ARAŞTIRMA:
Barzani'nin gelişinin esas amacı nedir?
banner211
banner192
banner392

 Merkez medya bir çockuyla ellerini şaklatarak Mesut Barzani’nin gelişini yazıyordu. “Teröre karşı işbirliği” duyurularıyla geçiyorlardı haberleri... Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yarım saat süremesi beklenen görüşme 1 saat sürdü. Barzani’nin ziyareti üç gün sürdü. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile da görüştü.

İyi de nedir bu işin aslı?

Biraz geriye gidelim:

10 Eylül 2011 günkü gazetelerde Hilary Clinton ve Ahmet Davutoğlu’nun gülümseyen fotoğraflarına şu haber eşlik ediyordu: “(...) Küresel Terörle Mücadele Forumu adı verilen girişimin eşbaşkanlığını, ABD ve Türkiye yürütecek...” Bu girişim, orotiter yönetimlerden kurtulup demokrasiye geçiş süreci yaşayan ülkelerde terörizm tehdidine karşı istihbarat ve kaynak desteği sağlayarak yasaların hazırlanması, hakim ve savcıların, güvenlik kuvvetlerinin eğitilmesi yardımlarında bulunacak...

Yani ABD destekli yönetimlere karşı her türlü mehalefetin bertaraf edilmesini sağlayarak “ağabeylik” yapacak.

Bu eşbaşkanlığın, ABD’nin Irak’tan çekilme sürecinin son aşamasında gerçekleşmesine dikkat edilsin... Aslında bu BOP kapsamında verilen bir görevdir.

Ahmet Davutoğlu, 6 Ekim 2011 tarihli 32.Gün programında, Ortadoğu’dan söz edilirken, M. Ali Birand’ın, “ihale bize kaldı” sözüne karşılık şöyle dedi: “İhale bize kaldı demek doğru olmaz. Çünkü bölgenin ihalesi zaten bizimdir!...” Daha ne desin koskoca bakan? Devam edlim...

VE ABD, PKK’YA “KARŞI”

İrili ufaklı terör saldırıları aralıksız devam etti. Ama 19 Ekim 2011’de Çukurca ve Şemdinli’de aynı anda sekiz noktada gerçekleşen ve 24 şehit verdiğimiz terör saldırısının en dikkat çekici yanı, eylemin, tek bir komuta kontrol merkezinden yönetilircesine senkronize olmasıydı. Bunun teknolojik yeterliliğine sadece ABD sahipti...

Ve ABD’den, hem doğrudan Obama’nın, hem de Hillary Cilinton’un ağzından, hemen ertesi gün açıklama geldi: “Terörle mücadelede yanınızdayız.”

BOP eşbaşkanlığı , “model ortaklık” derken bir de “küresel terörle mücadele eşbaşkanlığı” eklenmişti nasılsa ilişki sicilimize... Elbette ABD“yanımızda” olacaktı.

Bunun da ertesi günü, yani 21 Ekim’de Başbakan’ın, “Peşmergelerle birlikte operasyon yapılması talebini Barzani’ye ilettiği” demeci Zaman gazetesinde yayınlandı. Genelkurmay, iki kez yalanlamak zorunda kaldı;“Peşmergelerle birlikte Irak’ta yürüttüğümüz operasyon” haberini. Sözün sahibi Başbakan, Barzani’yi de davet etti ayrıca... 21 Ekim günkü Zaman’a göre: “Çünkü” diyordu Başbakan, “Peşmergelerle birlikte yapmamız gereken işler var.”

Hemen ertesi gün yandaş kalemler, “ETA’nın silah bırakmasının Türkiye’ye de örnek olacağını” yazdılar. “Türkiye, tıpkı İspanya gibi, egemenliğinden tavizler vermeli, PKK’da tıpkı ETA gibi silah bırakmalıydı.” Tabii ki, bu “öneri” yandaşların fikir jimlastiğinden daha fazlasının, bir prpjenin parçasıydı.

BARZANİ GELİR TERÖR BİTER

Barzani 30 Ekim’de İran’daydı. İran yönetimine PKK’nın PJAK’a karşı destek vereceği teminatını verdi... Ki, kısa bir süre önce Kandil’e operasyon yapıp, PJAK’ın belini kıran İran için bu teminatın verilmesinin bir öenemi yok belki, ama ABD sonrası Irak’ta Şii cephesine karşı İran’la bir ortak zeminde –bu terör bile olsa- buluşabilmek Barzani için çok önemli.

Barzani’nin İran’dan Türkiye’ye gelişine Başbakan’ın ulusa sesleniş konuşması ve PKK lideri Murat Karayılan’ın açıklaması eşlik etti. Her ikisinin de ortak noktası, Barzani’ydi...

Başbakan Barzani’nin gelişini ve terörle nasıl mücadele ettiğini anlatırken; Murat Karayılan, “Peşmergelerle aralarında hiçbir zaman çatışma olmayacağını” ve “Barzani’nin çözüm konusundaki çalışmalarını çok olumlu bulduğunu” söylüyordu. .. Ve “ETA’nın silah bırakmasının doğru olduğunu, kendilerinin de silah bırakması için Kürtlerin kendi kendini yönetme hakkının olması gerektiğini” söyledi. Tıpkı on gün önce yandaş kalemlerin tavsiye ettiği gibi...

Buraya kadar satır aralarında veya kenerda köşede kalarak dikkatlerden kaçan önemli ayrıntıları sıraladık.

Bunların sonuçlarını şöyle maddeleyebiliriz:

1-ABD Irak’tan çekildikten sonra oradaki çıkarlarının bekçisi olan Barzani’nin, Arap ve Şii’lerin intikamından korunması ihtiyacı duyuyor. Bir“ağabey” lazım...

2-ABD ve Barzani bunu en iyi, AKP tarafından yönetilen bir Türkiye’nin yapacağına inanıyor. AKP’de buna inanıyor.

3-PKK’nın, Irak’taki mevcutlarının, Barzani’ye entegre edilmesi ve müstakbel “Kürdistan’da” bir iç ayrışma olmaması gerektiğini biliyor.

4-PKK’nın, bu “çözüme” katılması ve gelecekteki bilinen senaryoda (Büyük Kürdistan) işlevselliğinin devam etmesi için, Türkiye’de de, bazı siyasi ayrıcalık taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini de biliyor.

Bu bilgiler ışığında Barzani’nin geliş nedenlerini öngörmeye çalışalım.

BARZANİ İLE ÜÇ GÜN NE KONUŞULDU

Sürekli ortaya sürülen ETA örneğinin PKK ve Türkiye arasında hayata geçirilebilmesi için verilecek siyasi tavizler neler olabilir?

Barzani, bu tavizler ve entegrasyon karşılığında, sözümona terörle mücadele konusunda ne yapacak?

ABD’nin bu konuda çizdiği parametreler arasında, Irak Bölgesel Yönetimi’nin Türkiye ile ilişkileri nasıl olacak?

Yani, ne vereceğiz, ne alacağız?

Verilecekler zaten bütün medyada, “şöyle olsa nasıl olur”, “böyle olsa ne zararı var” diye ayan beyan konuşuluyor.

Sonuçta, “Barzani geldi, PKK’ya karşı mücadelede işbirliği yapacak”gibi yüzeysel değerlendirmeler kafa karıştırmak için yapılıyor. Merkez medya Barzani’nin gelişiyle yıl sonu Irak’tan çekilecek Amerikan askerleri arasındaki ilişkiyi yazmıyor. Sürekli bilinçaltına “Barzani’ye muhtacız”bilgisi şırınga ediliyor. Oysa Barzani Türkiye’nin Mehmetçiği’ne muhtaç...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
banner410

Türk Dünyasının Sosyal DNS'sı
Niğde Üniversitesi’nde “Türk Dünyasının Sosyal DNA’sı Damgalar” Konulu Konferans Düzenlendi

Haberi Oku