banner765

Ajitasyon (Duygu Sömürüsü)


Burhan ÖZBEY

Burhan ÖZBEY

05 Temmuz 2014, 15:10

 Ajitasyon, Türk Dil Kurumu’na göre; duygu sömürüsü…
Yazının başlığı “din ve duygu” sömürüsü de olabilirdi…
Böylesine ajite edilmiş, senaryolaştırılmış, şovlaştırılmış duygu sömürüsüne tanık olmadık…
Dinin törensel biçimde siyasete alet edilmesi ancak böyle olur…
***
AKP’nin cumhurbaşkanı adayını açıklamasından söz ediyoruz…
Törenselleştirilmiş açıklama da, neler olabileceğini, aşağı yukarı kestirebildiğimiz için, televizyonda ki şovu izlemedik. İzleme gereği duymadık… İyi de etmişiz…
Şovla ilgili basında çıkan haber ve yorumları okuyunca, tahminimizde yanılmadığımızı anladık…
“Gözyaşı soslu” menüde, meğer ne isterseniz varmış…
Eşinden çocuklarından millet önünde,  nemli gözlerle özür dilemesi ajitasyonun en çarpıcı yönüydü.
Ne gerek vardı buna? Bu işi evinde yapabilirdi, tabi eğer gerçekten ihtiyaç duyuyorsa
***
Beklenildiği gibi Tayyip Erdoğan dini argümanları sürekli öne çıkarmada ki ısrar ve taktiğinden yine vazgeçmemiş…
Basında çıkan haberlere göre konuşmasına dua ile başlamış, Fatiha süresinin Türkçesini okuyarak bitirmiş…
Son zamanlarda gittiği yerlerdeki, topluma yönelik konuşmalarında, yolsuzluk iddialarından hiç söz etmeyerek, “Rabbim” , “Rabbim” sözünü sürekli dile getirmiş olması, seçime dönük nasıl bir yol izleyeceğini ortaya koymuş durumdaydı…
*** 
Başbakan’ın bu yönde ki konuşmalarını tesadüfen de olsa izlerken hep aklımıza gelen neydi biliyor musunuz?
“Kabataş iskelesinde benim başörtülü bacıma saldırdılar…”
“Dolmabahçe camiine ayakkabıyla girip içeride içki içtiler…”
“Bizim PKK ile görüştüğümüzü iddia edenler alçaktırlar, şerefsizdirler.”
Ve daha nice sözleriydi…
***
Biliyorsunuz, Erdoğan’ın çıkıp meydanlara bas bas bağırarak söylediği bu sözlerin gerçeği yansıtmadığı sonradan apaçık ortaya çıkmıştı…
Ancak… Başbakan’ın sürekli dini siyasete alet ederek politika yaptığını ve yapma kararlılığında olduğunu neredeyse havada uçan kuşlar ya da çocuklar bile öğrenmişlerdi…
***
Hâlâ aklımız almış değil…
17 Aralık “Rüşvet ve Yolsuzluk, 25 Aralık “sıfırlama” facialarından sonra; sanki bütün bunlar olmamış gibi “çarkın dönmesi” karşısında, gördüklerimiz acaba bir rüyamıydı diye hâlâ düşünmekten de kendimizi alamıyoruz…
25 Aralık tapesiyle ilgili TÜ-Bİ-TAK’ IN: he ce le me(!) raporu, dürüst, sağduyulu ve vicdan sahibi tek bir kişiyi bile inandırmadı…
Milletin hatta dünyanın önünde yaşanmış böyle bir olayın, Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi “Ağrı dağı kadar gerçek” olduğuna, hiç “bu faciada” olduğu kadar inanılmamıştır…
***
Allah kitap, din iman, “Rabbim”, “Yaradan” ve benzeri dini söylemleri; olur olmaz yerde, sabah akşam milletin önünde söyleyerek, vicdanları susturamazsınız muhteremler!...
Ajitasyonla saf, temiz, mütedeyyin vatandaşları bir süre aldatabilirsiniz ama herkesi her zaman ve sonuna değin aldatamazsınız!...
***
“İman asla yalanla bir araya gelmez. Yalan; ikiyüzlülüğün, menfaatçiliğin bir başka şekli.
“Kur’an yalana bulaşanları lanetler.
“Kur’an lanetlemişse bir kötülüğü; bu adamı Allah düşmanı ilan etmiş demektir.
“Yalancılar Allah’ın düşmanıdır. Yalan, hiç de öyle hafif ve basit bir şey değildir…
“Yalan; insanı ve toplumu içten çürütür. Bakın Türk toplumuna… Bugün yeryüzündeki Müslüman toplumların hepsi ne yazık ki öyle…
“Yalan, hepsini içten çürüttü… Şimdi bugünkü dincilere bakın… Yalan bunların temel sermayesi…” (Yaşar Nuri Öztürk – Yurt gazetesi 29 Haz. 2014)
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.