı bir tepkinin doğmasını hazırlamıştır.
Türkiye’de Lâiklik ve Türkiye’ye Geliş Sebepleri
            1-Dış Sebep: Osmanlı’nın son zamanlarında, yüzyıllardır Osmanlı hâkimiyeti altında her türlü varlıklarını korumuş olan azınlıklar, düşmanlarımız tarafından, bunlara baskı yapılıyor bahanesiyle Osmanlı Devleti üzerinde baskı uygulama yoluna girmişlerdir. Mondros Ateşkes Antlaşmasını da bahane ederek bu azınlıkları hürriyetine kavuşturma bahanesiyle tüm ülkeyi işgal etmişlerdir. Bundan kurtulmak için bir istiklal mücadelesi verilmiştir.
            2-İç Sebep: İslam Dini ve değerleri, İslam tarihi boyunca zaman zaman siyasi amaçlarla kullanılmak istenmiştir. Hatta böyle temâyüller Peygamberimiz (S.A.V.) zamanında da görülmüştür. Peygamberimize karşı yalancı peygamberlerin çıkması, Tebük savaşına katılmak istemeyen bazı münafıklar, Peygamberimize değişik mazeretler ileri sürerek savaşa katılmamışlardı. Tuzak kurmak, Müslümanların birliğini bozmak için Kuba Mescid’in yakınına yapmış oldukları Mescid’i açmak üzere Peygamberimize teklif getirdiler, Peygamberimiz de savaş hazırlığında olduğu için Tebük savaşı dönüşü açabileceğini söyledi. Savaş dönüşü münafıkların mescidin açılışını istemeleri üzerine Tevbe Suresi’nin:
            “Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.”  Tevbe:107–110. ayetleri nâzil olmuş (inmiş) ve münafıkların iç yüzlerini açığa vurmuştur. Bunun üzerine Peygamberimiz adına Mescid-i Dırar (fitne, fesat mescidi) denilen mescidi yıktırmıştır.
           Hz. Ali’nin hilafeti zamanında meydana gelen Sıffın savaşında da, Kur’an-ı Kerim sayfaları mızrakların uçlarına takılarak siyasi amaçlar için kullanılmıştır. Hz. Ali askerlerine mızrakların ucuna Kur’an sayfalarının takılmasının bir hile ve aldatmacıdan ibaret olduğunu bundan dolayı kabul edilmemesi gerektiğini açıklamıştır.
           Osmanlı döneminde ise Nevşehirli damat İbrahim paşa ve çevresindekilere karşı matbaanın kurulması dâhil yapılan yenilik ve imar faaliyetlerine karşı olan bazı kimseler Arnavut Patrona Halil ile birlikte 28 Eylül 1730 da isyan hareketi başlatarak; “şer ile davamız var. Muhammet ümmetinden olanlar bayrak altında gelsinler” diyerek halkı ayaklandırmışlardır.
            Günümüzde ise bazı tarikat eylemleri, yakın tarihte Hizbullah adını kullanan terör hareketleri, Işid, Boko Haram gibi terör yapılanmaları dini amacı dışında kullanmaktadırlar. İşte tüm bunlara karşı laiklik, dinin politik, ekonomik ve siyasi amaçların dışında din özgürlüğünü ifade eder. Lâiklikten amaç ne din düşmanlığı nede dinin kullanılmasıdır. Devletin dinler karşılığında tarafsızlığıdır. Lâiklik devletle ilgili bir kavramdır. Devlet lâik olur, din ise vatandaşlarla ilgili bir husustur. Devlet vatandaşların yani milletin siyasi bir organizesi ise, milletin her türlü meşru ihtiyacını karşılamakla görevlidir. İşte bu anlamda lâiklik devletinin inançlar karşısında tarafsızlığıyla beraber vatandaşların din, inanç ve ibadet özgürlüğünün de teminatıdır. Onun için ibadet yerleri ve ibadet güvencesi devletin teminatı altındadır.
           Atatürk bunu şöyle ifade eder; “Lâikli, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.”
           "Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. "
           “Lâiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte, dindarlık ve hurafe ile mücadele kapısını açtığı için hakiki dindarlığın gelişmesine imkân temin etmiştir.”
           “Laik hükümet tabirinden dinsizlik manası çıkarmaya yeltenenleri, fesatçılara fırsat vermemek lazımdır.”
Laiklikten anlaşılan şey: dinin güncel, siyasi olayların dışında, dinin kendi ulviyetine uygun bir gelişme sağlamaktadır.
Kişi laik olmaz, devlet laik olur. İnançlar kişilerle ilgilidir. Kamu görevi yapan kişiler, kamudan hizmet alanlara veya kamudan yararlanmak isteyenlere karşı bunu sağlarlar. Yasal ve temel hakları kullanım konusunda inanç, siyasi farklılık gibi mülahazalarla ayırım yapamazlar ve dini ve dine dayalı değerler siyasi, ticari anlamda çıkar menfaat için kullanılamaz demektir. Her bireyin tüm dini inançlarını hiçbir baskıya maruz kalmadan yerine getirebilmesi, öğrenebilmesi, yayabilmesi hakkını da ifade eder.
Laiklik adına uygulamada geçmiş dönemlerde, bu kavramla asla bağdaşmayan uygulamalar olmuş ve olmaktadır. Laiklikte çoğu zaman bazı uygulamalar İslâm'a karşı yeni bir din dayatmasına dönüşmüştür. Bu uygulamalar laiklik adına yapılan ama laiklikle bağdaşmayan uygulamalardır ve doğru değildir.
1.5.2016
Niğde Kur’an Evi Derneği Başkanı

Kaynak: Sitemizden haber fotoğraf alınması yasaktır.
banner697
Yorumlar (0)
Son Yorumlar
Çocuk evlilikleri ile ilgili mücadele konulu, Sağlık Müdürlüğü ve Niğde Üniversitesinin 2012 de güzel bir projesi vardı.Projeyi Valilik de destekliyordu.Ama zamanın sağlık Müdürü 'daha sonra FETÖ den ihraç edildi)bu proje çalışmasını durdurdu daha doğrusu iptal etti.Bu hainlerin her konuda ihanetleri olduğu gibi bu konu da da ihanetlerinin bedelini Niğde halkı ödedi.FETÖ cü eski sağlık müdürüne bazı siyasiler sahip çıktı FETÖ borsası doktor olarak memuriyete geri döndürüldü.Şimdi nerelerde ne iş yapıyor bilmiyoruz ama Niğde halkına ihanetleri oldukça fazla oldu.Bu kişiye en fazla destek çıkan eski il başkanı muhasebeci vatandaş da siyaset çöplüğündeki yerini aldı.
Sayın Başkan Nutuk da dağıtmanızı bekliyoruz.
En iyi Tacirlik günümüzde Din üzerinden yapılıyor. Her zaman böyle olmuştur ve Olmaya devam edecek gibi Sanki Cami yaptırmak isteyenler O bölgedeki camilerin adedini ve Cemaat sayılarını hesaplasalar böyle şeyler Sadece Din istismarıdır Bu Arkadaşlar Cumadan Cumaya Camiye geliyor oda siyasetçi oldukları için birşeylerin üzerini örtecek hareketler bunlar
Sözde AVM' mizde olacaktı.
Cami yaptırıyoruz derler, belediyeden iki akrabası kendi çift maaş alır.
15°
kapalı
banner696
Günün Anketi Tümü
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
BOR'da Hangi Yatırım Gerçekleştirilmeli... Geliştirilmeli...
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 23 Nisan 2021
İmsak 04:19
Güneş 05:48
Öğle 12:45
İkindi 16:29
Akşam 19:31
Yatsı 20:54
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 34 72
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 34 66
4. Trabzonspor 35 60
5. Alanyaspor 35 55
6. Hatayspor 34 53
7. Gaziantep FK 34 51
8. Sivasspor 34 51
9. Karagümrük 34 50
10. Göztepe 35 47
11. Rizespor 34 42
12. Antalyaspor 35 42
13. Konyaspor 34 41
14. Ankaragücü 34 38
15. Malatyaspor 34 37
16. Kasımpaşa 35 37
17. Başakşehir 34 36
18. Kayserispor 34 35
19. Erzurumspor 35 34
20. Gençlerbirliği 34 32
21. Denizlispor 34 27
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 33 77
2. M. United 32 66
3. Leicester City 32 59
4. Chelsea 32 55
5. West Ham 32 55
6. Tottenham 33 53
7. Liverpool 32 53
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 31 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 32 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 32 34
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 32 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 32 73
2. Real Madrid 32 70
3. Barcelona 31 68
4. Sevilla 32 67
5. Real Sociedad 32 50
6. Real Betis 32 49
7. Villarreal 32 49
8. Granada 31 42
9. Osasuna 32 40
10. Athletic Bilbao 31 38
11. Levante 32 38
12. Celta de Vigo 32 38
13. Cádiz 32 36
14. Valencia 32 35
15. Getafe 32 31
16. Deportivo Alaves 32 30
17. Real Valladolid 31 28
18. Huesca 32 27
19. Elche 32 27
20. Eibar 32 23

Gelişmelerden Haberdar Olun

@