PROF. DR. ALİ YARAMANCI
24 Ocak 1917’de Kemerhisar’ın Çayır Mahllesi’nde, Sinan ve Munise YARAMANCI ailesinin çocuğu olarak doğdu. 1924’te okula başladı. O yıllarda köydeki okul, dördüncü sınıfa kadardır. İlk üç sınıfı (Kur’an dahil) Arap harfleriyle okudu. Dördüncü ve beşinci sınıfları (yeni harflerle) Bor’da; ortaokulu ise Niğde’de çok zor şartlarda okudu.
Ortaokul eğitiminin ardından Milli Savunma Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavı kazanarak İstanbul’daki Maltepe Askeri Lisesi’ne girdi. 1937’de bu okulu da birincilikle bitirdi. Ardından MSB’nin mühendis yetiştirmek üzere açtığı sınavı kazandı ve zamının kanunları uyarınca kendisine asteğmen türbesi verildi. Kısa bir süre sonra da Harita Komutanlığı tarafından harita mühendisliği eğitimi için Almanya’ya gönderildi ve eğitim süresi içinde de rütbe yükseltilmesi yapıldı; subay maaşları ise Türkiye’de ailesine kaldı. 1939’da, Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Türkiye’ye çağrıldı ve İstanbul’daki Amerikan Kolejine (Robert College) atandı. Burada mühendislik eğitimine İngilizce olarak devam etti. Üç yıl sonra 1942’de eğitimine en uygun yer olarak seçilen İsviçre Zürih Teknik Üniversitesi’ne gönderildi.
Üniversitenin birinci döneminden itibaren eğitimine başlaması gerekirken, yapılan sınavda gösterdiği başarı nedeniyle üst dönemlerden eğitme başladı. Zamanını en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla jeofizik Mühendisliği Bölümüne de kayıt yaptırdı. O yılarda Türkiye’de eğitimi dahi bulunmayan bu bilim dalının yurdumuz için çok yararlı olacağına inanıyordu. Buradaki mühendislik eğitimini dört yıl sonra tamamlayarak “ Harita ve Jeofizik Yüksek Mühendisi” olarak diplomalarının aldı. Yoğun bir çalışmanın sonunda doktorasını tamamladı. Mesleki açıdan pek çok yenilikler içeren doktora çalışmasından dolayı Fransa ve İsveç’e davet edildi. Bu ülkelerde yapılan toplantılarda buluşlarını aktardı. Harita Komutanlığı’nın kendisine vermiş olduğu sürenin dolması nedeniyle 1949’da yurda döndü. Yüzbaşı rütbesiyle, “Dr. Mühendis” olarak göreve başladı. Kısa bir süre sonra, Türkiye’de ilk olarak İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde bir Jeofizik Enstitüsü kurmak amacıyla çalışmalar başlatıldı. Avrupa’dan alınan öneri üzerine enstitüde görev almak üzere davet edildi. Konuyla ilgili görüşleri alındı. Kendisine enstitüde verilmek istenen görevi memnuniyetle kabul edeceğini; ancak zorunlu hizmetinden dolayı askeriyeden ayrılamayacağını bildirdi. Bunun üzerine üniversite rektörlüğü, MSB’den üniversitede görevlendirilmesi hükümete aktarıldı. Bakanlar Kurulu’nun kararı ve özel bir kanun gereğince üniversitede görev yapmak üzere 1950 yılında kendine izin verildi. Böylece yurdumuzda jeofiziğin akademik yaşamına giren ilk kişi oldu. Üniversitenin Fen Fakültesi Bölümü’nde göreve başladıktan kısa bir süre sonra, söz konusu enstitünün kuruluş hazırlıklarını yapmak üzere Avrupa’ya gönderildi. Yedi aylık bir çalışmanın ardından yurda döndü. Yurda döndüğünde bazı aksaklıklar nedeniyle fakültenin eğitme hazır hale getirilmediğini gördü.
Eğitime ancak 1953’te “Jeofizik” dalından iki hoca ile başladı. Fakültedeki mesleki derslerin tümünü kendisi yürüttü. Bir süre sonra yabancı profesörlerinde katılımı ile fakültedeki eğitim norma seyrin girdi. Görev yaptığı enstitü, bir süre sonra Fen Fakültesi’nden ayrılarak “Yerbilimleri Fakültesi” adı altına kurudu. Prof.Dr. Müh. Ali YARAMANCI, fakültenin “ Jeofizik Mühendisliği” bölümünde çalışmalarına devam etti. Bir süre sonra da akademik kariyerini tamamlayarak” Bölüm Başkanlığı”na getirildi. Emekli oluncaya kadar a bu görevini sürdürdü. 1960’ta bağı bulunduğu Milli Savunma Bakanlığı tarafından, NATO’nun bilimsel bir kuruluşuna, Türk temsilcisi olarak gönderilmek üzere Ankara’ya çağrıldı. Prof.dr. Müh . Ali YARAMANCI, teklifi kabul edemeyeceğini bildirerek; zorunlu hizmetinin karşılığı olan parayı ödedi ve istifa ederek üniversitedeki görevine devam etti. Ordudan Albay rütbesiyle ayrıldı ve fakat orduya bağlı bulunduğu süreç içinde sadece yüzbaşı olarak Ankara’da yedi ay askeri üniforma taşıdı. 1985’te üniversitedeki görevinden emekli oldu. Duyulan ihtiyaç üzerine üniversitedeki görevini sözleşmeli olarak sürdürdü. 1985’den sonraki çalışma hayatında derslere girmedi. Doktora, doçentlik ve profesörlük tezleri hazırlayan elemanlara bilimsel yardımda bulundu. 1992’de üniversitedeki görevinden ayrıldı.
Profesör Dr. Müh Ali YARAMANCI’nın çalışmaları arasında; Avrupa ve Amerika’da çıkarılan ve üyesi bulunduğu beş ayrı jeofizik Birliği dergisinde yayımlanan birçok bildirinin yanı sıra, bir de mesleki kitabı vardır. Çalışmalarına ağırlıklı olarak yeni buluşlar üzerine yapan ve adını dünya literatürüne taşıyan Prof.Dr. Müh .Ali YARAMANCI’nın iki ayrı “Jeofizik Metodu” bu gayretlerinin ürünü oldu. Her yıl, Avrupa Jeofizik Birliği’nin kongresine katılan Prof.Dr. Müh Ali YARAMANCI, Birliğin 1980’de İstanbul’da yapılan kongresine başkanlık etti. Kongre çok başarılı oldu. Çalışmalarında yalnız teorik değil, uygulamalı çalışmaya da önem verdi. Yirmi yıl boyunca yaz aylarında; kamu ve özel sektör tarafından yürütülen, yer altı servetlerinin (petrol, maden kömürü, yer altı suları, arkeolojik kalıntılar..)jeofizik araştırmalarını yaptı. Bu çalışmalardaki en büyük kazancı, mühendislik mesleği açısından çok önemli olan bilimsel araştırma, inceleme ve deneyimlerdi.
Prof.Dr.Müh Ali YARAMANCI; Fransızca, İngilizce ve Almanca olmak üzere üç dil bilmektedir. Prof.Dr.Müh.Ali YARAMANCI iki çocuk sahibidir. Her ikisi de erkek olan çocuklarının eğitimini İstanbul’da Alman Lisesi’nde, üniversite eğitmini, hatta doktora ve uzmanlığını da Almanya ve İngiltere’de, kendi olanaklarıyla sağladı, Büyük oğlu Tezcan YARAMANCI Türkiye’de saygın bir bürokrattır. Küçüğü olan Prof. Dr. Müh. Uğur YARAMANCI ise Avrupa’nın en büyük üniversitelerinden biri olan Berlin Teknik üniversitesi’nde Uygulamalı Jeofizik Bölümü Kürsü Başkanı oldu ve söz konusu üniversitesinin Jeofizik Bölümüne başvuran 20 alman bilim adamı arasından seçildi.Böylece Avrupa çapında adı anılan önemli bilim adamları arasına girdi.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
YorumlarToplam 1 yorum mevcut
hatice anık 1 yıl önce yorumlandı
Sizinle hem aile bireyiniz olarak, hem de TSK mensubu olarak gurur duyuyorum. Ebiniz ecdadınız ve siz nur içinde yatın.